Siyonizm'in gerçek yüzü ortaya çıkıyor!

Abone Ol

İslâm âlemi, üç asırdır fetret dönemi yaşamaktadır. Bu buhranlı dönemin etkisiyle ortaya çıkan mağlubiyet psikolojisinin Müslüman coğrafyayı esir aldığı bir hengâmda Millî Görüş lideri Necmettin Erbakan ortaya çıkarak Siyonizm’e başkaldırmıştı. Bu, aslında Müslümanların üç asırdır içine düştüğü mağlubiyet psikolojisinden kurtulması için bir milattı.

Erbakan Hoca, Siyonizm’in yeni dünya düzeni hayalini, Büyük Ortadoğu Projesi’yle Arz-ı Mev’ud’u işgal planını yarım asır önce ifşa etti ancak Müslümanlar Erbakan Hoca’nın gelecek projeksiyonunu fark edemedi.

Erbakan Hoca’nın yarım asırdır dillendirdiği bu gerçekler hâlâ Müslüman coğrafyada yeterli karşılığı bulmuş değil. Ancak Siyonist İsrail’in iki yıl süren Gazze katliamı ve yakın zamanda ABD-İsrail ikilisinin İran’a saldırısı, gerek ülkemizdeki bazı insaflı kişilerin bakışını etkilemiş, gerekse Batı’daki halk kitleleri ile ABD’deki bazı aydınların uyanmasına sebep olmuştur.

ABD destekli İsrail’in, Gazze’de iki yıl boyunca uyguladığı zulüm, İslâm âlemini harekete geçirmese de Batı’daki insaflı halk kitlelerini harekete geçirmiş; Batı’da sadece Siyonist karşıtlığı değil Yahudi karşıtlığı da baş göstermiştir. Batı’da ana akım medyadaki Siyonist baskı devam etse dahi özellikle sosyal medyada baş gösteren Yahudi karşıtlığı fark edilir bir seviyeye gelmiştir. Avrupa devletlerinin yönetimindeki Siyonist etki devam etse de İspanya örneğinde olduğu gibi yönetim ve halk birlikte Siyonist zulme tepki vermektedir.

Polonyalı Milletvekili Grzegorz Braun, “Burada tekrar tekrar anlatılan Holokost anlatısıyla şantaja uğruyoruz. Bu yanlış. İsrail, terörist bir devlettir” sözleri, Siyonizm’in yıllarca ustalıkla oynadığı mağdur rolünün artık fark edilmeye başlandığını göstermektedir.

Özelde Ortadoğu’daki Müslüman coğrafyada, genelde dünyanın tamamındaki kaosun ve zulmün müsebbiblerinin ABD ve İsrail olduğu ortaya çıkmıştır. ABD-İsrail ikilisinin dini ve siyasi altyapısını Hıristiyan Siyonizm’i (Evanjelizm) ile Yahudi Siyonizm’i teşkil etmektedir.

Gerek Batı dünyasında gerekse ABD’deki insaf ehli kişiler, gerçekleri görmeye başlamıştır. Gerçeklerin görülmemesi de mümkün değildir. Zira, ABD ve İsrail yönetimleri artık bu sapkın inançlarını, sapkın planlarını açıkça ortaya koymaktadır. Sapkın planlardan bahisle Çinli araştırmacı Prof. Jiang Xuegin şöyle demektedir: “İsrail, kontrollü bir yıkım gerçekleştirmek için El-Aksa Camii’nin altında gizlice kazı yapıyor. Amaçları, yıkımı İran füzesine bağlayarak büyük bir kutsal savaş başlatmak”.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in “İster Sünni, ister Şii, ister Müslüman olsun. Düşmanlarımızla savaş halindeyiz ve onlarla her yerde savaşacağız” sözleri aslında Hıristiyan Siyonistler (Evanjelikler)’le Yahudi Siyonistlerin tek hedefinin Müslümanlar olduğunun açık bir ifadesidir. Bu hedef, artık fark edilmiş, insaflı insanlar Siyonizm’in gizli planlarının farkındadır.

ABD Terörle Mücadele Direktörü Joe Kent, Başkan Donald Trum’un İran konusunda İsrail tarafından kandırıldığını belirterek, “İran, ülkemiz için acil bir tehdit oluşturmuyordu ve bu savaşı İsrail ile onun Amerika’daki güçlü lobisinin baskısı nedeniyle başlattığımız açık. İran’daki savaşı desteklemeye vicdanım el vermiyor” demek suretiyle istifa etti.

