Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Bizler iş olsun diye Müslüman’ız diyenlerden olmamalıyız. İlim, kişiyi Allah’a götürürse ilimdir. Âlim Allah’ı bilip tanıyan, O’ndan gerektiği gibi sakınan ve emirlerini titizlikle yerine getiren kimsedir. Fatır 28: “…Kullarından ancak âlim olanlar, Allah’tan korkar. Şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir, bağışlayandır.” Müslüman olmak demek, Allah ve Resulü’nün emirlerine teslim olmak demektir. Fussilet: 33: “İnsanları Allah'a davet eden, salih amel işleyen ve ‘ben Müslümanlardanım’ diyenden daha güzel sözlü kim vardır?” Allah ve Resulü’nün emirlerine teslim olmadan Müslüman olmak, İslam’ın bütün hükümlerini benimseyip yaşamadan dünya ve ahiret saadetine nail olmak mümkün olmaz. Müslümanlar olarak, üzerimize farz kılınan Kur’an ahkâmını hayatımıza ikame edecek miyiz, etmeyecek miyiz? Müslüman isek, Allah ve Resulü’nün bütün emirlerine uymak zorunda olduğumuzu bilmemiz gerekir. Allah’ın emirlerini yerine getirmemiz üç şekilde olur. Bunlar beş vakit namaz, oruç gibi fert olarak tek başımıza yapabileceğimiz emirler, Cuma namazı, cihat, hac gibi bir lider etrafında ittifak ederek birlikte, hep beraber yapılacak emirler, iyiliklerin yürütülmesi, kötülüklerin yasaklanması, adaletin sağlanması, kısas gibi bir iktidar ve siyaset kurumu yoluyla eda edilecek emirlerdir.
ZARURİ GÖREV
Müslüman fert ve toplumun, ahkâmın uygulanması için gerekli olan bir iktidarı ve siyaset kurumunu oluşturması ve kontrolleri altında bulundurması inançlarının gereğidir. İslam’ın iktidarsız, müeyyidesiz, siyasetsiz yaşanmayacağını bilmemiz gerekir. İslam zillet halinde değil izzet halinde yaşanır. Bir Müslüman fert ve toplum, ben siyasetle ilgilenmiyorum, siyaset bizim meşrebimiz değildir, bu işler yalan dolan işidir diyerek topluma karşı yerine getirmesi gereken sorumluluklarından sıyrılamaz. En müessir güç siyasi güçtür. Bu gücü Müslümanların hafife alması ve İslam düşmanlarına ve işbirlikçilerine bırakması Allah’ın razı olmayacağı bir şeydir. Enbiya 105: “Muhakkak, zikir (Tevrat)den sonra Zebur'da da: ‘Yeryüzüne salih kullarım vâris olacaktır’ diye yazdık.” Yani Allah yeryüzünün yönetimini salih kullarına bir görev olarak vermiştir. Siyonizm’in, emperyalizmin, Batı’nın ve işbirlikçilerinin yönetimi ve idaresi geçicidir. Yönetimdekiler salih kullar değilse, onlar vâris değil, işgalcidirler. Salih kul, hayatını Kur’an ve Sünnet’e göre tanzim etmeye çalışan insandır.
ÇALIŞIYORUZ, OLMUYOR
Çalışıyoruz, çalışıyoruz olmuyor, yaptırmıyorlar, anlatıyoruz dinlemiyorlar, çağırıyoruz gelmiyorlar, istiyoruz vermiyorlar, bu kadar oluyor sözleri Allah’a inanan bir Müslüman için söylenmesi haram sözlerdendir. Bu duruş ve sözler bizi cihat, tebliğ ve davet görevinden düşürür ve biz Allah korusun fasık ve zalimlerden oluruz. Bizim yolumuz ikna yoludur.
Peygamberimiz buyuruyor. “Kim Müslümanların emri; yönetimi dâhil bütün işlerine alakasız kalırsa onlardan; yani Müslümanlardan değildir” (Keşfulhafa) Müslümanların en önemli işlerinden birisi de hiç kuşkusuz siyaseti, hukuku ve idareyi İslam’a göre düzenleme işidir.
