Siyonizm’in vadettiği bir cennet var mı?

Abone Ol

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;

Âlemlerİn Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)›a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.

Günümüzde batılın, karanlığın, cehaletin, zulüm ve sömürünün, şirkin ve nifakın kod adıdır Siyonizm. Siyonizm Yahudi soyundan gelenlerin üstün ırk olduğu yalanına dayanan bir ideolojidir. Siyonizm’e iman eden inkârcı Yahudiler, Şeytan ile aynı ırkçılık yolunun yolcusudurlar. Şeytanın vazifesi saptırmaktır. Kandırarak saptırır. Siyonizm’in görevi de tıpkı şeytanın görevi gibi saptırmak, bozmak ve yıkmaktır. Şeytanın ve Siyonistlerin müşterek düşmanı Âdem ve evlatlarıdır, yani bütün insanlıktır. Siyonistler kendilerini, inandıkları ilahın çocukları olarak görürler. MAİDE 18: “Yahudiler ve Hıristiyanlar ‘Biz Allah’ın oğulları ve sevgilileriyiz’ dediler. De ki: Öyleyse günahlarınızdan (ırkçılığınız ve şirkinizden) dolayı size (Allah) niçin azap ediyor? Doğrusu siz de O’nun yarattığı (Âdem’in evladı) insanlardansınız…” Şeytanın emredilen secdeden kaçınmasının gerekçesi olarak ARAF 12: “…Ben ondan (Âdem’den) daha üstünüm. Çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın…” demesi ile inkârcı Yahudilerin, müşrik Hıristiyanların kendilerini diğer insanlardan ayırmak için “…Biz Allah’ın oğulları ve sevgilileriyiz…” demesi arasında bir fark yoktur. Nasıl ki şeytan, kibri ve ırkçılığı sebebiyle ilahi huzurdan kovulmuş ve lanete uğramış ise inkârcı ve ırkçı Yahudiler de Allah’ın lanetine ve gazabına uğramıştır. MAİDE 78: “İsrailoğullarından kâfir olanlar, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lânetlenmişlerdir. Bunun sebebi, söz dinlememeleri ve sınırı aşmalarıdır.” Çünkü bunlar hahamlarını ve kâhinlerini Allah’tan başka ilah edinmişlerdir. Bu rahipler ve kâhinler Tevrat’ta olmayan şeyleri kitaptanmış gibi göstererek onları haktan batıla döndürdüler. Böylelikle onlar zalimlerden oldular ve şeytanla birlikte insanlığı hak yoldan uzaklaştırmak için düzenler kurdular, iddia ettikleri batıl şeylerin peşine düşerek hem kendilerine yazık ettiler, hem de saptırdıkları insanların vebalini yüklendiler. NİSA 160-161: “Yahudilerin zulmü sebebiyle, bir de çok kimseyi Allah yolundan (İslam’dan) çevirmeleri, menedildikleri halde faizi almaları ve haksız (yollar) ile insanların mallarını yemeleri yüzünden kendilerine (daha önce) helâl kılınmış bulunan temiz ve iyi şeyleri onlara haram kıldık ve içlerinden inkâra sapanlara acı bir azap hazırladık.”  İnkârcı Yahudilerin ve Hıristiyanların iddiaları ise bunun tam aksinedir. Diyorlar ki, cennete bizden başka kimse giremeyecektir. Onların bu görüşlerini Kur’an, anlamsız bir kuruntu olarak nitelemektedir:  BAKARA 111: “(Kitap ehli:) Yahudiler yahut Hristiyanlar hariç hiç kimse cennete giremeyecek, dediler. Bu onların kuruntusudur. Sen de onlara: Eğer sahiden doğru söylüyorsanız delilinizi getirin, de.” Bir de onlar, cehenneme girsek bile bu bizim için sayılı günler olacaktır ve biz sonunda yine de cennete gideceğiz diyorlar. Kur’an bu zanlarını da anlamsız bir şey olarak görmektedir. BAKARA 80: “İsrailoğulları: Sayılı birkaç gün müstesna, bize ateş dokunmayacaktır, dediler. (Onlara) de ki: Siz Allah katından bir söz mü aldınız -ki Allah sözünden caymaz-, yoksa Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” Kelimeleri yerinden oynatan, Allah’a, peygamberlere ve mümin kullarına olmadık iftiralarda bulunan Siyonistler, bu tutum ve davranışlarıyla insanların hem dünyalarını hem de ahiretlerini yaşanmaz hale getirmektedirler. Bunların cennet dediği cehennem, cehennem dediği şey ise cennettir. Bunların arkasından gidilmez ve birlik ve düzenlerine uyulmaz. Bunlar ancak terbiye edilir.

