Siyasiler çanak tutuyor

Abone Ol

Birkaç gündür medyanın bir bölümünde sürdürülen Gülün aday olmaması yönündeki kampanyaya karşı yazılar yazıyorum. Siyasete dışarıdan müdahale olarak gördüğüm bu tür kampanyalara karşı olunması gerektiğini düşündüğüm için ve özellikle de eşinin başı örtülü diye devre dışı bırakılmak istenmesini içime sindiremiyorum. Bu arada dış dünyanın desteğine sahip bir kişiye içeride bazılarının kendileri de o dış dünya ile aynı çizgide olmalarına karşılık okşaya okşaya başlattıkları linç girişimini anlamakta zorluk çektiğim için Gülün destekçisi gibi bir görüntü vermeye başladım.

Aslında başörtüsü sorununa çözüm bulmak için bir hamle bile yapmamış olanların hangisi Cumhurbaşkanı olursa olsun fazla bir şey farketmeyecek. Benimkisi bir prensibin arkasında durmaktan ibaret. Bir diğer ifade ile inanç özgürlüğüne müdahele olarak gördüğüm birtakım kimselerin herkes bizim gibi inansın ve yaşasın dayatmasına karşı çıkış olarak son günlerde Cumhurbaşkanı adaylığı konusunda yazılar yazıyorum. Sisteme müdahele etmek isteyenlere karşı duranlar olsun, duranların yanında yer alalım istiyorum.

Ancak, siyasilerin sergiledikleri tavır karşısında ister istemez siyasete müdahaleye kalkışan hatta edenlerin, cesareti yine halkın seçtiği siyasilerden aldığını düşünmeden edemiyorum. Çünkü siyasiler ilkeli bir duruş sergilemiyorlar. Bir direnişle karşılaşır karşılaşmaz yelkenleri indiriyor, eğilip bükülüveriyorlar. Kısacası, bedel ödemeyi göze alamayanlar karşısında adına ister bürokratik oligarşi, ister siyaset dışı güçler diyelim meydanı boş buluyorlar.

Seçim meydanlarında cellatlığa soyunanlar Meclise gelir gelmez farklı bir görüntü verdikleri görüntüsünün, tabanlarını rahatsız ettiğini hissedince bir açıklama yaparak iki tarafı birden idareye çalışıyorlar. DTPGenel Başkanı Ahmet Türk ile tokalaşmakta sakınca görmeyen bir lider aradan çok bir zaman geçmeden Başbakan Erdoğan ile tokalaşmasının gündeme gelmesi ile "Erdoğan ile tokalaşmadım, Başbakan tokalaşmış ise bilmiyorum" yollu bir açıklama yapıyor. Espri mi yapıyor yoksa dalga geçmeye mi çalışıyor üsluptan anlaşılamıyor ama sergilenen tavrın siyaset dışı güçlere cesaret vereceği kesin.

Öte yandan CHPli bir milletvekili partisinin grubunda yapılan seçimde TBMM İdare Amirliğini kaybedince partisinden istifa ediyor. İstifa haberi ise gazetelere, "Doğuştan Baykalcı Baykalı terk etti" başlığı ile yansıyor. Bazı gazeteler ise haberi "Kırmızı plaka uğruna partisinden istifa etti" şeklinde veriyorlar. Bu tür davranış ve haberler siyasetçi ve siyaset kurumunu yıpratmaz mı

Bu memlekette zaten her fırsatta seçilmişleri kötülemek, küçümsemek kısacası yıpratmak için fırsat kollayanlar olduğu biline biline siyaset erbabı niçin bunlara fırsat verir

Bir de danışmanların kendilerini danışmanlık yaptıkları kişilerin yerine koyarak  fikir beyan etmeleri, yazılar kaleme almaları ise bağlı bulundukları kişinin yıpratılmasına katkı sağladığının ya farkında değiller ya da onlar da politik heveslerini böylece tatmin ediyorlar. Böylece siyaset kurumunun ve siyasetçinin yıpranmasına katkıda bulunmuş oluyorlar.

Biz de yıllarca danışmanlık yaptık. Ama, bizi ilgilendirmeyen toplantı ve görüşmelerde fotoğraf karesine girmemeye dikkat ettik. Danışmanlığımız yıllarında da yazı yazıyorduk ama yazılarımızda öylesine dikkat ettik ki bizim yazımıza bakarak birileri danışmanı olduğumuz kişiye yönelik bir değerlendirme yapmaya imkan bulamasınlar. Bunları bir meziyet olarak ifade ediyor değilim. Olması gereken buydu. Çünkü, danışmanlar siyasi temsilciler değildir. Danışmanı oldukları kişiye düşünce ve hizmet üretirler.

Belli ki siyasetin çivisi çıkmış ve siyaset giderek muhteva ve kalite kaybediyor. Bu da bazılarına siyaseti yönlendirme ve  müdahale konusunda cesaret veriyor. Bu bakımdan önce siyaset adamları kendilerine çeki-düzen vermeli ve kararlı olmalıdırlar.