Pop Star programının "şöhretler mezarlığına" gönderdiği, SMS menbaı tiplerden Bayhan vardı önceki günlerde bir televizyonun haber bültenlerinde. Yeni bir albüm çıkarıyormuş galiba. Hintli şarkıcıların biteviye bağırarak söylediği türden bir iki parça mırıldandı. Şimdiye kadar kendisini tam anlamıyla bulmak için geri planda kalmışmış Şimdi tam sırasıymış.
SMS ile program sübvanse etme modeli çıktığından beri, televizyon ekranlarımızda türlü türlü yarışmalar yapıldı. Oyunculuk yarışmaları, ses yarışmaları, dansözlük yarışmaları. Her birisinden de birinciler çıktı İkinciler, üçüncüler çıktı. Ama, hiç birisinden kendi alanlarıyla ilgili popüler bir isim çıkmadı. Çünkü, bu yarışmaların amacı, kendi alanlarıyla ilgili bir şeyler üretmek değildi.
Her sektörün, her iş dalının kendisine has kuralları vardır. Hiçbir sektörde paraşütle iner gibi tepe noktaya inip, yolunuza oradan devam edemezsiniz. Çalışacaksınız, çabalayacaksınız, sektörün çilesini çekeceksiniz. Ve gün gelip basamakların zirve noktasına ulaşacaksınız. Biz Pop Star üreteceğiz! Yok böyle bir şey! Yıllarca o sektörün tozunu yutmuş, çilesini çekmiş birisinin önüne kimi koyabilirsiniz Diğer yandan bu bir algı meselesidir. İnsanlara bir şeyleri sunarken, o ismin altyapısıyla ilgili bir çok boyutu da halletmeniz gerekir. Bir marka oluşturduğunuzu düşünün. Tarasımı üretimi, tanıtımı, pazarlaması, son kullanıcının bu marka hakkındaki algılarının oluşturulması hepsi bir bütündür.
Televizyonda üç dakikalık sahne performansıyla, sesinin güzelliğini göstermeye çalışan bir tipin, yıllarca bu sektörde marka olmak için tüm gerekleri yerine getirmiş birisiyle kıyas etmek, abesle iştigaldir. Bayhan, bir Pop Star olabilir mi Şöyle bir düşünün: Televizyon ekranında Bayhan ı hiç izlemediniz. Böyle bir tipin varlığından haberiniz bile yok. Tesadüfen Unkapanı Plakçılar Çarşısı veya bir Müzik Center in önünden geçmektesiniz. Ve, bangır bangır Bayhan ın hangi kategoride olduğunu değerlendiremeyeceğimiz sesini duydunuz. "Bu adamın sesi beni cezbetti. Hemen gireyim şunun kasetini alayım" der misiniz
İşte, mesele budur. Televizyon, pırıltılı bir dünyadır. Televizyon ekranları sanal şöhretler üretmekten başka bir işe yaramaz. Sanal şöhretleri üretir ve tüketir. Bir gayya kuyusudur. Sürekli öğütür. Bir nevi insan ve şöhret öğütme mekanizmasıdır. Kendi eliyle ürettiği değerleri, işleri bittikten sonra çöpe atmaktan geri kalmaz.
Bundan 25-30 sene önce de farklı gazetelerin farklı kategoride yarışmaları yapılırmış. Ama, bu yarışmalardan ortaya çıkan birinciler, kendi alanlarıyla ilgili olarak çok başarılı işlere imza atarlarmış. Bugün televizyon programcılığının mantalitesi, ses, oyuncu veya başka bir şey üretmek üzerine kurulu değildir. Anında tüketebileceği malzeme bulabilmektir.
Artık baygınlık veren Osmantan Erkır ın kaçıncı Pop Star programını seyrediyorsunuz
Kaç tane piyasaya adam sürdüler Kaç tanesi bu sektörde bir noktaya yükseldi
Oyuncu yarışması yaptılar Bir tane elle tutulur oyuncu dışında kim bu sektörde kalıcı oldu
Ahmet Selçuk İlkan ın dediği gibi, "Eskiden yarışmalar yapılırdı, yarışmacılar kazanırdı. Şimdi, yarışmalar yapılıyor, jüri cebini dolduruyor" Bunları seyredenler de yarışma seyrettiklerini zannediyor. En acısı da bu!