Farabi’yle tanışınca, düşüncelerinden haberdar olunca, dedim ki, saf ve iyi yaklaşımlar, heva ve hevesin kurbanı olabiliyorlar.
Sokrates, platon ve diğerleri… Bir şeyleri öğrenme ve öğrendiklerini insanlıkla paylaşma yoluna gitmişler.
Peygamberler… İnsanlığa doğruluğu, hidayet yolunu, kurtuluş reçetesini sunmuşlar… İhtiyaç duyulan her topluma bir müjdeci gönderilmiştir.
Farabi’yle konuşunca, yürürlükteki siyasete anlamlandırmakta daha mahir olabiliyorum. Erdemli şehirlerden, olgun büyük topluluklardan bahsetmiş Farabi…
Medinetül Fazıla eserini yazarken, erdemli toplumlardan, faziletli yollardan bahsetmiştir.
Faziletli yol ne demek? Erdemli toplumlardan kasıt nedir?
İnsanlara hizmet etmek, hayatlarını kolaylaştırmak, günlük yürüyüşlerine güç kazandırmak için siyaset vardır, diyen bir akla sahip Farabi.
Yani, bugünkü dille anlatacak olursak, siyaset hizmet yoludur, hizmete aracılık eder… Toplumu, milleti mutlu etmek, onları daha yukarılara çıkarmak üzere bir sistem içerir.
Siyaset, bu amacı gütmez ise, bu mutluluk yolunun kavileştirmesine yardım etmez ise, manasız bir uğraş haline dönüşür.
Böyle söylüyor Farabi.
Söylemesine söylüyor da, mevcut hâl nedir ne değildir peki? Siyaset gerçekten emek yolu mudur, çalışma, hizmet etme, milleti yükseltme, insanların maddi ve manevi dünyalarının imarına yardım etme aracı mıdır?
Cari anlayışla, toplumda yerleşmiş, siyaset rant elde etme kaynağı mıdır yoksa?
Eğer, siyaset, millete hamallık etmek olsaydı, seçim öncesi, insanlar bu denli arzulu olabilirler miydi? Hamal olmak için sıraya girerler miydi? Kendine değil de, millete yardım etmek, onları ileriye taşımak gayesiyle, gecelerini gündüzlerini heba ederler miydi?
Elbet istisnaları ve idealistçe bakanları bu yorumun dışında tutuyorum.
Lakin bu idealistçe bakanların sayıları o kadar az ki?
Bir seçim olacak… İnsanlar para yatırıyorlar parti merkezlerine. Vekil ya da yönetici olmak amacıyla propagandaya dünyanın parasını yatırıyorlar.
Ortaya koydukları çabaya bakınca, insan, bu adam ya gerçekten Allah rızasını, milletin hoşnutluğunu düşünerek hareket ediyor, idealistçe dünyaya bakıyor, ahiret azığını zenginleştiriyor diye düşünüyorsunuz… Yahut amiyane tabirle cukasını şişiriyor diye hayıflanıyorsunuz.
Türkiye’de, siyasetçiye güvenin en altta olmasının nedeni, Farabi’nin erdemli yolunun unutulmuş olmasıdır… Kur’an’ın öğretilerinin göz ardı edilmesidir.
Allah’ın hoşnutluğuna, dünyanın nimetlerini takas edenler, elbet geçici zevklere dalabilirler… Lakin sonsuz ahiret yurdunu kaybetmek ne fena bir haldir, bilmezler.
Gerçekten, siyaset hizmet yolu olsaydı, politik arenada canhıraş bağırtılar, cayırtılar, kavgalar, itmeler, dürtmeler yaşanmazdı.
Bir yerde paylaşacak şeyler varsa, orda kavgalar çekişmeler gürültüler vardır…
Allah’ın hoşnutluğunu ve milletin rızalığını gözetenler müstesna… Ne yazık ki manzara böyle.