Siyaset dehlizi

Abone Ol

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından gelen süreç,

siyasetin tüm ağırlığının hissedildiği, hatta kördüğüme dönüştüğü bir dönemeç

olarak karşımıza çıktı. Başbakan Tayyip Erdoğan ın Cumhurbaşkanlığı makamına

oturmasıyla AKP deki Genel Başkan ve Başbakanı belirleme tarihi 27 Ağustos

tarihine bırakıldı. Tarih, Erdoğan ın Cumhurbaşkanlığı na geçişinin bir gün

öncesine denk geliyor. AKP kurmaylarının, Genel Başkansız da kalmayız,

Başbakansız da kalmayız şeklindeki beyanatlarını dikkatle okuyoruz. Elbette,

hiçbir siyasi parti, genel başkansız kalmaz Ama bundan sonra Erdoğan gibi,

siyaseti kendi ekseni ve merkezi etrafında döndüren, Türkiye yi 12 yıl içinde

kendi istediği çerçevede yönetebilen, afyonlanan kitlelere Türkiye nin

dönüşümüyle ilgili bütün terslikleri rahatça yutturabilen başka bir AKP Genel

Başkanı bulunabilir mi, çok zor görünüyor. Kuşkusuz, bu süreç bize ANAP ın da,

DYP nin de tabela partisi haline geldiği, tarihsel dönemi hatırlatıyor. Genel

Başkanlıklarını yaptıkları dönemde, tabanına istediği gibi sahip çıkan,

kitleleri kendi karizmalarıyla yönlendiren Turgut Özal ve Süleyman Demirel,

Cumhurbaşkanlığı makamına çıktıkları andan itibaren, kurdukları, büyüttükleri,

Türkiye siyasetinin en önemli figürü haline getirdikleri partilerinin de

bitişinin fitilini ateşlemişlerdi. Zaman içinde Özal ın ANAP ı da, Demirel in

DYP si de siyasi partiler mezarlığında, esamesi bile okunmayan bir yüzdelik

olarak yerlerini aldılar.

Herkesin kafasındaki hesaplar, kendince ortaya

koyacakları argümanlarla belirlenecek ve şekillenecek. Erdoğan ın

Cumhurbaşkanlığı makamına aday olmadan AKP kurmayları, Başkanlık veya yarı

başkanlık sisteminin ülkemize getirilmesi noktasında, sürekli kamuoyunun

nabzını tutmaya çalışan beyanatlar veriyorlardı. Erdoğan, Çankaya ya çıktıktan

sonra da, bu arzularında hiçbir değişiklik olmadığını görüyoruz. Neymiş 2015

seçimlerinde çok daha güçlü bir parlamento yapısıyla ve milletvekili sayısıyla

Başkanlık sisteminin getirilmesi yönünde çabalarına devam edeceklermiş. Kişiye

özel kıyafetle, kişiye özel libasla Başkanlık sistemini oturtmaya

çalışacaklarmış

Türkiye, ilginç ve enteresan bir ülkedir Siyasetin tüm

şartlarının 24 saat içinde bile değişebildiği, bir başka yöne evrilebildiği,

dış güçlerin oyunlarıyla şekillendirebildiği, zihinlerin bir gecede başka bir

yöne dönüşebildiği üçüncü dünya ülkelerinden birisidir. Bu şartlarda, bir sene

sonraki seçimler üzerinden hesaplar oluşturmaya kalkışan ların, gün gelince

heveslerinin kursaklarında kalacağı bir dönemi yaşayamayacağımızı kim garanti

edebilir Elbette siyaset kimsenin tekelinde değil Elbette, bu ülkenin

yönetiminde kimsenin kazık kakmaya da hakkı yok Bizim arzumuz, her şeyin

güllük gülistanlık gösterilmeye kalkışıldığı ülke gerçeklerinin, basiret ve

feraset sahibi insanımız tarafından en ince detaylarına kadar analiz edilip,

yeni dönemle ilgili yeni bir demokrasi manifestosunun ortaya çıkması.

Bu dönemi sağlayacak olan mekanizma, insanlarımızın

düşüncelerine kota koyan, zihinlerini yönlendiren, gerçeklerin hakkaniyetle

anlaşılmasını sağlayan, yeni medya anlayışından başka bir şey değildir.

Kitlelerin karar mekanizmalarını etkileyen tüm unsurların

temizlendiği, doğrunun, güzelin ve hakkın ortaya konulduğu bir dönemin gelmesi,

siyasetin de iç dinamiklerinin gerçek rayına oturduğu bir dönemin işaret fişeği

olacaktır.

Not: Yıllık iznimin bir bölümünü kullanacağım için 10 gün

huzurlarınızda olamayacağım. Selam, sevgi ve saygılarımla (N.O)