Siyasiler halkı dinleyecekmiş!

Abone Ol

Bismillâhirrahmânirrahîm;

AKP Genel Başkanı bayramda (24 Mayıs) müjdeyi verdi: “Hemen yarından tezi yok, yeni bir gönül seferberliği başlatıyoruz. Bizzat sahaya inerek milletimizin derdini dinleyeceğiz.” Bu ne güzellik! Birbiriyle görüşmemeye yeminliymişler gibi duran bazı siyasiler halkın içine girecekler. Onları binlerce polis koridoru arasında ya meydanlarda; ya da medya üzerinden birbirleriyle restleşirken görüyoruz. Halkı dinlerlerse, Türkiye adına kazançlı çıkarız.

Bayram sonrası siyasi partilerde ciddi bir hareketlilik başladı. Erken seçim konusu gündemde! Ancak, yapılanların hesabını vermeden seçime gidilir mi? Halkın siyasilere söyleyeceği çok şey var. Meselâ, İstanbul Sözleşmesi! Aileyi yıkma tuzağı olan bu sözleşme, pek çok skandalı ve soru işaretini içinde barındırıyor.

Sözleşme “İstanbul” ismini kirletiyor. Bir Avrupa Konseyi dayatması olan sözleşme, nasıl “İstanbul” ismiyle anılabilir? Türkiye Aile Meclisi Başkanı Adem Çelik, “Sözleşme İstanbul’un fethinin intikamıdır” demekte haksız mı?

Anayasa’nın üstünde yaptırımı olan bir sözleşmenin halka duyurulup kamuoyunda tartışılmadan imzalanması ve Meclis’ten geçirilmesi ciddi bir soru işareti! Her şey yangından mal kaçırırcasına kotarılmış.

Hele, 10 Kasım 2011’de, saat 22.50’de görüşülmeye başlanmasını, doğru dürüst müzakere edilmeden, 81 maddelik sözleşmenin sadece ilk 3 maddesinin okutularak alelacele oylamaya geçilmesini, oturumun sadece 26 dakikada tamamlanmasını “skandal” sözünden başka hangi ifadeyle tanımlarsınız? Uygulamayı, çok sözü edilen “şeffaflık” sözünün neresine koyarsınız?

BU NE SAMİNİYET!

HİÇBİR ülke meselesinde, hatta bayramda bile bir araya gelemeyen bazı siyasi partiler AB’nin dayattığı Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ni onaylarken; kutsal bir görevi yerine getiriyormuşçasına bir uyum ortaya koymalarına, birbirlerine iltifatlar yağdırmalarına, “Bu ne samimiyet!” demekten başka bir söz bulamadım. İsterseniz bu uyumu(!) 11 Mayıs 2011 tarihli TBMM tutanaklarına geçmiş siyasi parti temsilcilerinin sözlerinden izleyelim: CHP Grubu Adına Ayşe Gülsün Bilgehan (Ankara Milletvekili): “Gecenin bu saatinde çok önemli uluslararası sözleşmeyi hep birlikte onaylayacağız. Çok büyük bir memnuniyetle, CHP Grubu’nun bu sözleşmenin kabulü yönünde oy kullanacağını belirtiyorum.”

BDP Grubu Adına Pervin Buldan (Iğdır): “Bu gece yarısı böylesi önemli bir konuyu kanunlaştıracağımız için özellikle emeği geçen herkese, başta Bakanımız Fatma Şahin olmak üzere, parlamentodaki siyasi parti gruplarına bir kez daha teşekkür ediyorum.”

MHP Grubu Adına Mehmet Şandır (Mersin): “Böyle bir kanun tasarısını gündeme getirdikleri için Sayın Canikli’ye de teşekkür ediyorum. MHP olarak desteklediğimizi ifade ediyorum.”

AK Parti Grubu Adına Nurettin Canikli (Giresun): “Şu saatte ortaya çıkan bu güzel ve uzlaşma tablosundan dolayı son derece memnun olduğumu ifade etmek istiyorum. Sayın Bilgehan başta olmak üzere, emeği geçen tüm arkadaşlara; iktidarıyla, muhalefetiyle milletvekili arkadaşlarımıza şükranlarımı arz ediyorum.”

CHP, HDP, MHP, AKP milletvekillerinin, AB’nin dayattığı Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ni kabul etmek için böylesine istekli olmalarını nasıl izah edeceğiz?

MECLİS’İN İTİBARI

DİKKAT ediyor musunuz? Sözleşmeyi imzalayan hükümet İstanbul Sözleşmesi konusundaki tepkilere suskun! Kamuoyunda tartışılmadan, Meclis komisyonlarınca görüşülmeden, Meclis’te müzakere edilmeden onaylayan milletvekilleri bu sözleşmenin ülkeye ne kazandıracağını açıklayamıyorlar.

Sözleşmenin yasalaştığı dönemde AKP Milletvekili olan Mehmet Metiner, “Vekil arkadaşlarımızın kahir ekseriyeti neye oy verdiklerini bilmeden el kaldırdılar” itirafını yapıyor: “Partilerin grup yönetimi kendi aralarında anlaşmış olmalılar ki, o anda bulunanların onayıyla kabul edildi.” (04.05.2020)

Pes doğrusu! Meclis böyle çalışıyor ha! Bu, nasıl milletvekilliği? Avrupa’dan gelen istek nasıl oluyor da gözü kapalı kabul edilebiliyor? Bunu AB ülkeleri bile yapmadı. Peki, İstanbul Sözleşmesi’nin verdiği bunca zarardan, Türkiye’yi yıkıma götüren uygulamalardan kim sorumlu?

Yaşananlar, Devrim Otomobili mühendislerinden Kemalettin Vardar’ın 2016’da vefatından 1 ay önce verdiği röportajındaki sözlerini aklıma getirdi: “Yabancılardan gelen her türlü belgeyi, bilgiyi, ürünü hayranlıkla, peşin yargıyla kabulleniyoruz.”

Siyasiler halkı dinleyeceklerse, onlara bütün bunların gerekçesini sorma zamanı!  Sadece İstanbul Sözleşmesi değil; CEDAW’dan bu tarafa, AB uyum yasası diyerek, aile yapımızı alt üst eden, pek çok cinayetin işlenmesine yol açan, 2 milyondan fazla babanın evinden uzaklaştırılmasına sebep olan, gençlerin yozlaşmasını ileri noktaya götüren düzenlemelerin failleri yaptıklarının hesabını vermelidir.

Pek çok ülke Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ni kabul etmedi; şerh koydu; beklemeye aldı. Dönemin TBMM’deki milletvekillerinin acelesinin sebebi neydi, dersiniz?