Son mahalli seçim kampanyaları toplumun büyük bir kesiminde mevcut başkanlık sisteminin tartışılmasına ve eleştirisine sahne oldu. Bu eleştiriler arasında parlamenter sistemin geri getirilmesini isteyenler de az değildi. Yeniden parlamenter sisteme dönülür mü bilemem ama dönülmesinin kolay olmadığını düşünüyorum. Bu bakımdan yapılması gereken iş eski sisteme dönmekten çok mevcut sisteminin eksikliklerini gidermek olacaktır. Bunun için de partiler arasında ortak çalışmaya ihtiyaç vardır. Eğer, sistemin eksikliklerini giderme çalışması MHP-AK Parti ittifakı tarafından yapılmak istenirse ne yeni sistemin eksiklerinin giderilmesi mümkün olur ne de parlamenter sisteme dönüş. Bu noktada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir grup AK Partili milletvekilinin Cumhurbaşkanlığı Hükmet Sistemi’yle bürokrasinin arttığı eleştirilerine verdiği cevabı kısaca aktarmak istiyorum:
“Bu sistem birinci yılını tamamladı. 70 yıllık sistem ile kıyaslıyorsunuz. Eksiklikleri vardır, giderilecektir ama parlamenter sistemden kat kat daha iyi bir sistemdir.”
Hemen belirtelim ki, başkanlık sistemine getirilen eleştirilerin ağırlığını bürokrasinin artması oluşturmuyor, kuvvetlerin tek elde toplanmış olması eleştirilerin merkezinde yer alıyor. Bu bakımdan yeni sistemde bir iki göstermelik değişiklik yapılarak eleştirilere son vermek mümkün olmayacak görünüyor. Özellikle de parlamentonun etkisizleştirilmiş olmasına karşı çıkılıyor. Bu bakımdan yapılacak değişiklikler eğer yapılabilirse anayasa değişikliğini gündeme getirecektir. Bunun içinde parlamentoda ortak bir görüşün ortaya çıkması gerekiyor. Buna MHP dışındaki partiler ağırlıklı olarak destek verebilir. Ancak, Cumhurbaşkanı’ndan iki gün önce yaptığı açıklamada Bahçeli sistem ile ilgili rötuşların sistemi sulandırmak olacağını, bunun da ülkeye ihanet olduğunu söyledi. Yani, Bahçeli sistemin mevcut hali ile korunmasını istiyor. Bu durum karşısında diyebiliriz ki, mevcut sistemde revizyon sanıldığı kadar kolay değildir. Elbette imkânsız da değildir. Bunun için tüm partilerin bir araya gelmesi, düşüncelerini açıkça ortaya koymaları ve ortak bir noktada buluşmaları gerekiyor. Bu arada eğer Bahçeli sistemi savunmak adına söylediklerini sürdürecek ise MHP’yi ortak bir buluşmanın dışında görmek gerekiyor.
Diyelim ki, partiler arasında birkaçı dışında kalanlar ortak bir noktada buluşma gerçekleşti. Sayın Cumhurbaşkanı’nın mevcut konumunu bırakması, söz gelimi parti genel başkanlığını bırakmayı, parlamentonun güçlendirilmesi gibi yetkilerini kontrol altına alacak bir değişikliği kabul edebilir mi? Bu arada, AK Parti’nin mevcut milletvekilleri nasıl bir sistem değişikliğinde birleşecekler? Daha doğrusu değişikliğin muhtevası konusunda birleşebilecekler mi? Daha pek çok soru sıralamak mümkün.
Sistemin eksikliklerinin giderilmesi, diğer bir ifadeyle sistem değişikliği kolay görünmüyor. Bunun için parlamentoda yeni bir aritmetik yapının oluşması gerekiyor. Bu bakımdan siyasiler mevcut sisteminin eksikliklerini gündemde tutmakla birlikte ülkenin gündeminde ağırlıklı olarak dış sorunlar ile ekonomik problemlerin çözümüne ağırlık verilmesi gerekiyor. Bunun için de sorumluluk Cumhurbaşkanı’na düşüyor. Seçim kampanyaları sırasında sergilenen ayrıştırıcı ve kamplaştırıcı söylemin kesinlikle terk edilmesi, kısacası, ülke söz konusu olduğunda gerisi teferrüt diyebilmek gerekiyor. Yoksa AK Parti’de başlayan taban kaymasını önlemek adına eski kamplaştırıcı söylemler sürdürülecek olursa tüm söylenenler lafta kalacak, bu da derde derman olmayacaktır.