Son sarmaşık dalını kırışlar

Abone Ol

Minibüsün arka koltuğunda oturuyorum.

Virajda biniyor, sessiz sakin yanıma oturuyor, çarşaflı, yaşlı, Anadoluluğunu hâlâ üzerinde taşıyan kendi halinde kadıncağız. Dudakları kıpırdıyor, bir şeyler okuyor.

Derken bir iki durak sonra bir tanıdığı gelip yanına oturuyor, bu orta yaşlı daha şehirli, şık bir başörtüsü ve pardösüsü var. Daha bilgili bir hali de bulunmakta. Karadenizli muhtemelen zira sarışın, renkli gözlü. Seviniyorlar birbirlerini gördüklerine. Yaşlı kadın Kur’an kursunun ne zaman açılacağını soruyor, bilgiç olanı da okullarla birlikte diyor. Yaşlı, bir ara arkadaşının kulağına eğilip bir şeyler fısıldıyor, o da:

- İyi iyi, çek çek diyor. Acaba neyi çekiyorlar. Pencereden dışarı baksam da aklıma takılıyor bu iki saf kadıncağız neyi, ne için, kimlere çekmekteler. Dayanamayıp soruyorum. Yaşlı; utangaç, mahzun, boynunu eğerek, bir Güneydoğulu şivesi ile:

-ne için çekmiyek ki kızım. Görmisen mi ortalığın durumini, insanlar kırıli, evlatlarımız vuruli, Cenabı Hakka yalvarik, durdur bu kavgaları diye onun için tesbihata devam edik. Hem zahar bu zaman da durmak olar mı eskiden bir çekisek şimdi bin çekmek gerek.

O masum kadının saf çehresine baktım bir de ortalığı ateşe verenleri, kin biriktirenleri, yıldırımlar yağdıranları, ateşle oynayanları düşündüm.

Yaşlı kadın bir çocuk saflığı ile o kocaman ateşi söndürmek için karınca gibi duaları ile su taşımakla meşguldü, bunu en önemli vazifesi bilmişti.

Keşke büyük kitleler de o masum kadın gibi davransa belki de bir mağaraya dönmüş ülkemizi, o mağaranın ağzını kapatmış olan kocaman taşı dualarla oynatmaya muktedir olabilirlerdi.

Sorun sadece kötülüğün yok edilmesi.

İyilerin hiç kabahatinin olmadığı bir kavgada kurunun yanında yaş da yanmakta.

Yüzlerce vatan evladı bir kelebek gibi ateşe atılmakta.

Geçen gün haber portallerinde bir habere şaştım kaldım. Diyarbakır’da köylüler karpuz tarlasında yatıyormuş. Sebebi de, birilerinin karpuzlarını bıçaklamasını önlemekmiş. Kötülüğün salyaları demek ki köylünün emeğinin mahsulü olan karpuzlara değin uzanmış ki, gece sabaha değin karpuzların başı beklenmekte.

İş makineleri yakılmakta, dükkânlar ateşe verilmekte, işyerleri yağmalanmakta, okullar kundaklanmakta, otobüslere Molotof atılmakta, insanlar canlı canlı yakılmakta, evler taranmakta, ekonomiye zarar verilmekte, masumlar öldürülmekte.

Annelerin gül goncası yavruları daha hayatın baharında daha çocukluktan yeni çıkmış yirmilik fidanlar acımasızca kırılmakta.

Hangi cinnetin kaçıncı katında olduğunu anlayamadan insanlar kötülüğe  “dalya” demekte.

Ülkenin felah ve mutluluğu için herkesin üstüne düşeni yapması gereken yerde, malum medyanın yangına körükle gidişi, kötülüğün yayılmasına yardım edişi, bataktan çıkılmaması için son sarmaşık dalını hunharca kırışı.