Sonuçların doğru okunması gerek

Abone Ol

Pazar akşamı erken saatlerde sonuçların büyük ölçüde ortaya çıkması üzerine sabaha kadar tüm televizyon kanallarında sonuçlar farklı açılardan ele alındı. Büyük çoğunluk itibariyle iktidar yanlıları olayı Cumhurun Cumhurbaşkanını seçmesine bağladılar ve elde edilen sonucu Başbakan Erdoğan ın 9. seçim zaferi olarak değerlendirdiler. Elbette, halkın ilk defa Cumhurbaşkanını seçmesi ve Erdoğan ın 9. seçim zaferi kazandığı nitelendirmesi doğru bir değerlendirmeydi. Buna karşılık çatı aday etrafında toplanan muhalefet ise ortaya çıkan soncun bir zafer olmadığını, haksız bir ortamda seçimlerin yapıldığını söylediler. Bununla da kalmadılar Erdoğan a oy veren seçmeni gerçeği görememekle suçladılar. Halbuki demokrasi denen oyun böyle işliyor. Yani yüz kişiden 51 inin oyu hangi tarafta ise kazanan orası oluyor. Kısacası sonuçlara kilitlenmiş değerlendirmeler aslında işin özüne inilmesini engelliyordu. Söz gelimi CHP ve MHP nin çatı aday diye siyaset dışından bir ismi getirip ortak aday ilan etmelerinin seçim sonuçlarına ne ölçüde etki ettiği üzerinde fazlaca durulmadı. Nedense CHP-MHP ittifakının Erdoğan ın birinci turda seçilmesine destek olduğu üzerinde de fazlaca durulmadı. Seçimlerden günler önce bu köşede CHP ve MHP nin Başbakan Erdoğan ı ilk turda Köşk e göndererek ondan kurtulmanın hesabını yaptıklarını, seçimi kazanmak gibi bir hesaplarının olmadığını, Erdoğan ı Köşk e göndererek ondan kurtulmalarının mümkün olmadığını düşündüklerini ileri sürmüştüm. Bu düşüncemin ilk bölümünde yanılmadığım seçim sonuçları ile doğrulanmış durumda. İkinci bölüm konusunda biraz beklemek gerekiyor.

Bundan sonrasını AK Parti de yeni yapılanma ile önümüzdeki yıl yapılacak genel seçimlerin sonuçları belirleyecek. Çünkü Cumhurun Cumhurbaşkanını seçmiş olması vesayet sisteminden kurtuluş için ilk adım olabilir ama sistemin adının net bir şekilde belirlenmesi gerekiyor. Bunun içinde yeni sivil bir anayasaya ihtiyaç var. Çünkü halkın Cumhurbaşkanını seçmesi eski sisteme göre ileri bir adımdır ama şu anda belirsiz bir durum söz konusudur. Sistemin adı başkanlık mı, yarı başkanlık mı yoksa parlamenter mi net değil. Bu belirsizlik belki bu dönemde sıkıntıya yol açmayacaktır ama ileride ülke yeni gerilimlere sürüklenebilir. Söz gelimi Başbakan bir partiden Cumhurbaşkanı bir başka partiden seçildiği zaman ortaya çıkabilecek sıkıntıyı şahsen düşünmek bile istemiyorum. Bu bakımdan acilen yeni bir anayasaya ihtiyaç vardır. Ne var ki, geçmiş  denemeleri hatırlayınca insan yeni bir anayasa hazırlanmazsından fazlaca ümitli olamıyor.

Bu arada seçimlerin sonuçları değerlendirilirken seçime katılımın yüzde 70 civarında kalmış olması doğru okunmalıdır. Meseleyi getirip yaz aylarına ve insanların tatilde oluşlarına bağlamak gerçekçi bir yaklaşım değildir. Özellikle CHP ve MHP nin ortak aday çıkarmış olmaları seçime iştiraki düşürmüştür. Bu gerçeği MHP ve CHP doğru okumak durumundadır. Bu arada bana göre seçimin bir diğer kazanını Demirtaş olmuştur. Bu sonuç HDP yi Türkiye partisi olmaya iterse sanıyorum yararlı olur. Ama bunun aksi söz konusu olur, aldığı oy oranına bakarak eski söylemini daha sert dille tekrarlamaya başlarsa Çözüm Sürecinin sonu olur.

Sonuç olarak seçim sonuçlarının serinkanlı değerlendirilmesi, eksikliklerin ve yapılan yanlışları tespit edilerek önümüzdeki dönemde bunların düzeltilmesi gerekiyor.