Sorumluluklarımız

Abone Ol

Sorumluluklarımız oldukça fazla. Ne yana dönüp bakarsak bakalım bizi kuşatmış bin türlü sorun bulunuyor. Bunlar genelde insanlığı ilgilendiriyor. Sadece insanlığı değil, doğayı, hayvanları ve hemen bütün âlemi kapsıyor. Dünyamızı kasıp kavuran kimyasallar, tehdit eden genel durumlar gelecek için kaygı oluşturuyor.

Kendimizi sabah gözlerimizi açar açmaz savaş veya benzeri gerilimlerin içinde buluyoruz. İnsan olma sorumluluğu gereği geriliyoruz. Gerilimimiz arttıkça tedirginlikle birlikte ruh ve beden sağlığımız etkileniyor.

Dünyanın başına bela kesilmiş olan bu zehirli sarmaşıkların soluk aldırmadığı, rahat ve huzur bırakmadığı bilinmeyenler değil. İnsan olma sorumluluğu gereği hemen her konuda güç neyi gerektiriyor ise onu yapma da bir gerekliliktir.

Kendimizi belli alanlarla sınırlayamayız. Filistin’de savaş her yönüyle sürüyor. Lübnan ateş altında. İran’da gerilim had safhada. Türkistan bir başka sorun. Güney Amerika tehdit altında. Durmaksızın yeni alanlar savaş gerilimine açılıyor. Emperyalizmin doymazlığı, sınırsızlığı onu daha çok pervasızlaştırıyor. Emperyalizm tetikçisi, sürükleyicisi Siyonizm insanlığın iyice huzurunu kaçırdı. Dünya yüzünde bir nokta kadar bir yer ve konumu olmasına karşın fitnenin kaynağı ve merkezi durumunda. Dünyayı ateşe vermekten asla kaçınmıyor.

Güçlerin birleşmesi, korku ve bağımlılıklar ise onları giderek etkisiz kılıyor. Onlar da bu emperyal soygunda paylarına neler düşüyor onu edinmeye bakıyorlar.

İnsanlığın uyanışını sağlayacak her adım ve davranış insanlık için bir umut yolculuğudur. Filistin olayı ile birlikte gelişen SUMUD girişimi bir başlangıç olsa da insanlık için hayırlı bir gelişmedir.

Pervasız olan şeytani düzenin oluşturucularının tutumu elbette değişmeyecek. Zaman içinde direniş hemen bütün insanlığı kapsarsa durum değişir.

İran direnişinin bir adım olduğu unutulmamalı. Yoksa bir başına yapabilecek çok şey yok. Ancak umut aşılamış bulunuyor. İnsanlığın önü açılıyor.

Siyonist hareketin sinsiliği, içten içe Müslüman diye bilinen ülkeleri içten kuşatması ve etkisi altına alması en yadırganası bir durum. Haberler düştükçe insanın bir yanıyla Müslüman diye bildiğimiz kimi ulusların gerek yöneticileri ve gerekse halkları umutların zayıflamasına neden oluyor. Müslüman diye bilinen ülkelerin liderleri tam anlamıyla hem ihanet içindedirler.

Netenyahu BAE ülkesine rahatça girip çıkıyor. Onlarla ilgili çalışmalara katılıyor. Müslümanların birbirleriyle olan savaşlarını veya karşı direnişlerini yönlendiriyor. Hatta güç ve destek veriyor.

Irak kırsalında ve çöllerinde üs sahibi olması kabul edilebilir değildir. Öyle de nasıl oluyor da kimseye görünmeden ve bilinmeden böyle bir üs oluşturabiliyor. İran’daki üst düzey insanları, Hamaney’in şehadetlerinin nasıl gerçekleştiği şimdi daha iyi anlaşılabiliyor.

İstihbarat örgütleri olan MOSSAD’ın nerelere nasıl sızdığı, neler yaptığı sır değil. Şer güçlerin iş birliği yapma güçleri var ise, mazlum ve bağımsız halkların iş birliği yapma hakkı insanlık adına bir sorumluluktur.

Söz ve dil sahibi olan her insan tekinin üzerine düşen güzellikleri ve iyilikleri elinden geldiğince yaygınlaştırmasıdır. İnsanın etkilenebileceğe çok alan bulunuyor.

Kayıtsızlık, ilgisizlik, nemelazımlık gibi insan onuruna yakışmayan davranışlar kendisi için de hem bir tuzak hem de geleceksizliktir.

Her dönemin zorlukları bulunuyor ama her dönemin kendine özgü kolaylıkları ve kimi koşulları da bulunuyor. Diji dünya zamanında etki alanları daha da etkili olabiliyor. Yeter ki gayret gösterilsin cehdedilsin. Atılan tohumların hiçbiri boşa gitmeyecek. Atılan tohumlar yeri ve zamanı gelince karışlık bulur. Toprak kendisine atılan her tohumu kabullenir.