Kültür-Sanat

Siyasetin süreci

Siyasetin süreci

Abone Ol

Oyunu bitirmek, Ermenistan açılımı, Kıbrıs‘ta çözüm, Irak açılımı ve Meclis‘te bekleyenler başlıkları altında problemlere değinen Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya son noktayı şöyle koyuyor: " 2010‘un ilk gününden Türkiye, dört ay sonra seçim menziline girmeye ve sonrasını 2011 ‘e devretmeye hazır bekliyor."

Siyaset 2009‘da ne kadar dosya açtıysa kapatmadan 2010‘a devretti.  Adı ister açılım, ister süreç olarak anılsın, ekonomik ve politik bekleyen tüm sorunlara bu yılın ilk çeyreğinde; yani bu yılın mart ayının sonuna kadar çözüm bulunursa bulunur. Yoksa 2010 da hepsini 2011‘e devretmek zorunda kalır.

Öyle 2011‘in ilk yarısını da geçer, 2011‘in ikinci yarısına devreder. Nedenine gelirsek... Seçim 2011 Temmuz‘unda yasal olarak yapılmak zorunda. Ancak yaz ortasında seçimin kendisi için hayırlara vesile olmayacağını AK Parti de görüyor. Zaten bir süre önce de Başbakan Tayyip Erdoğan, seçimleri öne alabileceklerini açıklamıştı. Bu durumda en erken bu yılın kasımında, en geç de 2011 Marjında bir seçimi öngörmek müneccimlik sayılmaz. Bundan dolayı Türkiye, bu yılın mart ayında seçim dönemine girer; haziran ayından itibaren de siyaset meydanlara iner. Peki, seçim döneminde olunsa bile geçmiş yıllarda da görüldüğü gibi Meclis çalışmaya devam edemez mi? Soruya verilecek tek yanıt var: Olanaksız...

Türkiye‘nin öncelikli beklentileri ve olanaksızlıklarını sıralamak gerekirse:

- OYUNU BİTİRMEK (END GAME): Demokratik açılım sürecinin sivil muhataplığı sona erdi. Yakında sinemalarda gösterilecek Güney Afrika‘daki özgürlük mücadelesinin anlatıldığı "Oyunu Bitirmek‘‘ (End Game) filminde olduğu gibi, aracıların devreye girip sorunu sonuçlandırılmasına yönelik umut da tüketildi. Sorunun çözümü, ağzı açık bir şekilde başka bahara bırakıldı.

- ERMENİSTAN AÇILIMI: Hükümetin Ermenistan ile ilişkilerini iyileştirmek amacıyla imzaladığı protokolü Meclis‘ten geçirmesinin olanağı yok. Bırakın muhalefeti, seçim menziline girildiği bir dönemde AK Parti‘nin iç dinamikleri de müsait değil.

- KIBRIS‘TA ÇÖZÜM: Her ne kadar Ankara nisanda KKTC‘deki Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi bir çözüm arasa da Ada‘daki siyasi yapı buna izin vermeyecek. Nisandan sonra da Ankara seçim pozisyonuna gireceğine göre umutlar 2011‘e ötelenecek.

- IRAK AÇILIMI: Kuzey Irak ile sınırların kaldırıldığı, ticari İlişkilerin en üst düzeye çıkarıldığı bir sürece nasıl girileceğini Irak‘ta mart ayında yapılacak seçimler belirleyecek. Gerilimli yılların ardından zaten her şeyin bir anda güllük gülistanlık olmasını da bekleyen yok.

- ORTADOĞU: İsrail‘de yapılan seçimde iktidara gelen yapı ile Türkiye‘nin ilişkilerinin bir anda en iyi seviyeye yükseleceği beklenmesin. İsrail-Suriye ve İsrail-Filistin arasında Türkiye‘nin arabuluculuğu ile çözüm de zor.

- MECLİSTE BEKLEYENLER: Gelelim yasalara. Baştan söyleyeyim, AK Parti‘de seçim dönemine girileceğinin farkında olan milletvekili ile hükümetin öncelikleri örtüşmüyor. Hatta Doğu ile Batı milletvekillerinin öncelikleri, kesin çizgiyle ayrılmış bulunuyor.

Güneydoğu milletvekilleri, önceliği demokratik açılım süreciyle ilgili yasalara vermiş. Ancak bu yasaların Meclis‘e gelmesi halinde AK Parti grubundaki rahatsızlığı da parti yönetimi görüyor. Hükümet önceliğini Türk Ticaret, Borçlar, Türk Ceza, Terörle Mücadele, Ceza Muhakemesi, Sermaye Piyasası, İş Sağlığı ve Güvenliği, Kamu Görevlileri Sendikaları, Tebligat, Sayıştay, Sınır Polisinin Kurulması, Kamu Düzeni Müsteşarlığının da arasında bulunduğu bazı yasalara verme taraftarı. Bütün bunların dört ay içinde geçmesini beklemek ise hayal... Dolayısıyla 2010‘un ilk gününden Türkiye, dört ay sonra seçim menziline girmeye ve sonrasını 2011 ‘e devretmeye hazır bekliyor.