Sorumlu olmak

Abone Ol

Yıllar önce Rusya nın Çernobil Kentinde meydana gelen nükleer felaketten Karadeniz kıyısındaki vilayetlerimizin tamamı etkilenmiş, özellikle Rize de üretilen çaylarda kanserojen madde olabileceğine dair iddialar ortaya atılmıştı. Dönemin hükümeti ortaya atılan iddiaları bilimsel olarak inceletip, bölge insanının geleceğine ilişkin kapsamlı sağlık tedbirleri alacağına yan gelip yatmayı ve her şeyi kulak arkası etmeyi tercih ediyordu. Kanser tehlikesi sebebiyle Rize de üretilen çayların iç piyasada tüketilmeme ve dışarıya ihracat yapamama durumu ortaya çıktığı için, dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral, kameralar önüne geçiyor ve elindeki çay bardağıyla, "Ben gönül rahatlığıyla içiyorum, bu çaylarda kanser filan yok" beyanatlarıyla insanlarımızın zihinlerini dönüştürmeye çalışıyordu.

Kameralar önünde çay höpürdeterek sırtlarına yüklenen sorumluluktan kaçtıklarını zannedenler, Karadeniz bölgesinde bir nesli kanserin ölüm saçan pençesine attılar. Bugün Karadeniz bölgesinde kanser hastalığıyla boğuşmayan köylük mekan kalmamış durumda.

İş üreteceğine laf üreten, sırtına giydiği sorumluluk gömleğini taşımaktan ve oturduğu koltuğu doldurmaktan aciz, siyaseti halka hizmet için değil ikbal kaygısıyla yapanların bu millete vereceği hiçbir şey yoktur . Olamaz Bu tip siyasetçiler, aldıkları sorumsuz kararlarla bu milletin de geleceğini karartırlar, memleketin de geleceğini ipotek altına alırlar

Gelelim bu konuya birebir benzeyen gündemdeki meseleye Birkaç gündür medyamızda tüm dünyayı tehdit eden Kuş Gribi ile ilgili haberler izlemekteyiz Manyas ta göçmen kuşların göç yollarında yer alan bir köyde, tüm dünyayı tehdit eden bu hastalığın bulunduğu anlaşıldı Günlerdir, köydeki uçan, kaçan tüm kanatlı hayvanlar tek tek yakalanarak telef ediliyor Bazı vatandaşlar, Bizim tek sermayemiz bu Vermeyiz Etmeyiz" diye dirense de, hastalığın bulaşma ihtimali olan tüm hayvanlar mecburi şekilde öldürülüyor. Özellikle yazılı medyamızda birkaç gündür konuyla ilgili haberleri detaylı şekilde takip ediyoruz. Medyamız, hükümetin Sağlık ve Tarım Bakanı nın "sorumsuzca" davranıp Manyas taki olayı görmezden gelmediğini, üzerlerine düşen vazifeyi yaptığını, Manyas ta hayvanların bilinçli şekilde telef edildiğini yazıp çiziyor. Biz kesinlikle böyle düşünmüyoruz Sağlık Bakanı Recep Akdağ ın da, Tarım Bakanı Mehdi Eker in de Kuş Gribi yle ilgili milletimizin bilinçlenmesi noktasında üzerlerine düşenleri layıkıyla yerine getirdiğine inanmıyoruz Memleketi muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için bilim üreten üniversitelerimizin, sorumluluklarını yerine getirdiğine inanmıyoruz... Öncelikle sormamız gerekiyor Tüm Avrupa ülkeleri Türkiye den kanatlı hayvan ihracatını durdurdu Peki, sağlık, hijyen konularında bu kadar titiz Avrupa ülkelerinin yemediği tavukları, hindi etlerini biz mi yiyeceğiz 80 derecede kaynat ye, 100 derecede kaynat ye Aynen Cahit Aral ın "Höpürdet höpürdet iç Yok bi şey" sorumsuzluğu gibi Yaklaşık bir haftadır ekranlara kilitli vaziyetteyiz, ama, Kuş Gribi nin insana nasıl bulaştığını tam olarak anlamış değiliz Kuş lardan bulaşıyor ama nasıl bulaşıyor Kuşların etinden mi bulaşıyor Temasla mı bulaşıyor Aynı ortamda olmakla mı bulaşıyor Daha da vahimi, uzmanlar temiz su kaynaklarından da, pis sulardan da bu hastalığın bulaşabileceğini söylüyorlar Durum bu kadar ciddiyse, bu hastalıktan kaçış imkanı yok Peki, Sağlık Bakanlığı nın böyle bir salgın için aldığı ciddi önlemler nedir Hayvanları gaz odalarında telef etmek, millete tavuk eti yiyebilirsiniz diye akıl vermek kolay her şeyden önemlisi Kuş Gribi ne yakalanacaklar için ne önlem alındı