Sivil itaatsizlik. Henry David Thoreaunun 1849da kaleme aldığı ve kendisinden sonra gelecek birçok kişiye ilham kaynağı olduğu çarpıcı bir kavram. Thoreau kendi hikâyesinden başlayarak Mahatma Gandhi gibi kendi toplumlarında oldukça etkili olan kanaat önderlerine, isim babası olduğu kavram marifetiyle yeni yollar açtı.
Kavrama dair ortak tanım
Kavrama ilişkin yaklaşık bir buçuk asırdır tanımlar yapılıyor, münakaşalar ediliyor. Dar, geniş ve baskın tanımların ve yapılan tartışmaların kesiştiği noktalar ise bugünün sosyolojik dengelerini çerçeveliyor. İletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla beraber sivil itaatsizlik eylemleri lokal olmaktan çıkıp global bir yapıya bürünüyor. Yapılan tanımların tamamında eylemi gerçekleştiren birey ya da bireylerin bir üst yapıyı tanıdıklarını görüyoruz. Bu yönüyle anarşizmden ayrılan sivil itaatsizlik ilk olarak şiddetten arınmışlıkla tanımlanıyor.
Temel sorunlara normatif çözüm yollarının tükenmesiyle harekete geçme motivasyonunu kuşanan bireyler bir dikkat çekme edimi olarak eylemlerini kamuya açık bir tarzda yaparlar sivil itaatsizlikte. Bu bilinçli ve sınırlı bir harekettir. Sivil itaatsizliğin temel unsurlarından bir başkası ise bir haksızlığa karşı direnmektir. Kavrama ilişkin en önemli maddelerden son ikisi de eylemin sembolik olması ve eylem sonrasında yerini ahlâki bir yargıya bırakması, yani kamu vicdanında yer etmesi ve karar mekanizmalarına etki edilerek eylemin siyasi ve hukuki bir karara dönüştürülmesidir. Bu, netice itibariyle eylemden doğan reaksiyonu da ifade etmesi bakımından mühimdir. Sivil itaatsizlik eylemini gerçekleştiren bireylerin karşılaşabilecekleri her türlü yaptırım ve cezaya hazır olmaları, olayın olgusal çerçevede şekillendiği motivasyonu netleştirir.
Mavi Marmara ve sivil itaatsizlikte yeni boyut
Mavi Marmara hadisesine bu düzlemden bakıldığında tanımında uzlaşılan hemen her unsurun gerçekliğine ulaştığı görülecektir. Yani aynı motivasyonla yola çıkmış yüzlerce insanın, ortak bir değere istinaden, bir haksızlık karşısında şiddete başvurmadan, hatta şiddete maruz kalma ve ölme riskini dahi göze alarak yola çıktığı ve dünya kamuoyunun Gazzede yapılagelen zulümler noktasında duyarlıklarını arttırdığı rahatlıkla ifade edilebilir.
Gel gelelim "dünya gerçekleri" sivil itaatsizlik ve Mavi Marmaranın yollarının birleştiği noktaya. İnsan olma istisnasının beslediği özgünlükle birçok sivil itaatsizlik eylemine şahit oldu dünya. Yapılan çağrılar, oturma eylemleri, susma oruçları...
Özellikle II. Dünya Savaşından sonra şekillenen dünyanın yeni egemenleri "doğruları" belirlemekte oldukça mahir davrandılar(!) Kaba kuvvetin karar mekanizmalarının yegâne parametresi olduğu bir yapıyı ustalıkla tesis ettiler. Tesis ettikleri bu yapı onları "dokunulmaz" kılıyordu. Zira yukarıda tanımları ifade edilmeye çalışılan itaat, temelde güce karşı olan itaat demekti. Hâlihazırda da değişmesi kaçınılmaz olan yapı böyle bir halde. İsrail ise zorbalığı ve zulmü hak sebebi sayarak, müttefiklerinde de aldığı sınırsız destekle aymaz bir şekilde masanın öbür tarafında oturarak her şeyi istediği gibi şekillendireceğini düşünüyor ve bu güdüyle işgal ettiği topraklarda tabiri caizse hüküm sürüyordu. Ta ki Mavi Marmara yola revan olana kadar. Zira o zamana kadar hiçbir sivil itaatsizlik eylemi bu kadar aktif olmamıştı ve bu kadar ses getirmemişti.
Açılan davanın önemi
Bu hafta Türkiyede görülmeye başlanan Mavi Marmara davası sonuç alınması bakımından yukarıda izaha çalıştığımız sivil itaatsizlikte yeni bir çığır açması açısından önemli olduğu gibi, İsrailin dokunulmazlık zırhını da oldukça yıpratması ve hatta delmesi bakımından da sandığımızdan daha büyük bir öneme haiz. Nitekim bu saatten sonra tarihin olayı nasıl yazacağını kestirmek o kadar da zor değil. İsrailin yalnızlaşma sürecine girdiğinin, dünyada oluşan ortak vicdanın sesinin gür bir şekilde çıktığının bir resmi olan dava sürecine dâhil olanlar, müşteki sıfatıyla ifade vermek için kıtalar aşıp gelenler dikkate alındığında iddiamız daha net anlaşılacaktır.
Netice itibariyle Mavi Marmara davasının gündemde tutulması, sadece Gazzede yaşanan dramlara dikkat kesilmek için değil aynı zamanda bundan sonra yeryüzü coğrafyasının herhangi bir köşesinde gerçekleşmesi muhtemel zulüm ve ambargolar için de ciddi bir negatif katalizör görevi üstlenecektir. Bu bakından gönüllerde yol almayı sürdüren Mavi Marmara, egemenlere uyarı levhalarında ilk sırayı almış bir büyük işaret fişeğidir.