Şirketler için kaynak paketleri

Abone Ol

Herkes kredi notuyla ilgileniyor, kimse üretim notuna bakmıyor! Üstelik “New York’ta bulunan bir finans kuruluşunun aldığı kararla Ağrı’daki vatandaşımızın cebindeki Türk Lirası değer kaybettiği” halde… Ülke ekonomisini, kredi kuruluşlarının iki dudağı arasına mahkûm eden ekonomi politikalarını yeniden gözden geçirmeden yol alamayız. İstikrarın “fuzuli” ve milletin aleyhine bir şey olduğunu görmenin vakti gelmedi mi?

Ekonomide de “15 Temmuz” destanının gerçekleşmesi gerekmektedir. Sadece devlet bütçesini doldurmaya, vergileri artırmaya çabalayan köprüler görülmelidir. Üretim politikası değil tüketime dayalı bir anlayışın karşısına dikilmelidir. İflaslar artıyor, karşılıksız çekler çoğalıyor, işsizler ordusu büyüyorsa, içinde bulunduğumuz süreç 2008 krizi gibi “teğet” geçmeyecektir. Şirketlerin sektör faaliyetlerinde yavaşlamanın kesintisiz 7 aydır devam etmesi “alarm zili” olarak algılanmalıdır.

“Anadolu’nun En Büyük 500 Şirketi” araştırmasının 2015 yılı sonuçlarına göre; toplam ciro % 5,3 artmış olsa da, toplam ihracattaki düşüş % 16,2’yi buldu. Toplam kârı 2015’te nominal olarak % 6,7, reel olarak ise % 13,1 düştü, toplam istihdamı ise % 1,6 oranında küçük bir artış gösterdi. İmalatçıların mamul mal stoklarındaki daralma sekizinci ayına girdi ve sanayi sektöründe yeni siparişler sert düşüş yaşadı. Görülüyor ki; sanayinin ve üretimin önündeki engeller, sadece “reform paketi, ar-ge ve inovasyon” edebiyatıyla kaldırılamaz.

Bugün “kendi isteğimizle yapmadığımız yapısal reformları zorunlu olarak yapmamız gereken” aşamadayız. Yarını bırakıp günü kurtaracak çözümlerle bu sıkıntıları ertelemek ya da örtmek gelecekten çalmak olacaktır. O halde, KOBİ’lere teşvikler sağlamaktan daha çok, güven problemi ortadan kaldırılarak yarınlara sağlıklı bakılması sağlanmalıdır. “Kredi” sağlamak yerine “kaynak” geliştirme noktasında girişimlere yön verilmelidir.

Köprüden sonraki son çıkış olarak; şirketlerin “durup durup” düşünmesi önemlidir. Yöneticilerin “yeni fikirlere söz hakkı” tanıması yeni çarklar oluşturabilir. Çalışanların “akıl teri”ne yatırım yapması olumsuz havayı değiştirebilir. Müşterilerin “gerçek ihtiyaçlarını gözden geçirmesi” yeni pazarları tetikleyebilir. Yönetici-çalışan ve müşterinin birlikte “kaynak üretimi” için yeni buluşmalar başlatılmalı, mikro bazlı kalkınma programları hazırlamalı, teknolojiyi rahmete çevirmelidir. Çünkü üstünlük kişisel değil, fikirseldir ve “yeni nesil kalkınma”nın yolu buradan geçmektedir.