Vücudunuzun her bir hücresi içerisine birer bilgi bankası olan DNA yerleştirilmiştir. DNA da zaman zaman dış etkiler sonucu bazı hatalar meydana gelebilir. Ancak bu hatalar DNA kontrol mekanizmaları tarafından hiç vakit kaybetmeden düzeltilir. Düzeltme işlemini gerçekleştirenler de yine DNA daki bilgiler doğrultusunda üretilmiş olan enzimlerdir.
Önce hasar gören DNA şedinin hatalı kısmı TESPİT EDİLİR. Daha sonra tespit edilen bu HATALI KISIM kopartılır. Böylece DNA sarmalında bir boşluk oluşur. Yine bir enzim tarafından sağlam bir kopyadan DOĞRU BİLGİ alınır ve boş yere doğru bilgi yerleştirilir. Ancak düzeltme işlemi bununla bitmez. Düzeltmenin gerçekleştiği yerdeki şeker-fosfat şeridi üzerinde bir kopukluk meydana gelmiştir. Bu kopukluk ise yine başka bir enzim tarafından tamir edilir.
Yaptıkları işlerden de anlaşıldığı gibi, DNA daki hataların düzeltilmesinde görev alan enzimler hataları tespit edebilmektediler. Doğru bilgiyi yanlış bilgiden ayırt edebilmektedirler ve DNA yı çok iyi tanımaktadırlar. Öyleki, doğru bilgiyi nereden almaları ve açılan boşluğu nasıl kapatmaları gerektiğini de bilmelidirler. Bunları yapan gen mühendisi uzmanlar değildir. Bunları gerçekleştiren şuuru olmayan, çoğu kişinin vücudunda varlığından bile haberdar olmadığı veya ne işe yaradığını bilmediği enzimlerdir.
İşin en ilginç yönü de, DNA nın hem üretimini sağlayan hem de yapısını denetleyen bu enzimlerin, yine DNA da kayıtlı olan bilgilere göre ve DNA nın emir ve kontrolünde üretilmiş proteinler olmasıdır. Ortada içiçe geçmiş öyle muhteşem bir sistem vardır ki, böyle bir sistemin kademe kademe oluşan tesadüflerle bu hale gelmesi hiçbir şekilde mümkün değildir. Çünkü enzimin olması için DNA nın olması, DNA nın olması için de enzimin olması, her ikisinin olması içinse hücrenin de, zarından diğer bütün kompleks organellerine kadar eksiksiz olarak var olması gerekir.
Burada anlatılanlar, hücrenin içinde gerçekleşen milyonlarca olaydan sadece bir tanesinin, küçük bir ara aşamasıdır. Bu şuuru, bilgiyi, aklı, beceriyi, sorumluluk hissini ve işbirliği gerektiren davranışları şuursuz atomların göstermeleri kesinlikle mümkün değildir.
Canlıların birbirini izleyen "yararlı tesadüfler" sonucunda "aşama aşama" geliştiklerini öne süren evrim teorisi, söz konusu DNA-enzim paradoksu tarafından kesin biçimde yalanlanmaktadır. Çünkü DNA nın ve enzimin de aynı anda var olması gerekmektedir. Bu ise bilinçli bir yaratılışın varlığını gösterir.
"Göklerde ve yerde bulunanlar O nundur; hepsi O na gönülden boyun eğmiş bulunuyorlar." (Rum Suresi, 26)
Siz 3 milyar harflik kusursuz mükemmellikte ve doğrulukta yazılmış bir eser elinize alsanız, bu eserin mutlaka bir yaratıcısı olduğunu düşünürsünüz. DNA nızdaki 3 milyar harfin hiçbiri tesadüf sonucu oluşmamıştır. DNA daki işlemleri gerçekleştiren yapılar o kadar dikkatli, titiz ve hassastırlar ki hiçbir zaman okumada, doğru hafleri seçme konusunda bir hata yapmazlar. Her seferinde milyarlarca harf arasından doğru olanları seçerler. Doğru harflerin üretimi için ulaştırdıkları organeldede yine aynı titizlikle, dikkatle üretim başlar.
Bu, son derece ileri teknolojiye sahip bir gökdelenin planının mimar ve mühendisler tarafından oluşturulduktan sonra, inşasının gerçekleştirilmesi için ilgili uzman ve teknisyenlere emanet edilmesi gibi planlı ve organize bir olaydır.
Darwinistler ise, gözle görülmeyecek kadar küçük bir alanda oluşan bu yüksek seviyeli organizasyonun, tesadüfen oluştuğunu iddia ederler. Cansız, kör ve şuursuz atomlardan oluşan moleküllerin sürekli akıl göstererek, kusursuz bir planın ve düzenin yöneticileri ve uygulayıcıları olduğunu iddia ederler.
Darwinizm in bu iddialarına inanmak, çocuk masallarını gerçek sanmak kadar mantıksız ve inanılmazdır. Ancak Darwinizm büyü ve hipnoz teknikleri kullanarak, birçok insanı kandırmış ve kavrayışını kapatmıştır.
Doğanın böylesine kusursuz bir sistemi, tesadüfen oluşturduğunu iddia edecek kadar mantığa, akla ve bilime karşı gelen evrimciler yanılmaktadırlar. Tüm bu şuurlu ve planlı işlerin düzenleyicisi ve yöneticisi Allah tır.
Gökleri ve yeri hak olmak üzere yarattı ve size düzenli bir biçim (suret) verdi; suretlerinizi de güzel yaptı. Dönüş O nadır. (Teğabun Suresi, 3)