Altı milyar insan arasında ayırım yapmadan hepimizi dünya gemisine bindirmiş Rabbimiz.
İnsan eliyle yapılan bazı gemiler vardır ki, fakirler onu televizyondan bile göremezlerken Allah ın uzay gemisi dünyaya hepimiz bindirilmişiz.
Uzayda gezerken dört mevsim limanlarına uğratıyor ve her mevsimin renklerinden, sebze ve meyvelerinden, havalarından tattırıyor bize.
Yazın yandıran sıcağı olmadığı için klimalar çalıştırılıp elektrik israfı yapılmıyor, kışın dondururcu soğuğu olmadığı için soba veya kalorifer masrafı gerekmiyor.
Portakal, elma, mandalina, ayva gibi kış meyvelerinin korunması için tabii buzhane görevi yapıyor sonbahar mevsimi ve insanları milyarlarca dolar israfından koruyor.
Fakirler, kışlık meyvelerini güz ve kış dolaplarında saklamasalardı fakirlerin işi zordu.
Hazan mevsimidir sonbahar ama hüznümüzü yine o giderir.
Sonbahar, hasat mevsimidir.
Aynı zamanda, harmanda hasad edilenlerin yeniden ekim zamanıdır.
Hasat mevsimi bize, ekmeden biçilemeyeceğini de öğretir.
Sonbahar, aynı zamanda fotoğrafçıların daha çok manzara avına çıktıkları zamandır.
Güneşle bulutların gökyüzünde yaptıkları ebru, dünyanın hiçbir atölyesinde yapılamayacak kadar büyük ve güzel sanat eserleridirler.
Rum suresi ayet 50, Zümer suresi ayet 21, Hadid suresi ayet 20 de belirtildiği gibi meyvelerin olgunlaştığı, yaprakların sararıp solduğu güz mevsimi, bize ölümü ve yeniden ahirette dirilişi hatırlatır.
Saçlarımıza düşen gümüş rengi beyazlıklarla üzülürken sonbahar mevsimi altın yapraklarını yere dökerken bize de "Üzülme ölümün sonunda bir de bahar var" deyiveriyor ve bizi ümide yolculuğa çıkarıyor.
Güz mevsiminin yaprak dökümü bize "Öleceksiniz, krallık, şahlık, padişahlık, zenginlik, fakirlik, dilencilik elbiselerinden soyunacaksınız ama tekrar benim gibi dirileceksiniz" diyor.
Dökülen her yaprak, düşen her çekirdeğe kefen olur ve ilkbaharda dirilmesine yardım eder.
Ağaçların yapraklarının sararması, altın rengine bürünmesi meyvelerin olgunlaşmasının alameti olduğu gibi, ömrümüzün sonbaharında saçlarımızın ağarması, gümüş rengini alması da olgunluğumuza işaret ettiğini bize söyler.
Güz günü havaların serin olması, yazın gevşeyen vücudumuzun kış soğuklarına dayanması için bir hazırlama dönemidir.
Yapraklarından soyunduktan sonra dimdik duran dallar, uzun kış gecelerinde ansızın gelecek olan, kar, tipi, dolu ve kocakarı soğuklarına göğüs gereceğini, korkmayacağını ifade ederken bize de örnek olmalıdır.
Bir gün zenginlik elbisemizden soyunuversek, makam, rütbe, şan ve şöhretten ayrılıversek kimseye boyun eğmemeyi yalnız Allah a boyun eğmeyi öğretir bize sonbaharda dallar.
Reçellerin kavanozlara girme zamanı, bizim de yünlü elbiselere girme zamanımızdır.
Ağaçlar soyunurken biz giyiniriz. Belki bunlar bizim işaret levhalarımızdır.
Ayrılığın hüznüyle hazan mevsiminde yapraklar, sararmış yüzleriyle el sallayarak "Baharda görüşürüz" diyerek bizden ayrılıyorlar ve asılları olan toprağa dönüyorlar.
Toprağın altında iman ve amellerimize göre ya İnsan suresi ayet 13 de ifade edildiği gibi Cehennemin bazen zemheri soğuğu ile azap edilecek veya ateşle azap edilecek veya Cennetin bütün nimetlerinden yararlanılacak.
Dünya, dört mevsiminde yazın sıcaklarıyla, kışın zemheri soğuklarıyla, bahar ve güzün nimetleriyle bize cenneti ve cehennemi hatırlatıyor.
Baharın çiçekleri ve çemenleri bizi içeriden dışarıya çıkmaya, çarşıda, pazarda, fabrikada, tarlada çalışmaya, üretmeye yöneltirken, güz mevsiminin yaprak dökümü de bizi eve dönmeye ve erzak toplamaya çevirir.
Gökyüzünden yağmur umut olup yağar yüreklere barajlara.
Yağan yağmurlarla göller ve barajlarda sular toplanır.
Yaz mevsimine de yetsin, toplanan sular buhar olup uçmasın diye güneş ısısını kısar.
Çınarın yaprağı sararıp yere düşerken, lahananın yaprağı yeşerip yukarı çıkar.
Havadan leylekler göç ederken denizden levrekler gelir.
Sonbahar mevsiminin ayları hangileridir Diye bir soru sorulsa bölgesel düşünürseniz aklınıza gelen doğrudur, Eylül, Ekim, Kasım dır.
Ama evrensel düşünürseniz Güney yarım kürede güz mevsimi Mart, Nisan, Mayıs aylarıdır.
Haydin, evlerde Kur an üzerine sohbetler başlasın.
Soğuk güz ve kış geceleri, bütün bu nimetleri veren Allah ın kelamı üzerine yapılan dostluklarla ısıtsın diye geceler de uzar.