BİR MÜSLÜMAN

Rabbimiz haber veriyor: MAİDE 82: “Andolsun, insanların içerisinde inananlara en şiddetli düşman olarak, Yahudileri ve müşrikleri bulursun…” Yaşadığımız dünyada karşılaştığımız gerçekte budur. Bu gerçekler ortadayken, Müslüman bir toplum ve liderliği; Siyonistlerin ve onların jandarmalığını yapan ABD ve AB ile birlikte olup, İslam’a ve Müslümanlara düşmanlıkta sınır tanımayan bu zalimlere destek veremez. Bir Müslüman toplum ve liderliği, zalimler ve inkârcılarla değil, sadıklar ve mazlumlar ile birlikte olur ve Allah yolunda malıyla canıyla cihad eder. Kitabımız mümini şöyle tanımlıyor: HUCURAT 15: “Müminler ancak, Allah’a ve Resûlüne iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte sadıklar ancak onlardır.” Bir Müslüman; Allah ve Resulünün yolunda yürümeyi, emir ve yasaklarına uymayı dünya ve ahiret saadeti için tek çare olarak görür ve İslam’ı “din ve düzen” olarak yaşamanın ve yaşatmanın mücadelesini verir. Çünkü Allah’ın rızasını kazınıp, yardımına mazhar olmak, ancak İslam’a “din ve düzen” olarak teslim olmaktan geçer. Allah’ın İslam’a rızası, Siyonizm’e ve bütün batıl yollara gazabı vardır. Dünyanın bu kötü gidişatı karşısında takınılacak tavır, İslam’ca olan tavırdır. İslam’ca tavır dediğiniz zaman, bunu işbirlikçi tavır ve eğilimlerden ayırmak gerekir. İslam’ca tavır, hak ile batılı birbirine karıştıran bir tavır da olamaz. İslam’ca tavır; Milli Görüş lideri merhum Erbakan Hocamızın “Bana ne Amerika’dan, Siyonizm ancak güçten anlar, batılılarla hesaplaşmayı göze almadan yeni bir saadet dünyası kurulamaz” diyerek ortaya koyduğu tavırdır. Milli Görüş, bu milletin sığınacağı tek saadet limanıdır. Bu limana sığınmadan, düzenimizin ipini bu limana bağlamadan kendimizi helak olmaktan kurtaramayız. Allah’ın mülkünde Allah’ın kulları olarak, Allah ve Resulünün düşmanlarıyla sevişerek saadete eremeyiz. Kurtuluşumuz ancak Milli Görüştedir ve Milli Görüşün tek temsilcisi Saadet Partisi’nin etrafında kenetlenmek ve bu kadroları iktidara taşımaktadır. Milli Görüş’ün insanlığa sunduğu teklifler bütün insanlığın saadetini sağlayacak güçte ve mahiyettedir. AK Parti de Milli Görüş’ün tezlerini savunuyor gibi kabuller güncel yanılgıdır. Bu güncel yanılgı bu güne kadar bize bir fayda sağlamamıştır. Çare Milli Görüş’tür. Başka çare de yoktur. Selam hidayete tabi olanlara…