Sokrates’in üç filtresi

Abone Ol

Platon tarafından kaleme alınan “Sokrates’in Savunması’nı” sanırım 2006 yılında okumuştum. İtiraf edeyim o zamana kadar herkes gibi ben de Sokrates ismini duymuştum ama onu okumamıştım. Okuduğumda Sokrates ile tanışmakta ne kadar geç kaldığımı anladım.

Sokrates erdemlilikti. Savunduğu şey erdemdi. Nice insanların elde etmek için önünde eğildikleri ve alçaldıkları şeylere “para kazanmak, düzenli ilişkiler kurmak, komutanlık mevkilerini işgal etmek, halkın önünde konuşmak, ya da herhangi başka kamusal görevleri üstlenmek” şan, şöhret ve şehvete karşı;  dik duran ve erdemi kaybetmektense hayatını kaybetmeyi yeğleyen adam: Sokrates. “Ölüm” kelimesinin iki dudakları arasında bulunan egemen gücün karşısında; Onun akıl, kalp ve uhrevi hayat eşliğinde yaptığı savunmalar gerçekten anlaşılmaya değer.

Birisi Sokrates’e bir haber aktarmak istiyor. Sokrates o kişiye, “Söyleyeceğini önce üç filtreden geçirelim ondan sonra anlat” diyor. Birincisi, “doğruluk filtresi” dir. Anlatacağının doğru olduğuna inanıyor musun? İkincisi. “iyilik filtresi” dir. Anlatacağın gerçekler iyi şeyler mi? Üçüncüsü ise, “faydalılık filtresi” dir. Anlatacağın şeylerin faydası var mı? Sokrates bu üç filtreyi sıraladıktan sonra, haber anlatmak üzere kendisine gelen kişiye, “Doğru, iyi ve faydalı olmayan bir şeyi bana boşuna anlatma” der.

“Doğruluk filtresi”

“İyilik filtresi”

“Faydalılık filtresi”

Sanattan siyasete, ekonomiden hukuka, bireyden topluma, yazarından düşünürüne ve yönetilenden yönetene kadar hayatın her aşamasında filtrelerin rol aldığı toplum; yaşanılabilir bir toplum olacaktır.

Yaşadığımız şu zaman diliminde bu üç filtreye ne kadarda ihtiyaç var. Kapitalizm, Makyavelizm ve seküler anlayışta söz konusu fitlerler yok. Uhrevi hayatı dikkate almayan Müslümanlar da diğerleri gibi; filtrelerini kaybedenlerden. 

Kalabalıklara bakarak yön tayin edenlerden olamaz Müslüman(lar). Pusulası ve rehberi olmayan insanların davranış şeklidir bu. Çünkü Müslümanları rüzgârın önünde uçuşan yaprak, suyun önüne kattığı çerçöp olmaktan alıkoyan değerleri vardır. Onlar; Kur’an, sünnet ve pratiğe inmiş medeniyet değerlerdir. Bu değerleri şehvete ve şöhrete değişmesi kabul edilemez.

Şüphesiz ki erdemlilik pazarda satılmıyor. Miras olarak ta kalmıyor. Diploma sonucu da elde edilmiyor. Ayrıca erdemlilik, yalnızca diploma ile değil ciddi bir eğitim sonucun da karaktere dönüşür. Şu anonim söz bu gerçeği ifade eder: Erdemin olmadığı “diploma yalnızca cahilliği örter eşeklik baki kalır.” 

Başı dik olarak dolaşmak, iç huzuruyla yaşamak hiç de kolay değildir.

Dua ile…