Sizi Garkad Ağacı da Kurtaramayacak!

Abone Ol

Geçen yazımızda Ben-i İsrail’in âkıbetinden haber veren âyet-i kerimelerden bahsetmiştik. İsrâ Sûresi’nde aynı zamanda Ben-i İsrail’in tıpkı günümüzde olduğu gibi günün birinde “bir araya toplanacağı” da haber verilmektedir. Bakınız, İsrâ Sûresi’nin 104. Âyet-i Kerimesinde meâlen ne buyruluyor:

“Arkasından da İsrâil oğullarına, ‘O topraklarda oturun! Âhiret va’di tahakkuk edince, hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz.’ Dedik.”

Bu bir araya toplanma, âyet-i kerimede “Ve in ‘udtüm ‘udnâ” İlâhî cezasının tahakkukundan önce gerçekleşecektir. Bu âkıbeti Peygamber Efendimiz de haber vermektedir. Bakınız Kâinatın Efendisi (asm) ne buyuruyor: “Müslümanlarla Yahudiler arasında çok kanlı bir muharebe olmadıkça kıyamet kopmaz. O muharebede Müslümanlar Yahudileri tamamıyla kırıp öldürürler. (Bu Yahudi mahvı o kadar umûmi olur ki) hattâ bir Yahudi, taş yahut ağaç arkasına saklanır, akabinde o taş veya ağaç; ‘Ey Müslüman! Ey Allah’ın kulu! Şu arkamda saklanan kimse bir Yahudi’dir. Binaenaleyh gel de onu öldür,’ der. Garkad ağacı müstesnadır. Çünkü o Yahudi ağacı nevindendir.” (Müslim, Fiten, 80)

Peki, bu gerçekleri zulüm kılıcını kuşanmış o Yahudiler bilmiyor mu? Çok iyi biliyor. Bir toplantıda Filistinli ilgili, İsrailli bir temsilciye bu hadisi hatırlatınca, Yahudi şöyle demiş: “Evet bu hadis var. Ancak onu yapacak olanlar sizler değilsiniz.”

Ben-i İsrail, de tıpkı şeytan gibi gerçekleri biliyor. Ancak, küfür, inad, gurur o kadar gözlerini karartmış ki, artık freni boşalmış kamyon gibi son sürat uçuruma doğru gidiyorlar.

1969’daki Mescid-i Aksa yangını sırasında 21 Ağustos günü sabaha kadar korkudan yatamadıklarını, her taraftan Müslümanların saldırısını beklediklerini nakleden Ben Gurion, sabah olup ta saldırının olmadığını görünce rahatladıklarını ve o andan sonra kendilerinin saldırıya geçtiğini söylemektedir.

Bir başka hadis-i Şerifte, Âhir zamanda küffârın Müslümanları üzerine, tıpkı arıların bal çanağına saldırması gibi saldıracağını haber vermektedir. Tıpkı günümüzde olduğu gibi… Sahabenin, “Ya Resûlullah, Müslümanlar o zaman azlık mı olacak, çokluk mu?” diye sormaları üzerine Efendimiz (asm), Müslümanların çokluk olacağını ancak çer-çöp mesabesinde olacağını, kalblerine vehn hastalığının, yani dünya sevgisinin girmiş olacağını, ölümden korkacaklarını haber vermektedir.

Ben-i İsrail, Müslümanların durumunu da adım adım tâkip etmektedir. Ancak onların bilmediği husus, Müslümanların ilelebed “çer-çöp” vaziyetinde kalmayacağıdır. Tıpkı Asr-ı Saadet’teki gibi, gerçek İslâm’a, Kur’an’a ve Hadise sımsıkı sarılacak bir neslin ortaya çıkacağını, bütün mazlumları kurtaracağını, Kur’an’ı yeryüzüne hâkim edeceklerini hayal bile edemiyorlar., “Onları ruh cephelerinden öldürdük!” diyorlar. Ve bu cehâletleri ile de mukadder âkıbetlerini hazırlıyorlar.

15 Temmuz gecesi 90 yıldır üzerlerinde denenmedik proje kalmayan bir millet şahlanmış ve hem bir darbeyi, hem korkunç bir işgal hârekâtını engellemişti. Bu bütün mazlumlar için bir ümid ışığı idi. 30 Temmuz’da Yenikapı’da toplanan yüz binler, Kudüs’ün, Mescid-i Aksa’nın, Gazze’nin, Filistin’in ve bütün mazlum Müslümanların sahipsiz ve yalnız olmadığını haykırmıştı. Bu yiğit insanların varlığı Ben-i İsrail’in dizinin bağını çözmeye yetmiştir.

Dünya bir yere doğru gidiyor. Âhir zamanda olup bitenleri Kur’ân-ı Kerim haber vermiş. Vahy-i zımnî ile Peygamber Efendimiz (asm) haber vermiş. Evet, Hermeciddûn Savaşı (Armegedon) olacak. Ancak neticede, Allah’ın izniyle, galip gelen Müslümanlar olacak. Ben-i İsrail’i garkad ağaçları da kurtaramayacak. Hadis-i şerifin nasıl tahakkuk edeceğini herkes görecek. Bu asrın insanları bir mu’cizeye şâhit olacaklar.