Siyaset iki yıl içinde yeniden şekillenir

Abone Ol

Ağustos ayında Cumhurbaşkanlığı, eğer erkene alınmaz ise

önümüzdeki yıl yapılacak olan genel seçimler siyasetin yeniden şekillenmesi ve

yapılanmasına giden yolda önemli işaret taşları olacaktır. Bu bakımdan Saadet

Partisi nin büyük kongresinin birkaç ay öne alınması yararlı olmuştur diye

düşünüyorum. Kongrenin de bazı kesimlerin beklediği ve hatta istediği gibi

geçmemesi adayların nezaket sınırlarına dikkat etmeleri birtakım çevrelerin

beklentilerini de boşa çıkarmıştır. Kısacası Saadet Partisi yeni döneme

hazırdır. Siyasetin yeniden şekillenmesinde belirleyici olacak tek parti şu an

için Saadet Partisi dir. Çünkü Meclis te temsil edilen CHP, MHP, HDP (BDP)

projeler üretmeye yönelmemiş, siyasetlerini sadece eleştiri üzerine bina

etmişlerdir. Bir bakıma iktidarın yaptığı her şeye, attığı her adıma peşin

olarak karşı çıkmak siyasetlerinin odak noktası haline gelmiştir. Elbette,

iktidarın yanlışları söylenecek ve eleştirilecektir, ancak bundan daha önemlisi

tespit edilen yanlışların yerine konulacak doğruların toplum ile

paylaşılmasıdır. Bu noktada, muhalefet partilerinin düzen partileri olduğunu

söylemek yanlış olmaz. Onların düzene yönelik eleştiri ve alternatif fikirleri

olmadığı için işi eleştiri, hatta karşılıklı hakaret yarışı şeklinde götürmeye

çalışmakta, iktidarların tökezlemesini beklemektedirler. İktidar partilerinin

tökezlemesi ile önleri açılsa bile sorunlara çözüm olarak ortaya koyacakları ve

söyleyecekleri yeni bir şeyleri de yok.

Bu bakımdan önümüzdeki aylarda siyasette yeni yapılanma

yönünde ortaya çıkacak gelişmeler karşısında ülke sorunlarına diğer partilerden

farklı çözümler sunabilecek tek kesim Milli Görüşçüler ve Saadet Partisi dir.

Kaldı ki Milli Görüşçülerin 40 yılı aşkın bir tecrübe birikimi, topluma

sunacakları hazır projeleri vardır. Yeter ki, bu projeler topluma

anlatılabilsin, dışarıdan gelen birtakım telkin ve yönlendirmelerin tesirinde

kalınarak kendi içimizde gereksiz bir çatışmaya meydan verilmesin. Buna

ülkemizin ve insanımızın ihtiyacı var. Etrafımız ateş çemberine dönüşmüş,

dünyanın her köşesinde kardeşlerimiz katlediliyor. İçeride zengin daha zengin

olurken orta tabaka giderek kayboluyor, toplumda sadece çok zenginler ile

fakirler kalıyor. Dün açıklanan enflasyon rakamları da ekonominin iyi olduğu

şeklinde atılan nutukları yalanlıyor. İktidar partisi sadece kendileri

açısından geleceğe dönük birtakım planlar yapıyor. Bir yandan çözüm süreci ilan

ediliyor, barış şarkıları söyleniyor öbür yandan yeni düşmanlar ve çatışma

alanları oluşturmada bir sakınca görülmüyor. Topyekûn kucaklaşmaya ihtiyacımız

olduğu birtakım hesaplar uğruna unutuluyor.

Sonuç itibariyle ülkemizin Milli Görüş iktidarına

ihtiyacı var ve bunun için de Milli Görüşçülere büyük görevler ve sorumluluklar

düşüyor. Tüm Milli Görüşçülerin rahmetli Erbakan Hocamızın, Ben ne yaptı isem

Allah rızası için yaptım cümlesini hiç unutmamaları ve Hocamızı örnek almaları

gerekiyor. Unutmayalım ki, Hocamızın söylediklerini tekrarlamak önemlidir ama

onları uygulamak çok daha önemlidir ve o zaman rahmetli Hocamızın emanetine

sahip çıkmış, davasına sadık kalmışız demektir.

Kongrenin, herkesin yeni bir ruh ve heyecan ile yeniden

Anadolu yollarına düşmemizi sağlaması gerekiyor. Bu gerçekleştiği takdirde

Milli Görüşçüler için kaybetmek söz konusu olmaz.