SİYASET
Yürütme olarak siyaset; iktidar sahiplerinin yönettiği toplum için İslam’ın maruf dediğini emretmesi, münker dediğini yasaklamasıdır. Hac 41: “O müminlere, eğer yeryüzünde iktidar için bir mekân verirsek namazı kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği emrederler, kötülüğü yasaklarlar. İşlerin sonu Allah'a aittir.” Yasama olarak siyaset; adaba, toplumun barış ve huzurunu sağlamaya, mal ve hizmetlerin düzenli olarak dolaşımını sağlamaya yönelik olarak konulmuş kanunlardır. Maide 49: “Aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet, onların hevalarına, kanunlarına uyma. Allah'ın sana indirdiklerinin bir kısmından seni saptırmalarından sakın. Eğer yüz çevirirlerse bil ki Allah, onların günahları sebebiyle onları cezalandırmak ister. Şüphesiz insanlardan birçoğu elbette yoldan çıkmıştır.” Cihat olarak siyaset; insanları dünya ve ahirette mutlu edecek yola yönlendirerek, irşat ederek bütün insanlığın saadeti için çalışmaktır. Müspet siyaset; İslam’ın, toplumun barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için uygun bulduğu, gerekli gördüğü esas ve hükümlerin tamamıdır. Müspet siyaset adil olan siyasettir. Bu ise insanların her türlü haklarını, zalimlerin ve yoldan çıkmış sapıkların saldırısından koruyan, İslam’ın telkin ettiği ve benimsediği bir siyasettir. Menfi siyaset: Halkın haklarını, zalimlerin ve yoldan çıkmış sapıkların saldırısından korumayan siyasettir. Bu ise iyilikleri yasakladığı, kötülükleri yürüttüğü için İslam’ın reddettiği, benimsemediği bir siyasettir. Allah’ın halifesi sıfatını sırtında taşıyan Müslüman insan, bütün sorumluluklarını kuşanan kimse olmalıdır.
MÜLKÜN SAHİBİ
Mülkün tek sahibi Allah'tır, Allah hükmeder. Mülkünü emanet ettiği insanlar da O’nun rızasına uygun olarak yönetirler, orayı imar ve ıslah ederler. Al-i İmran 26: “De ki: Ey mülkün sahibi Allah’ım, sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de mülkü çekip alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır, senin elindedir. Sen her şeye kadirsin.” Müslüman fert ve toplum olarak siyaset ve idare bakımından ve bütün alanlarda şu hususlardan sorumlu olduğumuzu bilmemiz şarttır. 1- Allah’ın rızası olan İslam’ı bir hayat nizamı olarak bilmek ve tanımak, İslamsız saadetin olmayacağını idrak etmek, İslâm’ı temel esaslarına uygun olarak yaşamak ve yaşatmak, İslam birliğini kurmak. 2- İslam ile Yeni Bir Dünya’yı kurmak. 3- İnsanların aklını, malını, canını, neslini, dinini ve namusunu korumak. 4- Adil Düzeni kurmak. 5. Köle düzenini etkisiz hale getirmek. 6- Maddi ve manevi kalkınmayı birlikte yürütmek.
Ülkemizde elli beş yıldır inanan insanlar Millî Görüş şuuruyla bunları gerçekleştirmenin mücadelesini vermektedir. Erbakan Hocamızın liderliğini yaptığı bu hareket, ülkemizi aslına döndürmenin zaferini yaşamaktadır. İçinde bulunduğumuz şartlar geçicidir. Çünkü Allah nurunu tamamlayacaktır. Allah nurunu inanan şuurlu Müslümanların cihadıyla tamamlayacaktır. İşte Allah’ın nurunu tamamlamak için yolunda kullandığı kahramanlar biz olalım istiyorsak, kınayanın kınamasına aldırmadan daha fazla cihat etmek zorundayız. Selam hidayete tabi olanlara…