KTÜ öğretim Üyesi Doç. Dr. Tellioğlu: ‘‘Sümela Manastırı bir siyasi simge halinegetirilmiştir. Sümela hristiyan dünyası için önemli bir inanç merkezi değildir‘‘ ‘‘Sümela Manastırı ile ilgili kayıtlarda bugüne kadar çevre illerden ya da ülkelerden gelenlerin toplu ayin yaptığına dair hiçbir bilgi ve belge yok‘‘.
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İbrahim Tellioğlu, Sümela Manastırı‘nın bugün belirli çevreler tarafından siyasi bir simge haline getirildiğine dikkati çekerek, manastırın, Hristiyan dünyası için önemli bir inanç merkezi olmadığını söyledi.
Tellioğlu, yaptığı açıklamada, İzmir‘in Selçuk yöresinde bulunan Meryem Ana Evi‘nin, hacı olmak için önemli bir alan olduğunu hatırlatırken, Sümela Manastırı‘nın, tarih boyunca böyle bir özelliğinin hiç olmadığını vurguladı.
Trabzon ve yöreden göç etmeyen Yunanlı ya da Rus kökenliler için Sümela Manastırı‘nın sadece turizm açısından önemli bir yer anlamına geldiğini ifade eden Tellioğlu, ‘‘Yunanistan‘a 1923 yılından sonra mübadele ile gidenler dışındaki Rumlar için Sümela Manastırı‘nın dini bir anlamı yok. Aynı şekilde Slav kökenli Ruslar için de böyle. Sümela Manastırı‘nda Ortodoks inancına göre ibadet etme geleneği yok. Katolikler için de Sümela, sadece turistik bir alan‘‘ dedi. Sümela Manastırı‘ndaki ayin tartışmalarının temelinde neyin yattığının çok iyi bir şekilde irdelenmesi gerektiğine dikkati çeken Tellioğlu, şöyle devam etti: ‘‘Sümela bir inanç turizm merkezi mi, yoksa bir siyasi simge haline mi getiriliyor? Sümela bugün siyasi bir simge haline getirilmiştir. Sümela, Hristiyanlar için önemli bir inanç merkezi değildir. Sümela ne Ortodokslar, için ne de Katolik ve Protestanlar için bir inanç merkezi değildir. Buraya gelen, orada ibadet etmeye çalışan Ortodoksların özellikleri neler, önce bunları belirlememiz gerekiyor. Rusya‘dan gelenler kimler?. Bölgedeki isyanlar sırasında veya Ruslar buradan geri çekilirken, Trabzon ve çevresinden Rusya‘ya gidenler. Rusya‘dan gelenler içinde Slav kökenli yok. Rus vatandaşı, Rumlar bunlar. Sümela Manastırı‘nda yaşananları, Rusya ve Yunanistan‘dan Ortodokslar geldi gibi algılamak yanlış. Bu, iki farklı Ortodoks cemaati, Trabzon‘da buluştu anlamına gelmesin.‘‘
Ayin tartışmasında rol oynayan Selanik Valisi Panayotis Psomyadis ile Rus milletvekili İvan Savvidrus‘un ortak özelliğinin, ikisinin de büyüklerinin Trabzon ve çevresinden göç etmesi olduğunu ileri süren Tellioğlu, ‘‘Bu iki kişiyi burada buluşturan ortak nokta, Trabzon göçmeni Ortodoks olmaları‘‘ dedi.
"Sümela‘nın inanç turizmine açılmasının fazla bir getirisi olmaz"
Ticari olarak Sümela Manastırı‘nın inanç turizmine açıldığı zaman fazla bir getirisi olmayacağını dile getiren Tellioğlu, şunları ifade etti: ‘‘Burası bir dini merkez değil. Bunun arkasında siyasi bir maksat aramak lazım. Ticari olarak baktığınızda bu yıl bin kişi geldiyse, önümüzdeki yıl 10 bin kişi gelecek değil. Burası bir Efes, Mardin değil. Kayıtlarda, Sümela‘da bugüne kadar toplu bir ayin yapıldığına dair hiçbir bilgi ve belge yok. Mübadele 1923 yılında yapıldı. 1922‘den örnek verelim. Trabzon‘daki, Gümüşhane‘deki çevredeki Rumlar geldi Sümela‘da ayin yaptılar diye bir kayıt yok.‘‘
Tellioğlu, Sümela Manastırı‘nın şimdiki güzel görünümünü almasında, Osmanlı İmparatorlu‘nun katkısının olduğunu vurgulayarak, ‘‘Osmanlı İmparatorluğu, 19. yüzyılda, manastırın dış duvarlarının yapılmasına onay verdi. Bu da imparatorluğun ne kadar bir hoşgörü içerisinde olduğunun göstergesi. Eğer izin verilmeseydi manastır, sadece dağın kovuklarına oyulmuş alanlar olarak kalacaktı‘‘ dedi.



