Sonbaharda erken seçim ya da Rusya’dan al haberi!

Abone Ol

Bir kere şunu baştan ifade edeyim; hiçbir iktidar erken seçim istemez. Niye durduk yerde kendini riske atsın! Makam, koltuk, para, güç, erk… Bunlar kimilerinin vazgeçemeyeceği değerler!

Doğru oturup doğru konuşalım; iktidar partilerine mensup ya da muhalefet partileri milletvekilleri de öyle kolay kolay erken seçim talep etmezler! Erken seçime gidip de yeniden parlamentoya gelememek var! Milletvekili aday listelerine hiç girmemek var, seçilemeyecek yerlere konulmak var! Var oğlu var…

Ama şöyle bir durum da var; kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez! İşler daha da kötüye gidiyorsa, işler daha da kötüleşmeden bir baskın seçimle yeniden iktidar olabilme hayali varsa iktidarlar ani bir kararla seçime de gidebilirler.

Geçmişte bunun örnekleri fazlasıyla var!

Yaşadığımız şu konjonktürde işte böyle havalar esiyor!

Rusya’da yayımlanan meşhur Izvestiya gazetesi, Cumhurbaşkanı, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan için ‘işlerin iyiye gitmediğini’ ve Kasım ayında erken seçime gideceğini öne sürdü.

Izvestiya, Alman Welt am Sonntag’in haberine dayanarak, “Erken seçim için birkaç hazırlık işareti var” diye yazdı. Türkiye’de yaşanan yüksek enflasyonun yanı sıra Türk Lirası’nın uçurumda olduğunu söyleyen gazete, cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri tarihinin daha yakın bir tarihe alınacağını söyledi.

Izvestiya, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2023 seçimleri için beklemesi halinde ise popülerliğini kaybedeceğini öne sürdü.

***

Eskiden böyle kulis haberleri genellikle Batı menşeli olurdu. Reuters gibi… Şimdi işler değişti. Gözlerimiz, kulaklarımız Rusya’ya yöneldi. Bu sonbaharda erken seçim ya da Rusya’dan al haberi! Son derece ilginç değil mi?

“CİĞERİMİZ YANIYOR, CİĞERİMİZ!”

Antalya’dan bir üretici/çiftçi aradı. 

Neler mi anlattı? Şu kadarını söyleyeyim; “Anadolu’nun bu feryadını dinleyin, duyun!” derim! Bu üreticinin her bir cümlesi, Türkiye’de tarımla, toprakla uğraşan, üretim yapmaya gayret eden çiftçilerimizin yürek dağlayan, acı veren durumlarını ifade ediyor. Kulak verelim; 

* “Adnan Bey, ürünlerimiz para etmiyor. Ürettiğimiz domates 3 TL. Ama siz İstanbul’da 15-20 TL’ye bu domatesi yiyorsunuz. Aradaki fark nereye gidiyor? Bunu hâlâ anlamış değiliz. Yetkililere buradan sormak istiyorum; bu kadar çalışıp çabalıyoruz, ürünümüz neden para etmiyor? Bu konuda iktidar bazı çalışmalar yapacaktı! Üreticinin tarlasındaki ürünün değerinden satılması, alınması noktasında. Ne oldu bu sözler? Hiçbir gelişme olmadı!”

* “Bizim için gübre olmazsa olmazlardan. Yakın zamana kadar gübre 200-250 TL civarında idi. Şimdi olmuş 1500-2000 TL. Neredeyse 10 kat zamlandı ama ürettiklerimiz para etmiyor! Bizim bu gübreyi her hâlükârda kullanmamız lazım. Neyi kaçtan satıp hangi parayla bu gübreyi alacağız? Ciğerimiz yanıyor, ciğerimiz!”

* “Bugün işçi çalıştıracağım desen 200-300 TL’den aşağıya yevmiyeci gelmiyor, çalıştıracak işçi bulamıyorsun!”

* “Sadece üretimle, ekonomiyle alakalı konular da değil! Ahlâk yerlerde sürünüyor. Ben şu yaşıma geldim, bugüne kadar böyle bir ortam yaşamadım. Aile yok oluyor!”