NBC News’in ulusal güvenlikten sorumlu genel yayın yönetmeni David S.Rohde, “İran, Cenevre’deki barış görüşmeleri sırasında zenginleştirilmiş uranyumunun tamamını vermeyi teklif etti. İngilizler bunu inandırıcı bir teklif olarak gördü. Saatler sonra Trump yine de İran'ı bombalamaya başladı. ABD barış istemedi, savaş istedi. Ne ABD ne İsrail ne de daha önce İngiltere… Ortadoğu’da asla barış istemedi” sözleriyle tepkisini ortaya koymaktadır.

Eski CIA istihbarat analisti Larry Johnson ise, “İsrail, İran’dan sonra Türkiye’nin peşine düşecek. Tüm Arap ve Müslümanlar öldükten sonra duracaklar. İsrail korunma arayışında değil, onlar Nil’den Fırat’a kadar olan toprakları istiyorlar” demek suretiyle Erbakan Hoca’nın yarım asırdır uyardığı Siyonist emelleri açıklamaktadır.

Amerikalı ekonomi profesörü Jeffrey Sachs, “John F. Kennedy’yi CIA öldürdü. Demokrasimiz 300 milyarderin elinde. Epstein bir MOSSAD ajanıydı. Trump, klinik olarak bir psikopattır. Netanyahu, bizi 3. Dünya Savaşı’na doğru sürüklüyor” sözleriyle hem Siyonistlerin 300’ler meclisine atıfta bulunmakta hem de Epstein adasındaki sapkınlıktaki Yahudi parmağına işaret etmektedir.

Amerika Birleşik Devletleri senatörü Bernie Sanders ise ABD vatandaşlarının vergileriyle İsrail’e yapılan yardımları eleştirerek şöyle demektedir: “İsrail, Gazze’de 18.500 çocuğu öldürdü. Bu savaş suçlarına rağmen ABD, İsrail’e 22 milyar dolardan fazla yardımda bulundu ve şimdi de İsrail adına İran’a saldırdı. Vergi mükelleflerinin parası, çocukları aç bırakmak, okulları bombalamak ve yardım bekleyen aç insanları silahla öldürmek için kullanılıyor.”

Gazeteci ve televizyoncu Ana Kasparian da ABD’nin Siyonist İsrail’i desteklemesinden duyduğu rahatsızlığı şöyle dile getirmektedir: “Neden İsrail’e özel muamele yapılıyor. Neden her istediğini yapabiliyor, neden her koşulda onları finanse etmek zorundayız. Neden hiçbir fikir belirtmeden susup sadece para ve silah veriyoruz. Bunun arkasındaki sebebi bilmek istiyorum”.

ABD’li bir vatandaşın Nevada Eyaleti Senatörüne söylediği, “Sağlık altyapısı, evsizler ve kendi çocuklarımızı kurtarmak için para yok. Ama İsrail’i silahlandırmak için 14 milyar dolar veriyorsunuz. Sizin bağlılığınız ABD halkına mı, yoksa İsrail’e mi?” sözleri, ABD yönetimlerinin halkın değil, Siyonist lobilerin hizmetinde olduğunun saklanamadığını göstermektedir.

ABD’nin Siyonist zulmü desteklemesi, sadece ABD halkının tepkisiyle sınırlı kalmamakta, artık dünya kamuoyunda da tepkiyle karşılanmaktadır. Hatta halkların ABD düşmanlığıyla İsrail düşmanlığı başat gitmektedir. ABD’nin bir önceki başkanı Joe Biden, bunu hissetmiş olacak ki, “İsrail’e verdiğimiz destek nedeniyle Amerika’nın ahlaki itibarını kaybedeceğine dair dünya çapında gerçek korkular var!” demişti.

ABD’nin mevcut başkanı Donald Trump, Siyonist lobilerin etkisiyle verdiği son kararıyla dünyadaki Yahudi düşmanlığını körüklemiş, Siyonizm’in karanlık yüzünün ortaya çıkmasını hızlandırmış, ABD karşıtlığının küresel hale gelmesinin önünü açmıştır.

Gazze’deki katliam ve İran’a yapılan saldırılar ABD-İsrail ikilisinin dünyayı felakete sürüklediğinin ortaya çıkmasına, halkların uyanmasına, her alanda insaf sahibi kişilerin tepki vermesine yol açmıştır.

Sözün özü; Siyonizm’in gerçek yüzü ortaya çıkıyor!