Siyaset “Görüşme Alanı”dır

Abone Ol

TÜRKİYE, son 10 gündür AKP - HDP heyetlerinin görüşmesini konuşuyor. Özellikle önceki sert tutumla, gelinen noktada gerçekleşen “görüşme” olayındaki “tutarsızlık” öne çıkmış durumda. Acaba önceki tavır mı doğruydu; bugünkü mü? Özellikle HDP’yi, net olmayan siyasi yapı bu duruma getirdi. Öncelikle terör, hainlik gibi olayları ortaya çıkarmak İçişleri Bakanlığı’nın; onları yargılamak ise hukukun görevidir. Hukuk devletiysek yapılması gereken bu!

AKP ve CHP, bir siyasi parti olduğunu unutup diğer bazı partilere, “savcı edasıyla” suçlama yaptılar. AKP’ye göre HDP, terör örgütünün uzantısıydı. Kim söylüyor bunu? Devletin bütün kurumlarını yönetiminde bulunduran hükümet! Eğer, öyleyse konunun üzerine gitmediği için iktidar suç işliyor. Muhalefet konuşsa da; iktidarın konuşması “icraatla” olur. Bir çuval lâf üretmenin faydası yok.

MHP ise, “CHP ve HDP’nin aynı olduğunu” söylüyor. HDP’nin kapatılmasını istiyor. MHP Genel Başkanı Bahçeli, son grup toplantısında AKP - HDP görüşmesi için çıkarı önceleyen şu sözü söyledi: “Son derece doğal ve doğrudur.” (8.11.2022) Bu görüşlerin doğruluğu ve yanlışlığı bir tarafa, aynı olaydaki bu “ikilem” ve “tutarsızlık” dikkat çekicidir.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ başkanlığındaki AKP ile HDP heyetlerinin görüşmesine, Karar yazarı ve Erdoğan’ın eski danışmanı Akif Beki tutarsızlık vurgusu yaptı: “Vay, vay, vay! Hani, HDP’yle aynı fotoğrafa girmekten daha kötüsü düşünülemezdi?” (4.11.2022)

SAMİMİ OLMAK LÂZIM

DEVLET yönetimi gibi çok hassas bir alanda görev yapanlar samimi, dürüst ve sorumluluk sahibi olmalıdır. Siyaset “tutarsızlığı” kaldırmaz. Çıkar amaçlı siyaset yapılmaz. Kamu menfaatini korumak esastır. Bu tutarsızlığa en belirgin anlamda AKP ve MHP’de şahit olduk. AKP; bazı partileri HDP’nin yanında olmakla suçlarken bile, kendi çıkarı için kırmızı bültenle aranan Öcalan’ın yakınlarını TRT’ye çıkarmaktan çekinmiyordu.

HDP, terörle bağlantılı ise İçişleri Bakanlığı’nın bunları bulup yargıya teslim etmesi gerekmez mi? YSK’nin, HDP’yi “seçilme yeterliliğine sahip” olarak görmesinin izahı var mı? TRT’yi, hapishanedeki Demirtaş’la çekim yapmaya göndermek; HDP’ye Hazine yardımı yapmak da neyin nesi? Hükümet samimiyse, bütün devlet kurumları elinde olduğu halde, niçin terörle bağlantısı olanlara geçit vermeyecek bir düzenleme yapmıyor? Terör, siyasetin malzemesi yapılabilir mi?

AKP; 2015 yılında, başka alternatif varken, HDP ile seçime götüren 63. Cumhuriyet Hükümeti’ni kurdu. Şimdi de HDP ile anayasa yapmaya çalışıyor. MHP ise siyasetini “sol karşıtlığı” üzerine kuruyor. 1999’da Ecevit yüzde 24 oy alarak 1. parti oldu; MHP ise yüzde 18’le ikinci. FP ve ANAP, MHP’ye Bahçeli başbakanlığında hükümet kurmayı önerdi. Bahçeli, bu fırsatı teperek çok zıt oldukları imajı verdikleri Ecevit’in yardımcısı olmaya koştu.
Hangi partinin nasıl karar verdiği değil, anlatmak istediğim. Tutarsızlığa dikkat çekmek istiyorum. HDP ile ilgili karar ise hukukun işidir.

İKİYÜZLÜ SİYASET

HÜKÜMET, gözünün önündeki problemi görmezken, “Türkiye Yüzyılı” diyerek eskimiş politikalarını ambalajlayıp millete sunmaya çalışıyor. 301 kardeşimizi kaybettiğimiz 2014’teki Soma maden faciasından sonra; Amasra’daki “aynı tedbirsizlik” 42 vatandaşımızın vefatıyla sonuçlandı. Yine, sayıları 10 milyon kadar olduğu söylenen sokak köpekleri terörüne hükümet el atmadı. Son 10 ayda 27 kişi öldü. Son kurban, 10 yaşındaki Mustafa Özçetin evlâdımız, kuduza yakalanarak feci şekilde can verdi.
Hükümet, gözünün önündeki bugünkü sorunu görmek istemiyor; ama 2023’ü, 2053’ü, 2071’i pazarlamaktan da geri durmuyor. Biraz da havalardan yere iner misiniz? Acınası haldeyiz. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “İnsan, insanın ümididir, bizi bekleyen milyonlar var, Türkiye ve dünyanın ümidiyiz” diyerek, AKP - HDP görüşmesi sonrası tartışmalar konusunda, Saadet Partisi’nin “kendi sesiyle” konuştuğunu, “herkesle konuşabilen” bir parti olduğunu belirterek açıkladı:
“Seçimlere ve iktidara odaklandık. Dışarıda, anormallikleri normalleşme olarak takdim eden; içeride, başka bir siyasi partiye haram ilân ettiğini, işine gelince kendine mubah gören ‘bu ikiyüzlü siyasete’ son vereceğiz.” (9.11.2022)

Saadet Partisi, baştan beri bu ülkede “birlikte” yaşayan siyasilerin birbiriyle müzakere halinde devleti yönetmesini savundu. Millî Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş, “Siyaset ‘görüşme alanı’dır” demişti. Son tartışmalar, bunun yolunu açabilirse Türkiye, normal sürece girer. Diyalog kanalı devamlı açık tutulmalıdır.