Sizin üzerinize düşen yağmur damlasıysa bizimkisi neydi?

Abone Ol

Sevgi insana verilen en ulvi duygulardan bir tanesi

belki de birincisidir. Pek çok şey sevgi üzerine kurulur, sevgi için çekilir

kederler. Seven insan sevdiğinin güzelliklerini görür sadece onda kusur bulmaz,

bulamaz. Adeta körleşir göremez olur.

Dostluklar, arkadaşlıklar hep sevgi üzerinden neşvü

nema eyler. Yıllar süren birliktelikler de hakeza sevgiyle yoğrulur. Kolay

değildir sevmek ya da sevilmek. Sevgiden emin olmak lazım gelir. İnsan

sevdiğini bilir de sevildiğinden emin olamaz nedense. Sürekli acabalar kemirir

kafasını. Bu da bir yere kadar tabi ki. Neticede ya sevgi galip gelir

birliktelik devam eder ya da soru çengelleri baskın çıkar ve birliktelik

nihayete erer.

Bir de sevgi temelli yol arkadaşlığı, yarenliği,

yoldaşlığı vardır. Tıpkı fikir çilesinde yoğrulmuş insanların birlikte daha

iyiye, daha güzele, daha faydalıya, daha doğruya giden yolda adım atıp

mesafeleri tüketişleri gibi. Kendini, arkadaşını, tüm insanlığı kurtarmak adına

yola çıkanların birlikteliğidir kastettiğimiz. Beraber yürünüp, beraber

aşılması gereken engellerin aşıldığı yollar. Her türlü olumsuzluğa rağmen devam

eden çile yolu. Burada sevgi beraberinde güveni de sağlamalıdır ki o yol

birlikte gidilen yol olabilsin. Güven tesis edildi mi artık önlerinde ne engel

kalır o dostların ne de menzile varmaktan imtina ederler.

Elbette yol boyunca mızıldanmalar, moral bozucu

lakırdılar olur, olacaktır da. Metodu, söylemi, eylemi beğenmeyenler çıkacaktır.

Bunlar hem menzile varmayı geciktirir hem de diğer yarenlerin şevkini kırarlar.

Yine de yol için katlanmaktan başka çare yoktur. Nihayetinde alınan mesafeye

bakılmaksızın bazıları varılacak menzilin uzaklığını göz önüne alarak bu

şekilde bu menzile varılamayacak zannıyla ayrılıp kendilerine yeni bir yol edinmişlerdir.

Giderken ümitleri, beklentileri, hayalleri beraberlerinde götüremedilerse de

çok şeyleri götürmüşlerdir yanlarında. Geride gönlü buruk bir yığın insan kalmıştır.

Oysa onlar gidenlerle beraber yol gitmiş, engeller aşmış, mücadele etmişlerdi.

Beraber yürüdükleri o yolda şimdi geride kalanlar yalnız ilerliyorlardı.

Ayrılanlar çok geçmeden kendilerine yeni bir yol

tesis etmişlerdi. Bu yol asfalt ve dikensiz bir yol olacaktı onların zannınca.

Bu yeni yolda yürürken etraflarında büyük kalabalıklar bulmaları hiç de zor

olmamıştı. Neticede yol güzel menzil kısaydı. Severdi insanlar bu tür kolay

kazanımları. Gittikçe arttı sevgi. Sevgi aşka aşk da körlüğe götürmüştü her iki

tarafı da. Ne yapılan yanlışlar görülüyor ne de yanlış için ikaz edenler

dinleniyordu. Varsa yoksa duble sevgi duble yol diyorlardı. Beraber yürürken

ıslanmaları bile çok manidardı onlar için. Çok hoşlanıyorlardı terennüm

ederken. Düşen her damla onları mesut ediyor sevgilerini katmerleştiriyordu.

Oysa unuttukları bir şey vardı. Çok değil on on beş yıl önce beraber

yürüdüklerini hatırlamıyor hatta diş biliyorlardı o kimselere. Geçmişte o yol

aldıklarını geride bırakanlar yarın şimdi beraber yürüdüklerini de bırakırlarsa

ne olacaktı Ne yapacaklardı o zaman Neticede bunun bir garantisi var mıydı

Dün bunu yapan yarın bir kez daha neden yapmasın ki

Yağmur damlası terle karışmadıkça sadece serinletir

ve ıslatır insanı. Eğer ter ile yoğrulmuşsa o damlanın bir anlamı olacaktır.

Kolay kazanımlar çok kolay kayba da dönüşebilir. Geçmişte her damla için ter

akıtılıyordu peki ya şimdi !. 

Minik bir tebessüm

Uyanık Avukat

Temel Dursun a verdiği

iki bin lira borcu bir türlü alamıyormuş. Kaç sefer istediyse de Dursun oralı

olmuyormuş. Borcunu alabilmek için bir avukata müracaat etmiş Temel:

- Dursun un bana iki bin

lira borcu var bunu nasıl alabiliriz Avukat:

- Aranızda yaptığınız

bir sözleşme, senet, yazılı bir şey var mı

- Hayır yok.

- O zaman sen Dursun a

beş bin lira alacağın olduğunu belirten bir mektup yazacaksın.

- İyi de benim ondan

alacağım beş bin lira değil ki iki bin lira.

- Tamam, işte o da sana

borcunun beş bin değil iki bin lira olduğunu yazacak. Bize lazım olan belge de

böylece elimizde olacak.

İlgilisine notlar:

·        Büyüklerine mutfağa gidip bir bardak su doldurmaya üşenen dinidar gençlik Gazze yi kurtarmaya gidecek öyle mi !.

·        "Eğer diğer insanlardan benim için bir şeyler yapmalarını bekleseydim hiçbir şey yapamazdım." Isaac Newton

·        "Öyle bir gün gelir ki; Milli Görüş iktidara gelmesin diye, size cuma hutbesi verebilecek bir cumhurbaşkanı bile seçtirebilirler" Prof. Dr. Necmettin Erbakan