Siyaseti cihad olan Müslüman olmak

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, İslam’ı bir hayat nizam olarak gönderen, hesap gününün hâkimi, Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.

Müslüman malını ve canını hakkın hâkim batılın zail olması için Allah(c.c)’a satmış olan kimsedir. Müslüman, Kur’an nizamını kurmak ve yürütmek için kınayanın kınamasına aldırmadan cihad edendir. Müslüman, ilahi ahkâmı, beşerin ahkâmının üstünde gören ve saadetin ancak İslam ile gerçekleşeceğine tereddütsüz inanan kimsedir. Müslüman Kur’an ve sünnete dayanmayan hiçbir nizama bağlanmaz ve batılın önderlerinin arkasına takılarak kendisi için istikbal aramaz. Müslüman, yeryüzünü tevhid ve adalet esaslarına göre imar ve ıslah etmenin görevlisidir. Müslüman İslam’ca düşünen, Allah’ın ipiyle kendisini tevhid ve adalet direğine bağlayandır. Müslüman, dünya hayatını, ahireti için İslam’ca yaşayandır. Müslüman, nefsine uyan, onu kendisi için ilah edinen değil, terbiye edendir. Müslüman, inananlar topluluğunun sadık bir üyesi olarak kardeşleriyle ülfet eden, dava büyüklerine hürmette kusur etmeyen, ayrı baş çekmeyendir. Müslüman, kardeşleriyle birlik olan ve onlarla hayırda yarışandır.

Mefhumlar ilim ve irfanın anahtarı konumundadır. Siyaset ve cihad, ıslah için yapılması zorunlu kulluk görevlerindendir. Allah insanı HALİFE olarak yaratmıştır. O ifsat için değil, ıslah için yaratılmıştır. Siyaset: İnsanları İslam ile terbiye etmek, eğitmek, onları Allah’ın kulluğuna hazır hale getirmektir. Siyaset: İnsanların dünya ve ahiret saadetlerini temin etmek maksadıyla yönetimlerine talip olmaktır. Siyaset: Maruf olanı emretmek, münker olanı yasaklamaktır. Siyaset: Cezalandırmak ve mükâfatlandırmaktır. Siyaset: Evsize ev, işsize iş, okumak isteyene okul, üretmek isteyene tezgâh, tüketmek isteyene satın alma gücü ve özgürlük isteyene de korkusuz yaşama alanı hazırlamayı öngören çabaların ortak paydasıdır. İslam, ıslah siyasetini emretmekte, ifsat siyasetini yasaklamaktadır.

Müslüman, Peygamberlerin ve onlara uyanların siyasetine tabi olandır. Ben siyasetle ilgilenmiyorum, siyaset bizim işimiz değil demek, “Ben Kur’an nizamını kurmanın ve yürütmenin görevlisi değilim, Allah beni bunun için yaratmadı” demektir. Bu sözler şuursuzca söyleniyorsa isyandır, şuurla söyleniyorsa inkârdır. Allah isyankârı da, inkârcıyı da sevmez. Hakikat nazarında mülk Allah’ındır. Biz insanlar da, Allah’ın mülkünden bir şeyiz. O, bizi ne için yaratmışsa biz oyuz. Biz Allah’ın yeryüzünde yarattığı eşrefi mahlûkatız. Biz, Allah’tan geldik Allah’a döneceğiz. Rabbimiz buyuruyor: “Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır.” (Lokman: 26) Yerde ve gökte Allah’ın olmayan hiçbir şey yoktur. Gökleri ve yeri yöneten Allah’tır. Rabbimiz buyuruyor: “Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır.” (Ali İmran: 189) Allah mülkünde tek tasarruf sahibidir. O’na, hiçbir güç ve kuvvet, bir işi yaptırmayı veya yaptırmamayı icbar edemez. O’nu kimse aciz bırakamaz. Yerin ve göğün orduları O’nun elindedir. O’nun orduları karşısında kimse duramaz. Mülk bir yerde iktidar demektir. Allah dilediğine iktidarı verendir, dilediğinden iktidarı alandır. Rabbimiz buyuruyor: “Deki: Ey mülkün sahibi Allah’ım, sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de mülkü çekip alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Sen her şeye kadirsin.” (Ali İmran: 26) Müslüman, bu ilahi gerçeklere göre vaziyet alan ve İslam’da karar kılan kimsedir. Müslüman iki dinli olamaz. Ahireti için Müslüman, dünyası için batıcı olmak, Müslümanlık esaslarına uymaz. Müslüman, dünyası için de, ahreti için de İslam’ı seçen tek dinli bir kimsedir.

SİYASİ BİRLİK

Müslümanlar, Kur’an nizamını kurmak, yeryüzünü tevhid ve adalet esaslarına göre imar ve ıslah etmek için ittifak halinde olmak, tek bir imam, cihad emiri, lider etrafında toplanmak, insanları hayra çağıran ve marufu emreden, münkeri yasaklayan tek bir ümmet olmak zorundadırlar. Bu Allah’ın emridir. Müslüman bir ferdin, yaşadığı asrın cihad emirine, hareket liderine biat edip itaat etmesi, verilen cihad görevlerini canla başla yerine getirmesi, Allah’ın ve Resulünün emridir.

