Sokağın hâlipürmelâli

Abone Ol

Peygamberimiz Efendimiz (SAV) in her söz, fiil ve davranışı hepimizin dünya ve ahiret saadetimizin kaynağıdır. Faydalanmanın yolu söylediklerini uygulamak, yaptıklarını yapmak, yasakladıklarından kaçınmaktır.

Böyle olursa hayat bir mânâ ifade eder. Başıboş bir hayat serseri bir hayattır, musibet bir hayattır.

Bu yazımızda Peygamberimiz Efendimizin yol ve yolculukla alakalı hadislerinden bir-ikisi üzerinde duracağız. Efendimiz (SAV) buyurur ki:

"Yolculuğa çıkınız sıhhat bulursunuz" (Müsned C/4 Sf: 163)

Yolculuğa çıkan kimse havayı ve suyu değiştirdiği gibi rüzgâr, güneş, yağmur gibi vücuda tesir eden faydalı şeylerle karşılaşır. (Yusuf Ragıb. Tebdil-i Hava Sf: 1)

Kitaplarımızda yola çıkmadan, yolculuk esnasında ve döndükten sonraki edep ve kurallar zikredilmiştir. Bunları öğrenmek her Müslüman için farz-ı ayn olarak beyan edilmiştir. Bazılarıyla ilgili ipucu verecek olursak; güzel bir deyim oluşturulmuştur: "Yola çıkmadan verilen sadaka, düşürmez yolcuyu sakata..." Bu sözün gereğini yerine getirmekte kimse ihmalkâr olmamalıdır.

Peygamberimizin bir direktifi de şudur "Üç kişi sefere çıktığında içlerinden birini emir/başkan seçsinler." (R. Ehadis, C/1, Sf: 43, H. No: 2)

Bu emre uymayanlar yakın zamanda itaatsizliklerinin cezasına mahkum olurlar.

Yola çıkan birisi şımarık yürümemeli. (Lokman sûresi, ayet: 18) Giyilen elbise ve ayakkabıların insana bu havayı vermesine müsaade edilmemeli. Ses çıkararak yürümeye sebep olan ayakkabıların giyilmemesi emrinin hikmetlerinden biri de budur. (Nûr suresi, ayet: 31) Mutedil yürüme emrinin kapsadığı mânâ iyi anlaşılmalıdır. (Lokman suresi, ayet: 19)

Şu hadis-i şerif bu yazının yazılmasının sebebini ifade eder. Peygamberimiz yolculuğun ve yolun anlaşılması gereken konumunu ifade ettiği sözlerinde, kendisine bildirilen fakat iç yüzünü bizim bilemediğimiz birtakım noktalara dikkatimizi çeker. Bu hadis-i şeriflerden biri de Buhari de geçen şu hakikatin beyanıdır. Buyurulur ki:

"İnsanlar yalnızlıkta ne olduğu konusunda benim bildiğimi bilselerdi hiçbir kişi tek başına yürümezdi." (Buhari C/6, Sf: 138, Tirmizi C/4, Sf: 193)

Bu hadis birçok noktalara açıklık getirmekte veya şöyle de diyebiliriz; bir çok noktaları açıklığa (vuzuha) kavuşturmakta, önümüzü aydınlatmaktadır.

Fıkıh kaynaklarımızda Müslüman bir kadının seferilik sınırından öteye geçmesine ancak mahremiyle izin verildiği kaydedilir. Zamanımızda fitnenin, fücurun ayyuka çıktığı hepimizce malumdur. Bırakın kadınları, erkeklerin bile ev kapısından çıktıktan itibaren yol emniyetleri kalmadığı ortamlarda yaşıyoruz. Uzaklara gitmeye gerek yok. Sokağınızda önünüze birinin çıkıp telefonunuzu veya paranızı alenen gasbedeceği beklenmektedir. Karşı çıkarsanız ölümle karşı karşıyasınız demektir. Bundan mümkün mertebe tek başına yola ve yolculuğa çıkmamamız anlaşılıyor.

Kadınlara gelince, hiçbir kadının (bırakın 90 km.lik mesafeyi) bir semtten diğer semte tek başına yola çıkması caiz olmaz. Çünkü ne olacağı, ne ile karşılaşacağı meçhuldür. Kafanızı kaldırın ne büyük musibetler olduğunu göreceksiniz. Hele büyük şehirlerde. Kimse kendisine güvenmesin. Şahsen ben nice olumsuzluklara şahit oldum. Herkes için Allah ın hıfzını niyaz ediyorum. Özellikle Müslüman hanımlara yalnız başlarına sokağa çıkmamalarını tavsiye ediyorum. Allah şerlerden ve şerirlilerden muhafaza eylesin...