İnsan hayatı boyunca çeşitli sıfatlar alır. Çocuk olur, eş olur, anne-baba olur, akraba olur, komşu olur, arkadaş olur, öğrenci olur, mesai arkadaşı olur… Her bir sıfatı kişiye başka özellikler yükler. Özünde aynı kişi de olsa her bir ortamda başka başka tanınır. Bir kişiyi anne-babası tarafından farklı, eşinden farklı, dostlarından farklı, komşularından farklı, mesai arkadaşlarından farklı dinlersiniz. Her biri ortak noktalara değinse de her birinin tanıdığı kişi arasında dağlar vardır.
Çok az insansa öncü olur. Ve çok az insan her ortamda, her sıfatıyla aynı kişi olur. Saadet Partimizin rahmetli YİK Başkanı, Erbakan Hoca’mızın yol arkadaşı Oğuzhan Asiltürk Beyefendi bu isimlerden biridir. O’nu eşinden, çocuklarından, akrabalarından, mesai arkadaşlarından, kimden dinlerseniz dinleyin hep aynı şeyi diyeceklerdir size: “O ömrünü Allah’ın rızasını arayarak geçirdi.”
Oğuzhan Asiltürk’ün vefatının hemen ardından Maaile dergimizde yayınlanmak üzere Asiltürk ailesinin üyeleriyle röportajlar yapmış, hayatına dair önemli hatıralar dinleme imkânı bulmuştuk. Her bir hatıratta ömrünün her anında Allah rızası için çalışmış ve başta ailesi olmak üzere insanlara böyle bir ömür sürmeleri konusunda tavsiye vermiş bir insanı dinliyorduk. Bu hatıratlardan birini de Asiltürk ailesinin gelini ve Saadet Partisi eski Kadın Kolları Başkanımız Ebru Asiltürk Hanımefendi’den dinlemiştik. Ebru Hanım, hayatını etkilediğini söylediği hatırayı şöyle anlatıyor:
“Bu hatıra sadece o dönem değil sonraki hayatımın her döneminde, arkadaşlık ilişkilerimde, aile ilişkilerimde, meslek hayatımda, siyasi çalışmalarımda şekil vermiştir. Bu da şu hatıradır; Refah-Yol döneminde eşime devlette kıymetli bir vazife verildi. Eşim bu vazifeye geçmeden önce Oğuzhan Bey’den nasihat ve dua almak üzere yanına gitti. Bende o dönemde SSK’da diş hekimi olarak çalışıyordum. Eşimin Oğuzhan Bey’den dua aldıktan sonra makamına geçeceğini biliyorum. Saat 11.00 civarı benim işlerim hastanede hafifleyince eşimi aradım ve Oğuzhan Bey’in kendisine nasıl bir nasihatte bulunduğunu sordum. ‘Evladım attığın her imzada, söylediğin her sözde, vereceğin her kararda Allah bundan razı mı diye sor buna göre karar ver’ diye bir nasihatte bulunmuş. Aslında sadece Celal Bey’e değil hepimize örnek olacak bir nasihat. Bütün ilişkilerimizde, vereceğimiz kararlarda, atacağımız adımlarda Allah bundan razı mı diye sorsak hem kararsızlığımız ortadan kalkar hem de en doğru kararı bu şekilde vermiş oluruz inşallah. Sor ki Allah bundan razı mı kalbin hemen cevabı verecek. Razıysa zaten yaparsın, razı değilse yapmazsın.”
Sor ki kalbine Allah bundan razı mı? Ne kadar pratik ve kesin bir tedavi metodu! Aslında yaptığımız her işte bu soruyu kendimize sorabilsek yanlış yapma gafletinden kendimizi olabildiğince koruyabiliriz. Yaptığımız işi, aldığımız kararları, kolay olduğu için mi, konjonktürel sebeplerle mi, menfaatimize uyduğu için mi yapıyoruz yoksa Allah rızasına uygun olduğu için mi? Unutulmamalıdır ki meşru bir hedefe gayrimeşru bir yolla varılamayacağı gibi Allah rızasına da Allah’ın razı olmayacağı yollarla varılamaz.
Oğuzhan Asiltürk Başkanımızı andığımız şu günlerde O’nu anlayabilmemiz ve O’nun gibi Allah rızasını arayan bir ömür sürebilmemiz duası ile…