* “7 milyon genç bu seçimde oy kullanacak, ilk kez. Bu gençlere yönelik ne yapıyoruz? Bu 7 milyon genci etkilemeye yönelik yeni ve etkili politikalar belirlenmesi, geliştirilmesi şart! Özellikle muhalefet partilerinin bu gençleri kazanması lazım! Bugünkü iktidar döneminde doğup büyümüş bu gençlerin taleplerini, isteklerini, beklentilerini iyi analiz etmek gerekmez mi? Ama bakıyorum bu yönde atılan adımlar çok eksik!..”

***

Duyan, işiten var mı? Anadolu’dan yürek dağlayan sesler yükseliyor.

* Bu kış domatesin 50 TL’den aşağı olmayacağı vurguları şimdiden yapılıyor. Peki ya doğalgaz, elektrik faturaları! Her an gözümüz ekranda olacak; ‘doğalgaza zam!’… ‘Elektriğe zam!’…

* Öyle anlaşılıyor ki, ekonomik manada bu kış zor hem de çok zor geçecek! Maaşlar sabit ama giderlere her gün zam geliyor!

* Sabit gelirliler (maaşlı) için, hele hele de emekliler için bu kış çok daha zor geçecek!

* Ben söylemiyorum, gidişat, rakamlar, ekonominin durumu bunu gösteriyor!

Allah (C.C.) hepimizin yardımcısı olsun…

ÖSYM’NİN DİKKATİNE; DGS KONTENJANLARI DÜŞTÜ, YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİ KONTENJANI ARTTI! NİÇİN?

Bu yıl yaklaşık 3,5 milyon öğrenci üniversite hayalleriyle Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) girdi.

YKS öncesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “puan barajlarının kaldırılacağı ve kontenjanların artırılacağı” sözünden sonra, 3,5 milyon kişi umutlandı fakat bazı önemli üniversitelerimizde böyle bir artışın olmadığı da gözlendi.

Örnek mi; son zamanlarda talebin arttığı Bilgisayar Mühendisliği kontenjanları bazı üniversitelerde şu şekilde:

*  Boğaziçi Ü.; 2022/93, 2021/93, * İTÜ; 2022/113, 2021/113, * ODTÜ; 2022/108, 2021/108, Yıldız T. Ü.; 2022/103, 2021/103.

Görüldüğü gibi bu üniversitelerde kontenjanlar geçtiğimiz yılla aynı kaldı.

Fakat yaklaşık 350 bin kişinin girdiği DGS’de (Dikey Geçiş Sınavı) sınavdan 45 gün önce kontenjan değişikliği ve sınav sisteminde değişiklikler oldu. Kontenjanlara bakar mısınız;

*  Boğaziçi Ü; 2022/ 1, 2021/3, * İTÜ; 2022/1, 2021/6, * ODTÜ; 2022/1, 2021/2, * Yıldız T. Ü.; 2022/5, 2021/7.

Görüldüğü gibi, DGS kontenjanlarının geçen yıla göre yüksek oranda düşürüldüğü anlaşılmakta.

Aşağıdaki tabloda ise 2022 YÖS (Yabancı Uyruklu Öğrenciler Sınavı) kontenjanlarının DGS’ye göre dikkat çekici oranda fazlalığı gözlerden kaçmamaktadır.

*  Boğaziçi Ü.; 2022/2, * İTÜ; 2022/8, * ODTÜ; 2022/14, * Yıldız T. Ü.; 2022/35.

Yaklaşık 350 bin kişinin girdiği DGS kontenjanının fazlaca düşürülmesi dikkat çekici bir husus.

Bu alanda mağdur olduklarını bize ileten okurlar şunu ifade ediyor; “ÖSYM tarafından DGS kontenjanlarının yeniden değerlendirilip eski haline getirilmesi oluşabilecek mağduriyetleri önleyecektir!”

***

Bir husus daha; meslek lisesi öğrencilerinin büyük çoğunluğunun devam ettiği meslek yüksek okulu öğrencileri Dikey Geçiş’le lisans öğrenimine devam etmek istediklerinde bir dezavantajlı tutumla karşılaşmaktalar. DGS kontenjanlarının düşürülüp YÖS kontenjanlarının artırılması meslek yüksek okulları öğrencileri arasında eleştirilere konu olmakta.

Nereden bakarsanız bakın bu da bir mağduriyet ve ÖSYM’nin konuyu masaya yatırmasında, bu oranları yeniden bir gözden geçirmesinde fayda olduğu kanaatindeyiz…

ÖSYM yetkililerine duyurulur…