Sistemin Geleceği

Abone Ol

Şunu peşinen ifade edebiliriz; küresel sistem bitti, bu sistemin geleceği yok artık. 

Küresel sistem sona ererken, –başta Türkiye olmak üzere– ona sımsıkı yapışmış olan, yerel rejimler de elbette yok olacaktır. 

Sistem sahiplerinin korkuları şudur:

Acaba, Türkiye’deki yapı kontrolden çıkar mı, onların asıl korkuları ise; Türkiye, Erbakan’ın yoluna verilir mi?

İşte, kaçınılmaz son ve ülke için tek çare; D-8’leri canlandırmak ve dolayısı ile İslâm birliğini ilan etmektir. Küresel sistemle ancak bu şekilde mücadele etmek mümkün. Mevcut sistemin karşısına; küresel ölçekli, kurumsal yapıları dikerek...

Erbakan Hoca’nın görüşü, hatta uygulaması böyle idi. D-8’ler bu günler için kuruldu. Şimdi, lafta da olsa, küresel sistemle karşı karşıya gelinmiş olması bu durumun dillendirilmesinin memnuniyet verici olduğu düşünülebilir. Ancak, hiç unutmamak lazım ki, her konuda olduğu gibi; bu meselede de kararlı adımlar atılmalıdır.

Belki, nedir bu kararlı adımlar diye sorulabilir. Tek madde ile ifade edecek olursak şayet; süreç şöyle başlatılabilir. Milletin beklentileri doğrultusunda arkası da getirilmelidir. Asla unutmamak gerekir ki; AB, Türkiye için bir çıkmaz sokaktır, derhal bu yoldan dönülmelidir.

Yani, böyle bir başlangıç, yol değişikliği anlamı taşıması hasebiyle hoş karşılanabilir. Her şeyden önce; böyle bir hareket, millî bir uyanışa, dirilişe sebebiyet verebilir. Ayasofya’nın açılması ve Hilafet’in ilanı da peşi sıra atılması gereken adımlar olarak düşünülmelidir.

Küresel sistem yıkılıp sona ererken; ancak, bu sisteme, sahici alternatiflerle karşı durulabilir ve yeni bir eksen inşa edilebilir. Yoksa bazı aklıevvellere uyup, içeride kalarak, hatta belli ölçüde destek olmakla, yanlışa payanda olma arasında bir fark olmaz.

Bahse konu meselelerin çözümü için bedel ödemek gerekir. Elin gâvuru, “tamam biz iflas ettik, sistemimiz çöktü, gelin siz yönetin” diyecek değildir. Buralarda tutunmak için bedel ödemeye hazır olduğumuzun bilinmesini isteriz. 

Mevcut sistemin sona yaklaştığının emarelerini, çıplak gözle görmek mümkün:

ABD ile AB ülkeleri arasında yaşananlar, hatta ABD yöneticilerinin kendi aralarındaki iç çekişmeler ve diğer dünya devletleri ile girişilen kavgalar, her şeyi açıklamaktadır. Kapitalizm, serbest piyasa anlayışı hepsi yalan. Bu medeni görünümlü ülkeler, birçok konuda olduğu gibi, bu meselede de; kendi elleriyle yaptıkları helvadan putları yiyen cahiliye Arapları gibi davranmaktalar.

Başta ABD olmak üzere; bütün Batılı devletlerin içinde bulundukları çelişkili durum, mevcut sistemi biraz daha ileri götürme, çöküşü ertelemeyle alakalı.

Fakat Hakk’a dayanmayan bu sistem de; öncekiler gibi yıkılmaya, yok olmaya mahkûmdur.