Önceki akşam sosyal medyada gezinirken Halk TV’nin hesaplarından ilginç bir paylaşım yapıldı. Kanalda daimî konuk olan ve özellikle yargı, bürokrasi kaynaklı “sağlam” haberleri ile bilinen meslektaşımız Barış Pehlivan, İstanbul ve özellikle ülke siyasetini kökten dizayn edecek bazı bilgiler paylaşıyordu.
“Bilgi” diyoruz çünkü kendisi de haber değil, bilgi dedi.
Barış Pehlivan’ın verdiği bilgilere göre Beşiktaş Belediyesi’nde başlayan soruşturma süreci, Eyüp Sultan, Beyoğlu, Şişli ve Sancaktepe ile devam edecek.
Ve bomba iddia ise bu yolun sonu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na dayanacak
Haberin sahibi Barış Pehlivan, sürecin nasıl ilerletileceğini detaylarıyla anlatıyordu.
Hatta CHP’nin de bu konu hakkında bilgi sahibi olduğunu ısrarla vurguluyor.
Hatta CHP’nin, iktidarın böylesi bir adımı karşısında nasıl bir aksiyon alacağını tartıştığını da belirtiyor Pehlivan.
Konunun, CHP ile organik bağı olan Halk TV’de tartışılması ve Barış Pehlivan gibi işini iyi yapan biri tarafından gündeme getirilmesi sonrası bizler tarafından da yeteri kadar ciddiye alındı.
Barış Pehlivan, ayrıca ikinci bir başlık açarak Ekrem İmamoğlu’na oldukça yakın bir isim olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat’ın da “kent uzlaşısı” merkezli mercek altına alındığını ve Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer soruşturması kapsamına Polat’ın da dâhil edileceğini söylüyor.
Buraya kadar olanlar haber. Yani kamuya açık ortamda milyonların da duyduğu, belki bir o kadar milyonların da duymadığı gelişmeler.
Buradan sonrasına ise bir miktar yorum katmak isteriz.
“Seçilmiş insanlara adaletli yaklaşılıp yaklaşılmaması, belediyelere SGK borçları dolayısıyla gönderilen hacizlerde neden sadece muhalefet belediyelerinin hedef seçildiği…” Bu ayrı bir tartışma konusu; biz bugün olayı farklı bir boyutu ile ele almak istedik.
Özellikle yerel seçimler sonrası, CHP sandıktan birinci parti çıkınca ve parti içi büyük bir değişim de yaşanınca farklı bir tutum içerisine girildi.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde seçim kazanılmasa dahi CHP’nin yüzde 50’nin kıyısından dönmesi kimine göre başarısızlık olarak tanımlanabilir ama “kimine göre de 20’ler bandında patinaj yapan bir partinin muhafazakâr camianın kapısının aralanmasıyla barajın kapaklarını zorlaması” olarak da okunabilir.
Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki, Ankara ve İstanbul gibi şehirlerde dahi yüzde 50’nin üzerine çıkıyor olmanız da size yetmeyebilir ve yetmedi de.
Yani seçim sonuçları sizin nereden baktığınıza bağlı bir durum.
Seçimleri kazanan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oluşturduğu birlikteliği daha güçlü hale getirme çabaları sürerken, seçimi kaybeden ve daha çok desteğe ihtiyacı olan tarafın sadece masadan kalkmayı değil “masayı dağıtmayı” tercih etmesi epey ilginç gelmişti…
Anlaşılan, belirli bir özgüven kazanılmış, yerel seçim sonuçları “biz bize yeteriz” şeklinde okunmuştu. Yalnızlık tercih edilmişti. Saygı duymak gerekir.
Ayrıca Millî Görüşçü bir birey olarak öncelikle CHP’ye bu tutumundan dolayı teşekkür etmemiz de gerekir diye düşünüyoruz.
Çok büyük siyasi riskler alarak ve en büyük siyasi bedelleri ödeyerek Millet İttifakı’nın kurucu iradesi olan camia, önemli bir rahatlamanın içerisine girdi...
Çok ağır bir yük omuzlardan alınmış oldu.
Zamanla bu rahatlamanın sahada da karşılığı alınacaktır şüphesiz.
Ancak konumuz olan CHP’ye gelecek olursak uzaktan bakınca çok fazla yalnız kaldı.
Ya da kendi kendini yalnızlaştırdı.
İddia edildiği gibi bir siyasi dizayn içerisine girilirse de karşıda çok kalabalık ve güçlü bir irade oluştu.
Baş etmesi hiç de kolay değil. Hem de tek başına…
NOKTA
Yemeğe, tencere dolusu su değil, bir kaşık tuz ya da bir kaşık yağ lezzet verir
İstanbul’da bu operasyon yapılır mı, yapılırsa ne olur?
Peki kritik soru şu;Barış Pehlivan’ın dillendirdiği yargı merkezli büyük bir siyasi dizaynın gerçek hayatta karşılığı var mı?
Yani daha açık söyleyelim. İsmi geçen tüm bu belediyelere kayyum atansa ne olur?
“Bizce kayyum atanmış olur” o kadar.
Elbette başta söylediğimiz gibi amacımız böylesi bir adımı normalleştirmek değil ama ülke gerçekleri bunu söylüyor bize.
Tersten bir soru ile ilerleyelim isterseniz.
Selahattin Demirtaş, şimdi nerede ve ne zamandır cezaevinde?
Ve yıllardır kim, ne yaptı?
Kemal Bey, bu konularda ne düşünüyor?
CHP’de koltuğu kaybetse de kimliğini kaybetmediğini vurgulayan Kemal Kılıçdaroğlu Bey, eski partisi ile ilgili hemen her konuda sorumluluk alıp gerekli açıklamaları yapmaya devam ediyor.
Ancak CHP’nin Beşiktaş Belediyesi’ne yapılan yolsuzluk operasyonu hakkında tek kelime etmedi.
Bizim dikkatimizi çekti de not düşelim istedik.