Çocuk yaşta babasını kaybeden bir genç, duygularını şöyle
anlatıyordu: Babamın yüzündeki tebessümü görünce her şeyi unuttuğumu
hatırlıyorum, sanki beni duyuyor gibiydi, huzurlu bir yüz ifadesi vardı.
Vefat eden yakınlarımızın fotoğrafları zihnimizden yavaş
yavaş silinirken, son görüntüler belirgin hale gelir ve artık bu kişiyi bu
görüntü ile özdeşleştiririz.
Yıllar önce, oğlunu Afganistan savaşında şehit bir veren
bir anne o günleri anlatırken şu ifadeleri kullanıyordu: Oğlum olumlu
bakmayacağımızı bildiği için bize savaşa gideceğini söylememişti. Pakistan da
üniversite okuyacağını, geri döndüğünde de bir lisede din dersi öğretmeni
olabileceğini söylemişti. Biz yine de olumlu bakmamıştık ama onu kıramadık.
İzmir Ödemiş te yaşıyorduk, bir kış günü onu otogardan İzmir havaalanına
uğurladık. Otobüs hareket ettiğinde camlar hafif buğulanmıştı, oğlum buğulu
camlar ardından bize el sallıyordu. Sonra otobüs yavaş yavaş ilerledi ve
kayboldu. Üç ay sonra şahadet haberi geldi. Ama ben onu hep o buğulu cama
yaslanmış vaziyetteki hali ile hatırladım ve içimde öyle büyüttüm Anne
hatıralarını bir bir geçiyor ve oğlunun son fotoğrafında kalıyordu. Dediğim
gibi sevdiklerimizin son görüntüleri ve son ifadeleri geride kalanlar için
büyük önem taşır.
TV programcısı bir hanım, röportajında, büyükannesinin üç
ay hasta yattıktan sonra şahadet getirerek ahirete göçtüğünü, onunla ilgili
hatırladığı en keskin anısının büyükannenin son anda getirdiği şahadet ve
görüntüleri olduğunu ifade ediyordu.
Görevi başında katledilen savcının, ağzı kapatılmış ve
başına silah dayanmış vaziyette servis edilen o fotoğrafı gördüğümde ister
istemez, geride kalan çocukları ve yakınları düşündüm. O görüntüler vefat
edenin yakınları için kalıcı bir travmaya dönüşebilirdi. Zira başta da dediğim
gibi geride kalanlar için vefat eden yakının son görüntüleri son ifadeleri son
tavır ve hareketleri büyük önem taşır. O yüzden kitle iletişim araçlarını
yönlendiren kesimler, bu görüntüleri verirken, ne kadar reyting alabilirim
derdine düşmeyip, vicdanları ile hareket etmelidirler. Bunun için özel yasak ve
kural koymaya hiç ihtiyaç yoktur. Çünkü vicdan hepimizde vardır.