Siyaset ülke, hatta dünya sorunlarına çözüm bulmak,
bunları topluma sunarak toplumun onayını alma çabası olarak tarif edilebilir.
Daha doğrusu böyle olması gerekir. Ne var ki, ülkemizde siyaset karşılıklı
atışma, birbirini mat etme işi gibi algılanıyor. Bu sebeple de siyasilerin sesi
her gün biraz daha yükseliyor. Böylece rakiplerin sesini toplumun duyması
engellenmeye çalışılıyor. En azından ne söylendiğini toplumun anlaması
engelleniyor. Bu arada, Meclis teki muhalefet ülkede hiçbir iyi şeyin olmadığı
gibi bir iddiaya sarılırken iktidar ülkede hiçbir sorunun bulunmadığını, bir
takım rakamlara sarılarak ülkenin olarak nereden nereye geldiğine toplumu ikna
etmenin çabası içinde. Yani muhalefet için bardak tamamen boş, iktidar içinde
dolu. Bu duruma toplumda alışmış, benim partim senin partini döver gibi bir
anlayış hâkim olmaya başladı. Halbuki, partilerin işi birbirleri ile kavga
etmek değil, sorunları gündeme getirmek, bunlara yönelik tekliflerini milletle
paylaşmak olmalı değil mi Kısacası, artık ülkemizde kimin ne dediğinden çok
kimin sesi fazla çıkıyor, kimler medyayı arkalarına almışlarsa toplum
temayüllerini onlar belirliyor.
Bugün siyasetin acil çözüm bulması gereken iki konuya
dikkat çekmek istiyorum. Bunlardan birisi yaşanan suç patlaması, diğeri ise
ülkemizin uyuşturucu batağına saplanma tehlikesi. Çünkü yapılan operasyonlarda
artık yakalanan uyuşturucu miktarı gram ya da kilo ile değil, tonlarla ifade
ediliyor. Bu arada, piyasaya sürülen temini ulaşım ve fiyat bakımından çok
kolay bir takım uyuşturucu hapların sebep olduğu genç ölümleri meselenin
felaket boyutuna ulaştığını gösteriyor.
Her yıl yeni cezaevleri yapılıyor. Çünkü mevcutlar
suçlulara yetmiyor. Halbuki bir ülkede yeni cezaevleri yapmak değil,
okullarımızın sayısını artırmak, 40 kişilik sınıflarda çocuklarımızın eğitim
görmesini sağlamak gerekir. Elbette yeni okullarda yapılıyor. Ancak, ihtiyacın
tam olarak karşılanmasından uzak kalıyor. Eğitim sistemi sadece okul
binalarından da ibaret değildir. Öğrenmen ihtiyacının giderilmesi,
çocuklarımızın okul dışında bir takım kurumlardan ek ders alma ihtiyacının
giderilmesi gerekiyor.
Cezaevlerindeki doluluk oranında rekora koşuluyor olması
bir toplumsal çözülme olarak değerlendirilebilir. Özellikle hırsızlık,
uyuşturucu ve bireysel silahlı suçlardaki patlama suç oranını artıyor, bunun
sonucu olarak cezaevlerinde yer kalmıyor. İnsanımız her an patlamaya hazır
bomba misali, dokunsan kavgaya hazır vaziyette. Yani, toplumun bir kesiminde bu
dünya yönelik beklenti giderek zayıflıyor. Kaybedecek bir şeyi olmayan
insanların suça yönelmesi kolay oluyor. Bu bakımdan bir takım rakamlar ileri
sürerek milli gelirin nereden nereye geldiğini söylemekten çok toplumda
kaybedecek bir şeyi olmayanların sayısının azaltılması gerekiyor. Bir diğer
ifade ile gerçekten milli gelirde ciddi bir arış söz konusu ise bunun
paylaşımından toplumun her kesimi pay almalıdır. Artan gelir toplumun sadece
belli bir kesimine akıyor, diğerleri hayatta kalma mücadelesi veriyorsa milli
gelirin ne kadar arttığı fazla önem taşımaz. Öte yandan uyuşturucu giderek
yaygınlaşması, gençlerimizin zehirlenmesi toplumumuzda para için her şeyin
yapılabilir hale geldiğini gösteriyor. İnsanlar için tek değer para haline
gelince, ister istemez sadece para kazanmak önemli oluyor. Paranın hangi yoldan
geldiği insanları fazlaca ilgilendirmiyor.
Suçlardaki artışı sadece ekonomi ile izah etmek yeterli
olmaz. Toplumu çözülme noktasına getiren değer yargılarımızdaki çözülmenin
sosyal boyutlarını ele almak, acilen çözüm bulmak gerekiyor. Aksi halde
ekonomik bakımdan ülkeyi nereye getirirseniz getirin huzurlu ve mutlu bir
toplum oluşturamazsınız.