Siyaset, Yanlış Adımı Kaldırmaz!

Abone Ol

Siyasete “yanlış adım” bir kez atılmaya görsün!
İlk yanlış adımdan sonra ötekiler adeta sökün eder!

Ve “yanlış adımların” sahipleri, attıkları adımların “doğru adımlar” olduğuna inanmaya başlarlar.
Sadece kendileri inanmakla kalmaz, başkalarını da bu konuda ikna etmeye çabalarlar.
Ama bu beyhude çabaların sonu hep hüsran olur! Aynen daha önce İstanbul seçimlerinde yaşandığı gibi!
Siyasette “yanlış adımları” atanlar güreşe doymayan pehlivan gibiler!
Sırtları mindere yapıştıkça, kazanma hırsıyla “hadi bir daha” diye ayağa fırlıyorlar. Ancak sonuç hiç değişmiyor.

Yenilen yine onlar ama aradaki fark büyümüş oluyor!
Beş on binlik farklar yüzlerce binlik farklar halini alıyor.
Evet, İstanbul’u bu kafa ile kaybedenler şimdi daha büyük kayıplar için kollarını sıvamış gibiler.
Siyasi rakiplerinden kurtulmanın yolunu onları kodese tıkmakta görüyorlar. Siyasi rakipleri kodese girerse meydanın kendilerine kalacağını varsayıyorlar.

Ama meydanlar, bu tür “yanlış adımlara” tepki gösterenlerle dolup taşıyor. Bu bağlamda ele alındığında Ekrem İmamoğlu hakkında verilen karar Cumhur İttifakı tarafından Millet İttifakı’na çekilen büyük bir kıyak olarak görülebilir.

Ancak aralarından bir kısmı iktidarlarını sağlama almaya çalışırken bindikleri dalları kestiklerinin sanki farkına varır gibiler. Şimdi Cumhur İttifakı yandaşları, alınan kararın yanlışlığını anlata anlata bitiremiyorlar.

Sokaktaki vatandaşlar arasında bu karar Cumhur İttifakı’nın hiçbir dahli olmasa bile öyle bir hava oluşmuş durumdaki sorumlu olarak sadece iktidar görülüyor. Bu kanıyı giderebilmek kolay olmasa gerek. Süreç Cumhur İttifakı’nı hayli zorlayacak gibi görünüyor.
Zira izahı mümkün olmayan bir şeyi izaha çalışacaklar.

Bir siyasi rakibi oyun dışı bırakmaya çalışırken taraftar sayısında büyük kayıplar yaşanması kaçınılmaz hal almış bulunuyor.

Yani daha önce İstanbul seçimlerinde yaşadıkları hezimetin çok daha büyüğünü genel seçimlerde yaşamaları kaçınılmaz akıbetleri haline geliyor.

İşin başında böyle davranmaları neyse ama hâlâ aynı mantıkla yola devam ediyor olmaları anlaşılır gibi değil.