-Kurmuşken doğrudan Büyük İsrail i kuralım istiyorsunuz.
Ben bir Haham ım. Bunu ben daha çok istiyorum. Ama yanlış yapıyorsunuz;
Anadolu yu işgal etmekle bu milleti sindiremezsiniz. Lozan antlaşmasıyla
bunlara bir fırsat tanıyıp (Time Out), bu zaman içinde aç, işsiz bırakıp, borca
esir edip, tarih ve dininden uzaklaştıracaksınız. Yumuşak ve kolay lokma
yapıldıktan sonra, Türkiye parçalanıp büyük İsrail e katılmalıdır. Bu sözler Mısır Başhahamı, İnönü nün Lozan daki
müşaviri Haim Nahum a ait. 1923 yılında Avrupalı Siyonist dostlarına ve mason
locası şeflerine böyle söylediğini gerçek tarih olarak Erbakan Hoca dan
dinlemiştik. Çoğumuz gibi.
Planlayıcı-Uygulayıcı-Yok Edİcİ!
Theodor Hertzl, Emennuel Karasu ve Haim Nahum! Osmanlı yı
yıkan sürecin üç mimarının sonuncusu. Hocanın tabiriyle biri planlayıcı, biri
uygulayıcı biri de yok edici!
Peki Haim Nahum kimdi, nasıl yetişti, Mısır, Türkiye de
ve Lozan da neler yaptı Böyle bir
Haham, Milli Mücadele sonrasında Lozan da İsmet İnönü ye nasıl müşavir oldu
Türkiye nin 1923 ten 2015 e dek yaşadığı yumuşatılma
evrelerini nasıl planladı Küçük İsrail Devleti nin kurulması için ne tip gizli
faaliyetler yürüttü Türkiye de Arap düşmanlığının, Mısır da ise Türk
düşmanlığının yayılmasında nasıl çapraz faaliyetler yürüttü
Tarihe meraklı genç yazar Hüseyin Serkan Elönü, bu
gizemli Haham ın peşine düştü. Resim ve belgeleriyle Siyonizm İdeali Peşinde
Koşan bir Hahambaşı- Haim Nahum kitabını hazırladı. Umarız Erbakan Hoca nın işaret
ettiği yakın tarihimizdeki diğer 5 mikrop şahsiyetlerle ilgili de çalışmalar da
yapılır. Madem tarih yapamıyoruz, bari
bizi yıkanları tanıyalım!
BİR SEÇİM HATIRASI
Milli Görüşün Trakya daki Çınarlarından Mustafa İriş
anlattı.Saadet Partisi Edirne Milletvekili Adayı Ayhan Özkan. Keşan sanayinde
bir dükkâna giriyor.
Tamire gelmiş arabanın altından üç işçi, eli yüzü yağlı,
karalı şekilde çıkıp, hazır ola geçiyor. Özkan Bey başlıyor anlatmaya.Saadet
Partisi nin projeleri. Eğitim, ahlak,
ekonomi, işsizlik Karşısındaki üç işçi hazır olda dinliyor. En ufak bir tepki
yok.
Saadet Partisi adayı anlatmaya devam ediyor
Adil düzen, yeniden büyük Türkiye, yeni bir dünya.
İşçiler pürdikkat kesilmiş dinliyor. En ufak bir tepki
yok! İlk kez bu kadar dikkatli dinleyen ve hazır olda bekleyen birileri vardır.
Özkan Bey; aşkla, coşkuyla anlatmaya devam ediyor.
Nihayet konuşmasının sonuna geliyor.
Sözlerini, İnşaallah bu seçimde oylarınızı Saadet
Partisine bekliyoruz diye bitiriyor.
Ancak hiç ummadıkları bir şey oluyor.
İşçiler biraz meraklı, biraz ürkek, önce birbirlerine
bakıyor.
Sonra içlerinden birisi cesaretini topluyor; Suriye
diyor.
Bu sefer Saadet Partisi adayı Özkan Bey ve arkadaşları
şaşırıyor.
Meraklı gözlerle birbirlerine bakıyorlar.
Öyle ya, o kadar konuştuk, anlattık. Suriye de ne demek
şimdi.
Emin olmak için tekrar soruyor Özkan Bey;
İnşallah bu seçimde oylarınızı bekliyoruz Saadet
Partisine
Ama cevap yine aynı.
-Suriye, Suriye diyor aynı işçi.
Olayın aslı dükkandaki Türk işçilerden biri seslenince
anlaşılıyor:
-Abi onlar Suriyeli. Türkçe bilmiyorlar. Sizi polis
zannettiler herhalde. O yüzden hazırolda duruyorlar.
KARADENİZDE BİR RUHSAT KONTROLÜ!
Yer; Karadeniz. Zaman; seçim sathı maili. Saadet bayrağı giydirilmiş eski bir otobüs.
Direksiyonda Karadenizli bir Milli Görüşçü. Ehliyet
ruhsat kontrolü için durdurur.
-Ehliyet
-Buyurun!
-Ruhsat
-Ruhsat muhsat yok. Eski otobüs. Seçim için kullanıyoruz.
-Ruhsat yoksa gidin o zaman. Yoksa neyini kontrol
edeceğiz !