Sömürgeciler kullanılacak her kişi ve kuruluşu kullanır

Abone Ol

TERÖR örgütü ülkemize yönelik eylemlerini artırınca; özellikle de Irak ve Suriye’deki gelişmeler üzerine yorumlar arttı. Kimileri Esed, İran ve Rusya’nın IŞİD’i, Amerika’nın da PKK’yı kullandığını söylerken kimileri de ABD’nin hatalarının IŞİD’i doğurduğunu ileri sürüyor. Kısacası insanlar –isterseniz uzmanlar ya da yorumcular diyelim- bakış açılarına, sahip oldukları bilgilere ve özellikle de ideolojik ve siyasi mensubiyetlerine göre değerlendirmeler yapıyorlar. Değerlendirmelerin büyük bir bölümü güncel olaylara ve gelişmelere bakılarak yapılan yorumlar olmaktan öte gitmiyor. Küresel bir yaklaşım ve özellikle de sömürgecilerin gelişmekte olan ülkelerin zenginlerini ele geçirme stratejilerine fazlaca dikkat edilmiyor. Bu dikkat etmeyişte bilgi eksikliği olabileceği gibi ideolojik mensubiyetler yorumcuların bazı gerçekleri dile getirmelerini engelliyor olabilir. Derdimiz kimin doğru kimin yanlış yorum yaptığı üzerinde durmak değil. Ancak, özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından dünyanın ABD etrafında tek kutuplu hale geldiğini, sonuç olarak küresel sömürü imparatorluğuna yöneldiğini  –hatta bugün ABD’nin küresel imparatorluk olduğunu- görmeden ve hesaba katmadan sadece ABD’nin etrafını çeviren Latin Amerika ülkelerine yönelik eylemlerini değil, dünyanın hemen her köşesindeki gelişmeleri doğru değerlendirmek mümkün olmaz. Özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından varlık sebebini kaybetmiş olan NATO’nun haklı göstermek için yeni düşman olarak İslam ve Müslümanların belirlenmiş olması da dikkate alınmadan terör eylemleri ve ülkeler arası çatışmalara doğru teşhis koymak zordur. İslam dünyasındaki çatışmalar, Müslümanların birbirini öldürmelerinin temelinde İslam ve Müslümanların Batı tarafından düşman ilan edilmesi, sömürgeci güçlerin her ülkede kullanabilecekleri insanlar bulması belirleyici olmaktadır. Hemen belirtelim ki, küresel imparatorluk için İslam dünyasına yönelik plan ve programların tek sebebi İslam değildir. İslam dünyasının sahip olduğu zenginlikler de belirleyici olmaktadır.

Söz gelimi yapılan açıklamalarda bölgemizde ABD’nin PKK’yı kullandığı belertiliyor. Bu tespit doğrudur ama eksiktir. PKK, ABD’nin uygulamaya koyduğu Büyük Ortadoğu Projesinin bir paçasıdır. PKK’nın kuruluşundan bugünlere ulaşmasının arkasındaki desteğin başında ABD gelmektedir. Bir bakıma bölgemize yönelik üst planı yüz yıl önce İngiltere ortaya koymuş, zaman içinde uygulamasını küresel sömürü imparatorluğu haline gelen ABD’ye bırakmıştır. Bu bakımdan PKK ile ilgili değerlendirme yaparken sadece bu örgütü ABD kullanılıyor olarak nitelendirmek eksik olur. Çünkü kurucusu ve besleyip büyütücüsü ABD’dir. Şu günlerde ABD ile varılan mutabakatın ardından Türkiye’nin başlattığı sınır ötesi operasyonlarda IŞİD ve PKK’nın sınır ötesi merkezlerini vurması ama bu arda PKK’nın Suriye ayağını oluşturan PYD’nin hiç gündeme gelmemesi de dikkat çekicidir. Bir bakıma ABD İncirlik üssünün açılması karşılığında IŞİD ile birlikte PKK karargâhlarına yönelik harekete sessiz kalırken PKK’nin Suriye ayağını korumaya almış görünüyor.

Kısacası, oluşturduğu küresel imparatorluğunun gücünü artırmak ve ömrünü mümkün olduğunca uzatmak için çeşitli stratejiler uygulamaktadır. Bu yolda Afganistan’dan, Pakistan’a, Irak’tan, Suriye’ye değişik adlar altında bir takım terör örgütlerini harekete geçirmiş, onlara destek vermiş hatta bu desteğin mali kaynağını Suudi Arabistan gibi ülkelere yıkmıştır. Sözün özü değerlendirmelerimizi olayın sadece görünen yüzüne bakarak yapmamak, bütün olarak ele almak gerekiyor. Yoksa söylediğimizin doğru olmasının fazla bir anlamı kalmaz.