Baktım Kadıköy de bir kaç yere Fenerbahçe bayrağı asılmış
bile... Yani şampiyonluk kutlaması gibi... Zaten Fenerbahçe takımının
futbolcuları da taraftarlarla birlikte Saraçoğlu nda Antalyaspor galibiyeti
sonrası ilk kutlamayı, daha doğrusu ilk gösteriyi yaptı bile... Haklarıdır.
Benim gözlemime göre daha ligin sekizinci haftasında şampiyon olmuşlardı bile,
ama spor basını, belki de hocaları, hatta Aziz Bey bile Galatasaray ve Beşiktaş ın
son tökezlemelerine kadar tedirgin idiler. Çok anladıklarının kanıtıdır...
Neyse, Fenerbahçe nin sahasına çıkıp da dörtlü forvetle
oynayan takımın hali nice olur diye soracak olursanız, dörtlük veya beşlik olur
derim. Bunlar ülke futbolunun ilk yardım hocaları. Bir takım darda ise hemen
bunlar gelir göreve... Sen tut, sola Tita yı, ortaya Diarra yı, sağ kenara
Koray ı, Diarra nın arkasına da İsaac ı koy. Sanırsınız ki şampiyonluğa oynayan
Antalyaspor. Dua etsinler de Fenerbahçe, eksikleri yüzünden, bir de beraberlik
gölünü yiyince tedirgin oldu da, ağır farktan kurtuldular. Ve tam teslimiyet
son dakikalara kaldı. Bakalım iki gol atan Cadlec bu hafta nerede duracak
Meireles de iyi oynadı. Alves ten vazgeçmek mümkün değil... Eh, Emenike nin de
cezası bittiğine göre, bakalım Ersun Yanal kimden vazgeçecek. Maç da
Beşiktaş la ya... Kaybetsen de önemi yok ama Aziz Bey derbilerle yaşadığı için
önemli...
Şimdi gelelim başlığa... Fenerbahçe futbolun dışında dört
kupa kaldırma hevesi ile pazara girmişti. Bir de ilk yarıda Arena da yenildiği
Karşıyaka ile basketbol maçı vardı. Ve Fenerbahçe bu beş maçı da kaybetti. Yani
beşte sıfır çekti. Hele hele Kadınlar Şampiyonlar Ligi finalini kaybetmek en
büyük sürpriz idi. Voleybolda müessese takımlarına kaybetmek, basketbol
erkeklerde bir İzmir takımına yenilmek, masa tenisinde bir yabancıya yenilmek
önemli değildir. Ama kaybedilen takımın forması Sarı-Kırmızı ve de adı
Galatasaray ise, Avrupa Şampiyonluğu da kaybedildiyse, yandı külüm keten
helva... Ve bu yüzden de Aziz Bey, hem salonun girişinde, hem salonda, hem de
çıkışında Galatasaray taraftarlarıyla kapıştı. Bir uçak dolusu da amigo
götürmüş. Acaba o masrafları kim karşıladı Onlar da dâhil oldular zaman zaman
kapışmalara... Ne yakıştı ama değil mi Hadi bakalım Habertürk ün röportaj
ustası bir de bunun röportajını yapsın... Kongre öncesi havayı bulandırmak
istediler ama başaramadılar. Şimdi resmi siteden bir yaygara bekliyorum.
Gazeteler mi Pazar günü bağıranlar kısık sesle kenara köşeye sıkıştırmışlar
beş sonucu...
Tekrar edeyim; Avrupa kadın basketbolunun zirvesinde iki
Türk takımının yer alması bir tarihi spor olayıdır. Benzerini yaşamamız bir
daha mümkün olur mu, sanmam. Sadece kadın basketbolunda değil ülkenin herhangi
bir spor branşında bir daha yaşanamaz. Gururumuz olan her iki takımı da
kutluyorum. Bu arada o fiziği ile maçları kırkar dakika oynayan Işıl Alben i de
ayrıca kutluyorum. Gerçek forma aşkı bu olsa gerek.