Sorular ve sorunlarımız

Abone Ol

Gece gündüz çalışıyorum fakat kazandığım paranın

bereketini göremiyorum

Elime geçen para uçup gidiyor, hiç bereketi yok.

Eskiden az kazanırdık ama kazandığımız para

ihtiyaçlarımıza kafi gelirdi şimdilerde çok kazanıyoruz fakat borçtan

kurtulamıyoruz

Bu şikâyetleri yakınlarınızdan sık sık işitmişsinizdir.

Bugün asgari ücretle geçimini sağlayanlar da ekonomik düzeyi yüksek olanlar da

kazandıkları paranın bereketini göremediklerinden şikâyet ediyorlar. Eskiden

aynı kaptan yemek yiyen, aynı bardakta su içen kardeşlerin hikâyeleri

anlatılırdı. Büyükannelerimiz bir kap yemeğin bütün aileyi doyurduğundan

bahseder o günlerde her şeyin bereketi vardı derler

Günümüz çocukları ise zengin sofralara oturuyor, büyük

alış veriş merkezlerinde alış veriş yapıyorlar, istedikleri her şeye kolay

yoldan ulaşabiliyorlar fakat ne paranın bereketini görüyorlar ne de göz

açlığından kurtulabiliyorlar.

Eskiden kadınlar evlerinde çocuklarının bakımıyla

ilgilenirlerdi, bugün çalışanların büyük çoğunluğu kadınlardan oluşuyor. Artık

eve iki maaş giriyor, anne baba hafta sonları kredi kartını alıp marketlere

koşuyorlar. Alış verişler yapılıyor, mutfak dolup taşıyor. Parası olan da

olmayan da bu kartlar aracılığıyla istediklerini alabiliyorlar. Fakat ilginçtir

eskiye göre daha fazla imkânlara sahip olan insanlarımız, geçim derdinden, evin

bereketsizliğinden ve can sıkıntısından bahsediyorlar. Günümüzde, faizin

yaygınlaşması, lüks tüketim alışkanlığının artması, ihtiyaçların yanlış tespit

edilmesi, fakirlik kriterlerinin bölgesel ve kültürel faktörlerden etkilenmesi

evlerimizin sadece huzurunu değil bereketini alıp götürdü.

Kazanıyoruz fakat kazandığımızın bereketini göremiyoruz

diyen kişiler, helal para kazanmak kadar, helal harcama ve helal yaşama

noktasında da hassasiyet göstermelidirler. Helal kazanıyor olabilirsiniz fakat

harcamalarınızı yaparken de bu kaideleri dikkate almak zorundasınız.

ESKİDEN KÖY VARDI

Eskiden köylü deyince zihnimizde, toprakla meşgul olan,

üreten saf Anadolu insanı canlanırdı. Artık köylü üretmiyor, kırsal kesimde

yaşayan insanlar da tüketen sınıfında yer alıyor.

Köylünün üretim faaliyetlerini durdurması, endüstriyel

ürünlerin artmasına ve insanların bu ürünlere rağbet etmelerine neden oldu.

Endüstriyel ürünlerin revaçta olması ise sağlık sorunlarının artmasına neden

oldu. Bu sorunun farkına varan insanlarımız organik ürünlere meylediyor fakat

bu ürünleri artık bulma imkanına sahip değiliz.

Küresel kültür zaman bilincini köreltti. İnsanlarımızın

güne erken başlama ve erken bitirememe konusunda ciddi sorunları var. O yüzden

insanlar zamanı verimli kullanamıyor dolayısıyla hayata bir şey katamıyorlar.

Zira güne erken başlayamayan toplumlarda üretimde verimliliğin sağlanması

mümkün olamaz.

Genç kuşak kendilerinden beklenen başarıyı gösteremiyor,

beyhude bir hayat sürüyorlar. Ailelerin, genç neslin istikbalini sadece

üniversiteli olmakta görmeleri ise sorunun bir diğer ayağını oluşturuyor. Zira

bu aileler ne çocuklarıyla başarılı iletişim kurabiliyorlar ne de onları

hayatın diğer alanları ile tanıştırabiliyorlar. O yüzden sorularımız ve

sorunlarımız hep devam ediyor.