İslam, ümmet birliğine, siyaset ve cihad birliğine çok önem verir. Ümmet birliğini bozacak hareketlere asla müsaade etmez. Onun için fitneyi, bozgunculuğu, tefrikayı adam öldürmekten daha kötü görür. Ümmet birliğini bozan, ayrı baş çekerek ağız tadıyla çalışma ortamını ortadan kaldıran davranışlarda bulunan kimseye Allah (c.c) gazab eder. Allah’ın gazap ettiği kimse ise iflah olmaz. Rabbimiz buyuruyor:  “Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, parçalanıp (tefrika yapıp) anlaşmazlığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.” (Ali İmran: 105) Müslüman, nefsini terbiye eden ve Allah ve Resulünün emirlerine uymada başkalarına örnek olmayı esas alan kimse olmalıdır. Bu örneklik ancak İslam’ın hem şekline hem de ruhuna uymak ile olur. Ümmete tabi olmak ile olur. Müslüman, İslam davasının mücahidi olarak başkasına örnek olabilendir. Milli görüş lideri muhterem ERBAKAN hocamız, bütün camia için, insanlık ve İslam dünyası için mükemmel bir Müslüman kişilik örneği olmuştur. O bu örnekliğini “Batılda zirve olmaktansa, hak yolda zerre olmayı tercih ederim” sözleriyle ortaya koymuştur. Hayatında hiçbir zaman, Milli Görüş camiası içinde tefrika, fitne ve benzeri eğilimlere müsaade etmemiştir. O, Milli Görüş harekâtını başlatmış, kurumsal yapısını inşa etmiştir. Cihadı anlatırken her şeyden önce İTTİFAK farzı üzerinde ehemmiyetle durmuş ve  “Hepiniz, (cemian) hiç biriniz dışarıda kalmaksızın, sıkı bir şekilde Allah’ın ipine (dinine, şeriatına) tutununuz ve hiçbir şart altında tefrika yapmayınız...” (Ali İmran: 103) ayetini okumuştur. Milli Görüşçü olmaktan Saadet Partisi’ne bağlanmaktan başka çarenin bulunmadığını, üzerine basa basa izah etmiştir. Milli Görüş’ün esasları bellidir. Erbakan hocamız, bütün Milli Görüşçüleri davaya bağlamıştır. Herkesi ERBAKANCI olmaya değil, Milli Görüşçü olmaya davet etmiştir. Ümmete liderlik yapmanın, ilahi takdirin gereği olarak bir kulluk görevi ve imtihan konusu olduğunu hiçbir zaman unutmamıştır. Rabbimiz buyuruyor. “Sizi yeryüzünün halifeleri yapan, size verdiği şeylerle sizi im¬tihan etmek için bir kısmını diğerlerine derecelerle üstün kılan Allah’tır. Muhakkak senin Rabbin cezası çabuk olandır…” (Enam: 165) Liderliğin de Allah’ın bir lütfu olduğunu, arzulayarak lider olunamayacağını hep ifade etmiştir. Erbakan hocamız sayıklayarak değil, çalışarak, terleyerek, tırnaklarıyla kazıyarak, ümmete hizmet ederek, takatinin son anına kadar cihad ederek, bu şuurlu topluluğun lideri olmayı Allah ona nasip etmiştir. Sebepsiz bir şey olmaz, ancak sebepleri de yaratan Allah’tır. Erbakan hocamız İslam’ın bağlayıcı esaslarına hürmetkâr tavrından hiçbir zaman taviz vermemiştir. Allah Erbakan hocamızdan razı olsun. Onun liderliğinde şuurlu bir nesil yetişmiştir. O, her fani gibi ebedi âleme göç etmiştir. Milli Görüşçüler büyük bir olgunlukla boşalan makamlara seçimlerini yapmışlardır. YİK Başkanını, Saadet Partisi’nin Genel Başkanını seçmişlerdir. Günümüze kadar birlik ve beraberliklerini muhafaza etmişlerdir. Bundan sonra da, bu birlik ve beraberlik daha da kuvvetlenerek devam edecektir. Yeter ki biz, Milli Görüşün temel esaslarına sadık kalmaya, biat ve itaatimizi sürdürmeye devam edelim. Rabbimiz buyuruyor: “Ey iman edenler, Allah’a ve Resulüne itaat ediniz. (Kur’an’ı) işitip dururken ondan yüz çevirmeyiniz.” (Enfal: 20) Bu itaat, pasif anlamda bir itaat değildir. Milli Görüşçü aynı zamanda, tevhid ve adalet esaslarına dayanan ADİL BİR NİZAM’I yeryüzünde kurmak için her türlü çileye, zorluğa, açlık ve susuzluğa katlanacaktır.

SİYASİ CİHAD

Erbakan hocamız: “Biz siyaset yapmıyoruz, cihad ediyoruz” demiştir. Her Müslüman ifsatçı siyasete ve bu siyaseti yürütmek isteyen kadrolar karşısında uyanık olacak, hidayet, feraset ve dirayet gösterip ıslahçı Milli Görüş siyasetinin yanında yer alacak ve bu mücadeleye katılarak verilen vazifeleri yerine getirecektir. Bu bir görevdir. Dünyayı ifsada koşanlara, isyancılara, soygunculara, bozgunculara terk etmek, İslam inancıyla bağdaşmaz. Ülkemizde itibar gören siyaset, ifsatçı siyaset anlayışıdır. Müslüman toplumların bu siyaset anlayışına rıza göstermeleri bir sapmadır. Toplumu bu sapmadan döndürmek için ciddi bir mücadeleye ihtiyaç vardır. Bu mücadele bugün SAADET PARTİSİ ve MİLKO’lar tarafından yürütülmektedir. Bu bir gerçektir. Bu gerçeğin görülmesi, ıslah siyasetinin tek temsilcisi olan Saadet Partisi’ni etkin hale getirecektir. Bu milletin başka kurtuluş yolu da yoktur. Bu kendiliğinden olacak bir şey de değildir. Bu siyaseti cihad olarak kavrayan Milli Görüşçülerin sayesinde olacaktır. Rabbimiz buyuruyor: “Allah (yolun) da onun cihadına layık cihad ediniz. O sizi seçti…” (Hac: 78) Allah muradın en doğrusunu bilendir vesselam.