Skandal densizlik

Abone Ol

Birkaç gündür medyanın gündeminde olan Atilla Koç un densizliği, Kutsal emanetleri ve hilafeti İstanbul a getiren, Osmanlı padişahları içinde sinir katsayısı en yüksek olan Yavuz Sultan Selim döneminde yaşansaydı acaba ne olurdu

Haksızlıklara, zulüme, saygısızlıklara, densizliklere karşı zerre kadar müsamaha göstermeyen bu koca Padişah, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sas) in sakal-ı şerifini huzuruna ve ayağına kadar getiren Bakan Atilla Koç a, bu saygısızlığının ve densizliğinin bedelini neyle ödetirdi

Hemen söyleyelim Koca Yavuz Sultan Selim, kendi maiyetindeki vezirlerden, hatta veziri azam bile böyle bir şeye kalkışsa, gözünün yaşına bakmaksızın onu azleder, zindanlara attırır, belki de kellesini alırdı.

Sahip olduğu dokunulmazlığı bir zırh olarak kullanan, oturduğu koltuğun gücünü fütursuzca saygısızlık yapabilmek olarak algılayan Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç un, Sakal-ı Şerif i ayağına kadar getirtme densizliğinde ise Başbakan Tayyip Erdoğan sessizliğini korumayı sürdürüyor.

Daha da ilginci, edep dışı bu densizliği işleyen Atilla Koç, bu konuda hergün başka bir beyanat vererek, toplumun sinirlerini test etmeye devam ediyor.

Sakal-ı Şerif i huzuruna getirttiği gün, "Ben de Müslüman ım, ne var bunda " diyerek yaptığı saygısızlığa mazeret arama gereğini bile duymayan Bakan Koç, önceki gün de, "Bu yaptığım hareketle tarihe geçtim galiba" şeklinde bir açıklama yapmış.

Bakan Koç, tarihe mi geçer Tarih onun kafasına mı geçer orası bilinmez

Hristiyan Kulübü Avrupa Birliği ne Türkiye yi sokabilmek için önlerine konulan her şeye gözü kapalı imza atan AKP hükümetinin, önümüzdeki müzakere sürecinde nasıl bir kültürel hamle yaparak bu kokuşmuş medeniyet projesine bizleri montajlayacağı, Bakan Koç un densiz ve saygısız tavrından çok rahat anlaşılıyor.

Ne güzel bir manzara ki; bu müzakere masasında Avrupa nın bizden beklediği kültürel dönüşüm ve değişim perspektifinde dinimizle ilgili argümanlara saygısızlık yapmamız talep edildiğinde,  bunu rahatça gerçekleştirebilecek, hatta yaptığı saygısızlıklar konusunda "tarihe geçmekten" zevk alacak birileri bizi AB ye karşı temsil ediyor Ne kadar övünsek azdır!

Bugün ayağına sakal-ı şerifi getirten bu zihniyet, yarın bir gün "Türkiye de misyonerlik faaliyetleri resmi bir statüyle gerçekleştirilecek Rum Ortodoks Patriğinin Ekümeniklik ünvanı kabul edilecek Memleketin her tarafında kiliseler ihya edilecek" şeklinde emirlerle karşılaşınca iki büklüm olup her şeye imza atacaktır

Bizim anlayamadığımız konu, bu saygısızlığın yapıldığı günden beri konuyla ilgili yazı yazanlar, "Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, şu ana kadar gelmiş geçmiş en kültürlü bakan Kendisiyle her konuda sohbet edebiliyorsunuz Derinliği var, birikimi var" gibi cümlelerle eleştirilerine giriyorlar  

Kültürlü olmak ayrı, okumuş yazmış olmak ayrı, bilgi sahibi olmak ayrı, saygılı olmak ise apayrı meziyetlerdir

Herkesin bildiği hikayedeki gibi, "Oğlum ben sana Padişah olamazsın demedim ki Adam olamazsın dedim"