Siyasi nokta-i nazardan değerlendirmeler günlük sosyal değerlendirmelerden pek farklı değil. Çıkarcı ve zalimane davrananlar uyanık, fedakar bir biçimde davrananlar ise genelde enayi veya aptal yerine konulmaktadır. Ferdi ve sosyal hayatta nasıl ki tasarruflar veya eylemler mükafat ve cezaya terettüp ederse siyasette de öyledir. Ferdi ve içtimai hayatta olduğu gibi siyasette de yanlış yapan bunun bedelini ödemelidir. Lakin günümüzde de bedeli ödeyenler genelde fedakarlık yapan zümreler olmaktadır. Hem zulme hem de cezaya çarptırılmaktadırlar. ‘Hem kötü hurma hem eksik tartı’ deyimi misali. Yüzsüzler veya yanlışta ısrar edenler ya mükafat alıyorlar ya da cezasız kalıyorlar. Bundan da cesaret alıyorlar. Bu söylediklerimizin ışığında Rusya’nın Suriye politikasını analiz edebiliriz. Rusya uluslararası alanda kazanımlar ve uluslararası arenada boy göstermek için Suriye kartını taktik bir kart olarak kullanmıştır. Bu ise Suriye rejimine uzlaşmazlığa itmiş ve kendine güvenini artırmış ve bunun sonucunda savaş uzamış ve bedelini topyekün bir biçimde Suriye halkı ödemiştir. Bu bedelin cezasını kim ödemelidir Elbette Rusya siyaseti, Afganistan işgali sonrasında olduğu gibi Suriye politikasından dolayı da cezalandırılmalıdır. Bununla birlikte dünyanın bunu yapacak bir mecali ve uluslararası bir mekanizmaıs da bulunmamaktadır. Hatta Rusya gibi ülkeler suçlanmak bir yana BM Güvenlik Konseyi’ndeki üyeliklerinden dolayı dokunulmazlık zırhına bürünmüş ve la yüs’el bir konum kazanmıştır. Elbette ABD de Afganistan ve Irak işgalleri nedeniyle hesap vermelidir. Bununla birlikte cezalandırmaya matuf uluslar arası bir irade yoktur. Adalet dağıtanlar adaletsizliği yapanların kendileridir.
*
Hukuk bir ceza platformu olmasa bile yanlışlar fiili bir suretle cezalandırmaya tabi olmaktadır. SSCB Afganistan işgalinin bedelini çözülerek ve yok olarak ödemiştir. ABD de aynı şekilde Afganistan ve Irak işgallerini ve Bush’un ahmak politikalarının bedelini büyük bir ekonomik durgunluk hatta krizle ödemektedir. Bu krizin 25 yıl bile süreceği varsayılabilir. Yani ABD ebediyen bu krizden çıkamayabilir. Zira ABD 1929 yılında yakalandığı büyük buhran veya bunalımdan ancak İkinci Dünya Savaşının akabinde ve 1955 yılında kurtulabilmiştir. Şimdi ise bu krize savaşlarla ve işgallerle girmiştir ve savaş ekonomiyi iyileştirmenin çaresi olmaktan çıkmıştır. Çözüm sorunun kendisi haline gelmiştir. Dolayısıyla Suriye’de içeride ve dışarıda yanlış yapan taraflar mutlaka hesap verecekler ve bedel ödeyeceklerdir. Bu hukuki bir süreçle olabileceği gibi fiili olarak da yaşanabilir. Bu çerçevede Emevi Camii eski hatiplerinden ve Suriye Milli Koalisyonu Başkanı Muaz el Hatip görüşmeler yapmak üzerine Moskova’ya çağrıldı. Çağrı kabaca bir çağrıydı. Bugüne kadar rejimi destek vermiş ve onun hamisi görünen ve lehinde BM Güvenlik Konseyinde veto hakkını kullanan Rusya yanlış ve yanmış politikalarının duvara toslaması sonucu şimdi ricat için manevra yapıyor veya politikalarını tadil etmek istiyor. Muhalifleri Moskova’ya çağırıyor. Bunu yaparken de Suriye’deki bütün kesimlerin patronu olduğu havası vermek istiyor. Halbuki çekilme konusunda Beşşar’ı ikna edemediklerini söyleyen de kendisidir.
*
Muaz el Hatip daveti ret ederek Rusların fiyakasını bozdu. Lakin tepkiler Lavrov politikalarına yönelmek yerine Muaz el Hatip’in ahlaki tutumuna yöneldi. Halbuki, ahlaki tutumda ısrar er geç suçluları cezai tribüne yollayacaktır. Bu meseleyi muhalif isimlerden Fevzi Zakiroğlu ile birlikte müzakere ettik. Zakiroğlu da Moskova ile ilişkilerde Suriyeli muhaliflerin zayıf konumda olduklarını ve dolayısıyla Muaz el Hatip’in Moskova’ya gitmesinin kerhen de olsa doğru yaklaşım olduğunu söyledi. Böyle düşünenler elbette var. Rusya’nın büyük bir ülke olduğu da gerçek. Bununla birlikte, Rusya’nın yanlış politikalarının fiili olarak da olsa cezalandırılamayacağını söylemek doğru değildir. Ahlaki tutum siyasi olarak zayıf görünse bile bu bir nevi Ruslara haddini bildirmektir. Muaz el Hatip de bunu yapmıştır. Ardından Lavrov, Muaz el Hatip’in siyaseti bilmediğini söylemiştir. Kendisi de ahlakı bilmemekte ve tanımamaktadır. Ahlaki tutarsızlığı ve yalpalamaları politika olarak kurgulamaktadır. Sonuçta ahlaki duruş siyasi duruşa galip gelecektir. Lakin Makyavelli bir anlayışla siyasi duruşları meşru görenler bunu anlamayacaklardır. Bu bakımdan Yahudi asıllı meşhur Macar Oryantalist Goldziher de aynısını Ömer Bin Abdulaziz için söylemiştir. Onun ahlaki siyasetini siyasetten anlamamak olarak değerlendirmiştir. Ömer Bin Abdulaziz’in siyasetten anlamadığını söylemiştir. Herhalde onun anladığı siyaset Makyavelizmin çömezliğiniz yapmaktır. Muaz el Hatip Ömer Bin Abdulaziz’in Lavrov da Goldziher’in çömezidir. Beklemeyi bilenler için hak sonunda daima galip gelecektir.