Siyaset Biraz da “Oyun Kurma Sanatı”dır

Abone Ol

Hemen herkesin mutabık kaldığı üzere “tarihi” diyebileceğimiz seçime sayılı günler kala birkaç adım geri çekilip gündeme farklı bir pencereden bakmaya çalışalım.

Bilenler bilir, bilmeyenler için 30 yıl geriye gidip kısa bir özet yapıp sonra da günümüze dönelim.

Son çeyrek yüz yılın en iyi oyun kurucu ismi şüphesiz Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Erdoğan, 1990’lı yılların başında henüz Refah Partisi İstanbul il başkanıyken uzun soluklu bir çalışmanın içerisine girmişti. 1994 yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı olmasıyla birlikte de çalışmalarını ete kemiğe büründürerek çok güçlü bir “maddi” yapı da oluşturdu.

28 Şubat’ın puslu havası kol gezerken Erbakan Hoca’nın en zayıf anında, kendilerini ise en güçlü hissettikleri bir zamanda harekete geçtiler.

O gün için oyunun olmazsa olmazı, Gül, Şener, Arınç gibi isimleri de yanına almak kaydı (geride hayat belirtisi de bırakmamak gerekiyordu) şartıyla ilk perde sahneye kondu. Zamanla bu isimlerin tamamına yol verildi. Çünkü oyunun bu safhasında bu isimler yük olmaya başlamıştı.

Daha siyasi yasak devam ederken ilk adımlar Amerika ile atıldı.

Seçim zamanları ise en sert Amerika düşmanı olundu.

Aynı tarife İsrail’e de uygulanıyordu uygulanmasına da her seferinde de satın alınıyordu.

Partiyi kuran 4 ayaktan 3’ü etkisiz hale getirilince de tamamen “aile” kontrolüne geçen parti ile birlikte ülke de aynı kaderi yaşıyordu…

Unutmadan, bu arada sürpriz bir şekilde siyasi yasak da Deniz Baykal eliyle aşılalı epey olmuştu.

Damada kasayı teslim ederken de, damattan kurtulurken de kahramanlık türküleri söyleniyordu. Mehmet Şimşek göreve gelirken de, görevden uzaklaştırılırken de ve hatta tekrar göreve getirilmek istenirken de benzer durumlar yaşanıyordu.

20 yıllık devri iktidarında Recep Tayyip Erdoğan’ın en başarılı olduğu iki alandan biri ise medyayı kontrolü altına almak oldu. Kimi medya grubunu “etkisiz” hale getirerek bertaraf ederken kimisini de “uçuk kaçık” bir yapıya büründürerek kendi kitlesini bağımlı hale getirdi.

Bizim mahallenin etkin olduğu medya gruplarına ise öldürmeyecek kadar imkânlar vererek havuzda tutmayı başardı.

Erdoğan’ın bir diğer başarılı olduğu alan ise siyaseten kendisine rakip olma ihtimali olan yapıları ya da isimleri bünyeye katarak zamanla eritmesidir.

Kimi zaman muhalefet partilerinin yöneticilerinin yanlış icraatları, kimi zaman da taşın kuşa çarpması neticesinde sonuç almanın bir yöntemini hep bulageldi.

İlk adımları atarken Amerika’nın yanı sıra FETÖ’nün de büyük desteği alınırken, bu ikilinin eliyle icra edilen 15 Temmuz darbe girişimi de iktidar açısından uzunca bir süre siyasi kaldıraç olarak kullanılmaya devam etti.

Tüm bu sonuç alınan etkili adımlara ilk etkili karşı koyuş 2018 yılında sahneye kondu. Bu kez ortaya “akıl” koyan isim Temel Karamollaoğlu’ydu. Karamollaoğlu’nun Erdoğan’ı “askeri” helikopter havalandıracak kadar etkili çıkışı malum sebep dolayısıyla inkıtaya uğramıştı.

Ancak bu adımın bir ürünü olarak bir yıl sonra yerel seçimlerde Erdoğan’ın oyun kurucu iradesi “büyük” bir yara almıştı.

2023 tarihi seçimine günler kala yine çok farklı ve çok güçlü bir oyun kurulduğunu görüyoruz.

Bu oyuna her ne kadar 6’lı masa dense de esasında net bir isim öne çıkıyor. Tıpkı 2018’de olduğu gibi; Temel Karamollaoğlu.

Elbette bu oyun; ittifak içerisinde parti aidiyeti fark etmeksizin birçok insanı kırmış, hatta yaralamış olabilir.

Zira her ittifak sancılı olmuştur. AKP- MHP ittifakından yüzde 10’lar seviyesine ulaşan bir İYİ Parti doğmuştur.

AKP’nin içinden de iki parti çıkmıştır.

Ancak bazen bekleyip görmesini de bilmek gerekir. Bağrınıza bastığınız taş, gün gelir sizin atacağınız temellerin ilk taşı olabilir.

Doğruluk ya da yanlışlık zemini hepimize göre değişkenlik gösterir, birçoğumuzun da gönlünde başka arslan da yatabilir…

Eksikler, yanlışlar sıralanabilir. Samimi olanı ve aile içinden yapılan eleştirileri saygı ile karşılamak gerek. Ancak 20 yıl sonra bir oyun kurulmuştur, bu da bir gerçek.

Bu gözler;

Amerika ile el ele verilip Irak’ın işgal edildiğini de gördü, ABD’nin şeytanlaştırılarak sandığa gidildiğini de...

Bir dönem Amerika’ya, bir dönem Rusya’ya yakın olunduğunu da.

Bir dönem ümmetçi bir dil kullanılırken şimdilerde MHP’yi dahi geride bırakacak bir milliyetçi dil kullanılır olduğunu da.

İlk dilimde Avrupa ile kol kola yol alınırken, son dönem içe kapanıp Avrupa ile köprülerin atıldığının ilan edildiğini de…

Dünyaya rest çeker gibi görünüp 250 bin dolara vatandaşlık dağıtıldığını da…

Sonuç ne olur bilinmez ama 23 yıl önce Millî Görüş’ü bir elma gibi ikiye bölerek ilk adımı atılan siyasi süreç, Millî Görüş eliyle yeniden kurgulanacak gibi duruyor.

Yani Millî Görüş her dönem 18 yaşında diyebiliriz de...

Ez cümle; siyaset biraz da hatta epeyce oyun kurma sanatıdır...