Siyasi Babilleşme!

Abone Ol

Dünyanın geldiği noktayı siyasi Babilleşme süreci olarak ifade edebiliriz. Hatta dostlukların çatladığı ve zamanın gadrine aşamadığı aksine aşındığı bir dönemden geçiyoruz. Sadakatlerin çürüdüğü bir zaman tünelinde yol alıyoruz. Bundan dolayı çürüme ve Babilleşme her sektörde ve her boyutta cari ve geçerli. Sosyal ve içtimai boyutun dışında siyasi boyutta da bir Babilleşme yaşıyoruz. Bush un açtığı Babilleşme yolu veya rahne ve laneti ve parantezi, kapanmadan yoluna devam ediyor ve peşimizi bırakmıyor. 1991 yılında bu yolu ilk açan baba Bush oldu. 11 Eylül sonrasında ise bu şeytani yolu genişleten ve çığır haline getiren oğul Bush oldu. Lanetli çalının veya Bush ların açtığı felaketler zinciri ve rahneleri kapanmadan iktidara Obama geldi ve Obama da geri vitese taksa da onun yolundan çıkmayı başaramadı. 2011 yılında Irak ı karadan ve askeri olarak terk etti. Lakin 2014 Ağustos ayında Bush un lanetiyle birlikte geri döndü. Irak felaketini başımıza saran kurtarıcı olarak Irak semalarına yeniden süzülmeye başladı. Akbaba gibi yeniden havada süzülmeye başladı. Hem de Bush adıyla! ABD nin Irak ta IŞİD militanlarına yönelik gerçekleştirdiği hava harekatında yine Bush adıyla karşılaştık. 1990-1991 deki Birinci Körfez Savaşı nda Irak a vur emrini dönemin Başkanı George Bush (baba Bush) vermişti. Saddam Hüseyin in devrildiği, ikinci Körfez Savaşı ise 2003 te gerçekleşti. Irak a vur emrini bu kez, dönemin ABD Başkanı olan oğul George Walker Bush vermişti. ABD nin 8 Ağustos 2014 günü Irak a yönelik gerçekleştirdiği üçüncü harekâtta ise, Başkanlık koltuğunda Barack Obama oturuyor. Ancak saldırı, ABD nin eski Başkanı George Bush la aynı adı taşıyan uçak gemisi USS George H.W. Bush tan kalkan uçaklarla gerçekleştiriliyor. Bu tesadüf mü yoksa Bush un süren laneti mi  

*

Baba Bush Saddam ı Kuveyt ten sürebilmek için peşine bir küresel koalisyon takmıştı. Böylece Amerikan idaresi altında Saddam a karşı dünyayı birleştirdiği kanaatini yaymaya çalışmıştı. Saddam ın yanlış yönlendirmelerle Kuveyt i işgalinden 9-10 yıl sonra benzeri bir senaryo da 11 Eylül de işleme konuldu. Ne tesadüf bu kez oğul Bush döneminde. Baba Bush un yarım kalan misyonunu oğlu W. Bush bitirmek istedi. Pandoranın kutusunu açtı ve siyasi Babilleşme sürecini başlattı.

Yalan ve tertiplerle Irak ve Afganistan işgalleriyle birlikte dünya siyasi iklimi zehirlendi ve bu zehirlenme dalgalar halinde toplumların kılcal damarlarına kadar yayıldı. Dürüstlüğün ve güvenin yerini yalan ve güvensizlik aldı. Dünyanın en kötüleri siyasi dümenin başına geçi. Avigdor Leiberman ın seleflerinden sayılabilecek kuru kafa Rumsfeld işgal yolunda kendilerine ayak diretenlere eski Avrupa diye lakap taktı! Yeni Avrupalılar ise işgalin şakşakçılarıydı. 11 Eylül ü zehirli mirası dünyayı zehirlemeye devam etti. Örgütlü Yahudilerin elinde oyuncak olan Obama da Bush un politikalarıyla yüzleşmek yerine aynı çığırda yürümeyi tercih etti. O da Suriye meselesini uzatarak ve Arap Baharına kalleşlik yaparak kaygan zemini daha da kaygan hale getirdi. Bundan dolayı Suriye de muhalifler arasında mitos bölünmeler devam ederken zehirlenmiş iklimin sonucu ortaya IŞİD adıyla bir örgüt çıktı ve Cezayir de 1992 ile 2000 li yılları arasında GIA nın yaptığını bazı farklarla birlikte Suriye ve Irak cephelerinde yapıyor.

*

11 Eylül den sonraki yeni Babil; Irak ta kaygan süreç Şiilere ve Kürtlere yaramış gibi göründü. Ama nerede Felaketten felakete koşuyorlar. Suriyeli Sünniler gibi Irak lı Şiiler de paramparça. Nuri Maliki umum felaketten kendisi için bir saadet çıkarmaya çalışıyor. İktidarda kalmayı anasının ak sütü gibi helal görüyor ve bunu istemeyenleri de çekemezler ve komplocular olarak yaftalıyor. Sanki felaketler yaşanırken o dünyanın başka bir yerinde tatilde bulunuyordu!

Obama döneminde dünya birbirine daha çok yabancılaştı. Snowden ın ortaya saçtığı vesikalar Obama idaresinin hâlâ Almanya ya İkinci Dünya Savaşı sırasındaki muameleyi reva gördüğünü belgeliyor. Batı kendi içinde paramparça. ABD ile Almanya ikiliği, İngiltere-AB ikiliği gibi giderek daha geniş bir kavis çiziyor. Soğuk Savaş tan sonra G-8 üyesi haline gelen Rusya bu kulüpten atıldı. Kimsenin kimseyle arası hoş değil. Ortadoğu, Arap Baharından sonra eski düzenin veya rejimin darbelerine maruz kaldı ve bu darbe süreci son dostları da birbirinden ayırdı. Yeni dostluklar ise riyakâr ve zoraki bir zeminde seyrediyor. Sisi ile iki Abdullah ın (Ürdün ve Suud kralları) ilişkisinde olduğu gibi. Dünyada bir yalnızlık sendromu hüküm sürüyor. Bu sadece Türkiye nin yalnızlığı değil, dünyanın yalnızlığıdır. Herkes herkesle kavgalı ve dargın bir ortamda bulunuyor. Yalnızlığın ötesinde siyasi ve sosyal Babilleşme sürecinden geçiyoruz. Dillerimizden ziyade gönüllerimiz birbirine yabancılaştı. Yüreğimizde acı sızısı, dilimizde ise burukluğu var. Babil de başlayan Babilleşme süreci Obama nın bombalarıyla devam ediyor.