İmam Ebu Hanife (rh), zamanının sultanının yanlış işlerine müdahale etmiş, doğruyu da söylemiş, yanlış kararlarını onaylamamış ve H. 150-M. 767 yılında 70 yaşında iken hapishanede vefat etmiş.
Kur’an, Sünnet ve bu ikisinden aldığı nur doğrultusundaki görüşleri Selçuklu sultanlarına yol gösterdiği gibi 600 yıl Osmanlı’nın yönetimine de yol göstermiştir.
Halen dünyadaki Müslümanların çoğunluğu, onun içtihatlarına göre İslâm’ı yaşamaya devam etmekteler.
Romalı bir köle olan Epiktetos (50-130) o günün anlayışına göre çok ileri olan fikirlerinden dolayı hapse atılır. Ömrü hapishanelerde geçer ama Stoacı felsefenin öncülerinden olarak hâlâ felsefe kitaplarında yaşamaya devam etmektedir. Kısacık bir ömre sahip olan gül, gülyağı kazanlarında kaynadıktan, cenderelerde sıkıştırıldıktan sonra gülyağı şişelerine girerek ömrünü uzatmakta ve güzel yerlerde ve güzel insanlar tarafından en güzel şişelerde taşınmakta.
Mumun başı ateşe verilse ve mum eriyip yok olsa, mum yine de gam yemez.
Çünkü kendini yakanlara ışık vermenin aydınlığı ve sevinci ona yeter. Biz, insanlığın inkâr sokaklarından cehennem yol alırken kendi şahsi doğrularımızı değil, Yaradan’ımızın doğrularını ve O’nun Elçisi’nin doğrularını söylemeye devam edeceğiz.
Kur’an’dan ışığını alan doğrular kıyamete kadar aydınlatmaya devam edeceklerdir.
Muhterem Necmettin Erbakan merhumun (29 Ekim 1926-27 Şbat 2011):
“Ağır Sanayi Hamlesi” ile
“Önce Ahlak ve Maneviyat” parolası daha sağlığında her insanın gönlünde kök saldı.
Üniversitede binlerce öğrenci yetiştiren, ilk “Gümüş Motor’u” yapan ve üretime geçen, bu tür sanayinin devlet eliyle olması için siyasete atılan, Süleyman Demirel tarafından veto edildikten sonra Konya’dan bağımsız milletvekili seçilen, üç defa partisi kapatılan, kendisi hapse atılan, siyasi yasaklar konulan ama yılmayan Muhterem Necmettin Erbakan, sevenlerini derinden etkilediği gibi sevmeyenlerinin de ufkunu açtı.
“Ağır Sanayi Hamlesi” dediği günlerde hem siyasilerimiz, hem aydınlarımız bu ifadelerle dalga geçmişlerdi. Zaman geçti, aynı kelimeleri kendileri de kullanmaya başladılar. “Önce Ahlak ve Maneviyat” dediğinde gericilik ve yobazlıkla suçlamışlardı.
Aradan yıllar geçti, muhalif partiler de belediye başkan adayı veya milletvekili adayı belirlerken ahlaklı insanlar seçme mecburiyetinde kaldılar.
“Önce Ahlak ve Maneviyat” tuttu.
1969 yılı öncesi yazılan dini eserlerde, İslâmcı şair ve yazarlarımızın eserlerinde akait ve ilmihal bilgileri işlenirdi.
Daha sonraki eserlerde Türkiye’nin ve dünyanın sorunlarının İslâm’a göre tahlili yapılmaya başlandı.
Başörtüsü sorunu 1969 tarihinden önce vardı. Birileri çıkıp da “Başörtüsünü siyasiler istismar ediyor. Biz buna karşıyız” demesin. Sayın Erbakan siyasete atılmadan önce başörtülüler diğer fakültelere alınmadığı gibi Ankara İlahiyat Fakültesi’ne bile alınmıyordu. Hatice Babacan olayı 1969 yılından öncedir. Başörtülü diye Ankara İlahiyat Fakültesi’ne alınmamıştı.
O günlerde yalnız ilahiyatta başörtülü bir kızımız varken şimdilerde her fakültedeki kızlarımızın yarıdan fazlası kapalı.
Açık olan kızlarımız da yasağa karşılar ve başörtülülerle kol kolalar.
Siz, gül dikin, bülbülü dünyanın öbür tarafından gelir. Siz, karanlığa bir mum yakın, pervanesi altı yönden gelir.