Sırların ifşa edilmesi

Abone Ol

Sırlar zihnimizin arka bahçesinde saklıdır. Onları

gözümüzden dahi esirger kimseler bilsin istemeyiz. Sır bilip sakladığımız

şeyler duyulduğunda gözden düşebileceğimizi düşünür ve korkuya kapılırız.

Gözden düşmenin insanlarla ilişkilerimize zarar getireceğini biliriz.  Arka bahçenin anahtarı elimizdedir, buraya

bizden başkası giremez. Gece karanlığında kapıyı açar ve sessizce girdiğimiz

olur. Böyle durumlarda uçsuz bucaksız bir dünyaya açılırız. Sırlarımızın kimisi

içimizi acıtır, kimisi yüzümüzü kızartır, kimisi tozpembe renklere boyanmıştır.

Saklamak isteriz, çünkü içinde hatalarımız, kırdığımız kalpler, acıttığımız

gönüller ihmal ettiğimiz sorumluluklarımız vardır. Örteriz, insanlardan saklar

ve halimizi Allah a arz ederiz.

Sırlarımızın taştığı zamanlar da olur. Böyle zamanlarda

onları emanet edebileceğimiz birini arar anlatıp rahatlamak isteriz. Sonra

ender bulunan bir mücevher gibi sakladığımız o sırlarımızı, güvendiğimiz bir

arkadaşımıza verir ve saklamasını isteriz. Fakat o andan itibaren içimize bir

kuşku düşer. Ya birine söylerse, ya ifşa ederse. Ama artık sır verilmiştir.

Kuşkularımızın gerçeğe dönüştüğü anda ise sırlarımız dilden dile dolaşmaya

başlar. Bu saatten sonra keşke söylemeseydim dememizin bir anlamı yoktur.

Sırlarımızı bir emanet bilip saklayanlar da vardır ama eğer emaneti ehline

vermemişsek hayatımız biranda değişebilir.

Yıllanmış sırlar ortalığa döküldüğünde yuvalar yıkılır,

dostluklar biter, komşuluklar zayıflar, kardeşler birbirlerine husumet kesilir.

Sırlar açıldıkça yeni sorunlar ortaya çıkar ve insanlar sevdiklerini sevmez

olurlar.

Sırlarımızı güvendiğimiz kişilerle paylaşmaya ihtiyaç

duyarız. Fakat sır verildikten sonra hayatımız için riskler de taşıyabilir.

Sırların gizli kalması ise ortaya çıkacak sorunların önünü keser ve kişinin

halini yalnızca Allaha arz etmesini sağlar. Allah her şeyi gören ve bilendir.

Ve hiçbir şey O nun için sır değildir. Bu nedenle halimizi insanoğlu insana

değil, Allah a havale edip affına sığınmamız daha doğru olur.