Şişkin turplar, pişkin suratlar

Abone Ol

Yukarıdakiler bugünlerde birbirlerine turp üzerinden mesajlar vermekteler. Biz de bir deneme yapalım istiyoruz.

Örnek olarak iki konuyu yazalım mı?

İlk konumuz İsrail ve katliamları:

HAMAS’ın Aksa Tufanı harekâtını başlattığı günlerde İsrail’e ticaret adı altında istihkâm ve levazım maddeleri gönderilmesi, ayrıca Azerbaycan petrolünün organizesi ve taşınması, böylece İsrail uçak ve tanklarının yakıtlarının temin edilmesinin sonlandırılması için yoğun bir hareket başlatıldığında, böyle bir ticareti pişkin pişkin inkâr etmişlerdi. Bu pişkinlikleri TBMM’de şehit Hasan Bitmez’e galiz hakaret ederek kalp krizi geçirmesine sebep olmuştu. Bu pişkinlik tam 7 ay sürdü. Sonra “tamam, günde 8 gemi dolusu malzeme gönderiyoruz ama bugünden itibaren biz bu ticareti sonlandık” diyerek kendilerini yalanlamışlardı. Tabi bu 7 ay zarfında heybedeki turplar kazançlarını çoğaltmışlar, semirmişler, büyümüşlerdi.

Sonra anlaşılmıştı ki, ticaret sonlanmamış, daha da artmış ama hileli yollara sapılmıştı. Evrakta hile, güzergâhta hile, çıkış limanlarında hile, varış limanlarında hile, sinyal kapatmakta hile, konteyner yüklemede hile… Bütün bu hileler icra edilerek sürdürülen ikmallerle İsrail’in onbinlerce kadın, çocuk ve sivil Müslümanların bombardımanlarla ve yakılarak katledilmesi sırasında bunları da inkâr ile suratlarda pişkinliğin arttığını, heybedeki turpların servetlerine servet katarak daha da şiştiğini, heybeyi patlatacak kadar büyüdüğünü unutamayız. Şimdilerde, “İsrail uslu durursa ticareti yeniden başlatırız” türü kahreden açıklamalar yaparak pişkinlik örnekleri vermekteler.

Geçen haftaki otel yangını ve göz göre göre, bağırarak çığlıklar içinde yanarak hayatını kaybeden çoğu öğrenci ve çocuk canlarımız.

Bu heybedeki turplar bu tatil merkezinde tatlı kazançlarına erişerek büyümek için gayrı meşru her yolu kullanmışlar. Kaçak kat atarak, sahte belgeler kullanarak, yanıltıcı reklâm ve tanıtım faaliyetleri icra ederek, belki de rüşvet ve hatır kullanarak, oteli ve müştemilatını tıka basa doldurmuşlar.

O kadar canımız yanarak hayatını kaybettiklerinde ise, pişkinlik şahikaları sergilediler, sergiliyorlar. “Bizim hiçbir kusurumuz yok, falancaların işi bu, bizim belgelerimiz tamam, falancalar sahte belge vermişler, biz gereğini yaptık ama şunlar var ya şunlar, onların ihmali var” ve benzeri pişkinliklerle tereyağından kıl çeker gibi sorumluluktan sıyrılmayı deniyorlar. Astronomik fiyatlarla tatlı paraları istifleyen turplar ise heybeyi patlatacak derecede büyüyorlar.

Bize bir şeyler oluyor kardeşler. Vahşi kapitalizm tarlalarımızı turplarla doldurmuş. İnsanlarımızın kimliklerindeki “İslam” ibaresini silmekle yetinmeyip kalbimizdeki Allah korkusunu da silivermişler.

Kendi vurdumduymazlıkları sebebiyle insanlar feryat ede ede yanarken, kendileri yaptıkları programlarında kakara kikiri ile hoşça vakit geçirebilmişler. Sonra da ızdırap ve feryatlarla kaldırılan cenazelere katılarak pişkin pişkin üste çıkmaya gayret etmiyorlar mı? İnsanın kanı donuyor.

Tarlalarımızı turp istilasından kurtaralım dediğimizde ise, turplardan yana olanların nasıl uyduruk savunma manevralarına girdiğini görmek insana ayrı bir ızdırap vermekte.

Kardeşler, bize olanlar olmuş.

Şişkin turpları söküp tarlamızdan atmaz isek, daha nelerin olacağını tahmin edemeyiz.

Pişkinlikleri fark etmez isek başımıza daha ne felaketler açarlar bilemeyiz.

DAYIMIN İKTİDARI

Dayımın iktidarı bize hediye,

Ben dayımın omuzundayım,

Her kapı açılıveriyor şak diye,

Ne rahatmış omuzun, dayım!

Ekrem Şama