Şirket kâtibine "pes"-pâye!

Abone Ol

"Üsküdara gider iken aldı da bir yağmur

Kâtibimin setresi uzun eteği çamur

Kâtip uykudan uyanmış gözleri mahmur

Kâtib benim ben kâtibin el ne karışır

Kâtibime kolalı gömlek ne güzel yaraşır"

Nihâvend makamın bir şaheseriyle başladık, hoşunuza gitmiştir Hafiften mırıldanmak geliyor benim içimden de. Fakat dışa vurmaktan utanıyorum; nedendir bilmem, şarkıları türküleri dış aleme bir türlü aktaramam...

Sağlık olsun, zaten memleket evladı bir sürü şarkıcının türkücünün arasında yer almak niyetinde değilim...

Satırlarıma "Katibim"le başlamamın sebebi, benim bu işlerle olan ilgim alâkam nedir sorusunu cevaplamak değil.

Farkında olur musunuz bilmem, bu nihavend mırıldanışa konu olan "kâtib" ile bizim aşağıya konu k edeceğimiz mesele arasında bir ilişki, en azından kelime düzeyinde bir benzerlik var. Öyleyse yatay bir geçiş yapıp, "kâtiplik" işinin ilgi çekici bir versiyonu üzerinde kalem oynatalım

Aman aman, yurdun çeşitli beldelerinde pusuya yatmış zağarlar rahat uyusun, tamamen kendi başımdan geçip giden bir "sahne"yi oynatacağım!

 İsterseniz elimi çabuk tutup, başıma gelen felaket olayı açıklayayım:

Eli kalem tutan orta yaşlı bir yazar arkadaş, sağolsun demeyeceğim, hakkımızda ruh okşayıcı birkaç kelam çiziktirip göndermiş: "Efendim, filanca dergi için yazdım, bakalım beğenecek misiniz " Şahsıma ve eserlerime dair bir şeyler sıralayan arkadaşın benden beklediği, yazının bir dergi veya gazetede yayınlanmadan önce tarafımca incelenmesi, ekleyeceğim veya çıkaracağım hususlar varsa, bunları yapıp etmem

Unutmamak için erken davranıyorum, bu yazar arkadaş "bugünü parlak" yazıcılardan olup "muayyen bir edebiyat grubu" üyesidir...

Teklifini okuyunca, oldu olacak dedim, kendim yazayım kendimi, imzasını atsın arkadaş! Öyle değil mi ama, ne denilebilir ki burada  

Biliyorum, bu tür alışverişler yeni değil. Edebiyat aleminde yapacağımız küçük bir gezinti korkmayın, yapmayacağız-, böylesi onlarca kirli çamaşırı çıkaracaktır karşımıza.

Arkadaşın kalbini kırmak "ayıp" kaçacak zannedip eh işime de gelmez değil yani-, ona, "Âferin sana, baş üzre yerin var, teşekkür ederim, aferin" mi demeliyim, yoksa ayıba bir kaf kondurup onu başımdan mı savmalıyım

Ahbabını çavuş tahtına çıkaranlar ilkini tercih etsinler varsın, ben bildiğimi işledim. Elime tutuşturulan müsveddeyi gerisin geri postaladım. Arkadaşa, yaptığının yanlış olduğunu, benimle ilgili tespit ve yargılarının her ne olursa olsun, kendisine ait olması gerektiğini bildirdim. Şunu da söylemeyi ihmal etmedim: "Hayır, Üsküdar a gelmeyeceğim, davetine icabet etmeyeceğim; sana ve edebî ailene afiyet olsun!"

Şimdi o "Üsküdar a gider iken",  mutlaka ıslanıyordur, ıslansın; "kolalı gömleği" darbe alıyordur, alsın; değil mi ki yumruğu, hay Allah, yağmuru hesaba katmamıştı. Olacağı buydu

Bir Kitap, Bir Dergi...

Osmaniye Şair ve Âşıkları Antolojisi

Nicedir okuyor, inceliyoruz... Osmaniye Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü nün "1" numaralı kültür yayını. Valilik, ilgili müdürlüklerle birlikte, şehrin önde gelen şair, yazar, gazeteci, âşık ve öğretmenlerinden bir seçici kurul oluşturup antolojinin ortaya çıkmasına imkân hazırlamış. Kurulda okuyucularımızın yakından tanıyacağı usta yazar Osman Karataş ile genç şair Ahmet Doğru da yer alıyor. Kitaba yazdığı önsöz, Vali Zübeyir Kemelek in şiirle ne kadar içli dışlı olduğunu nasıl da gösteriyor. Keşke diyor insan, valilerimiz hep böyle olsa, sanata edebiyata yakın dursa: "Osmaniye ye gelmeden önce elbette; Karacoğlan, Dadaloğlu, Elbeylioğlu Deli Boran ı biliyordum. Günümüz âşık ve şairlerinden de Abdulvahap Kocaman ı, Âşık Feymanî yi, Bestami Yazgan ı, Tayyip Atmaca yı biliyordum." Osmaniye yi "Kaleler Şehri"nden "Şairler ve Âşıklar Şehri" olmaya taşıyan bu eserde, çoğunluğu Osmaniye doğumlu, bir kısmı ise Osmaniye yi yurt edinmiş yüzü aşkın şair ve âşığın şiiri yer almaktadır.

Su Edebiyat Dergisi

 İşte Osmaniye den çıkıp gelen bir başka yayın. İlk sayı. Ocak-Şubat 2007 tarihli. Osmaniye nin genç öncülerinden Ercan Sağlam, Ahmet Doğru, M. Çağan Azizoğlu, künyede görülen isimler. Onları eserleriyle destekleyenleri de sayalım: Çağrı Gürel, Mustafa Alper Taş, Çağatay Telli, Ali Dağcı, Orhan Oğuz. suedebiyatdergisi@hotmail.com adresinden isteyebileceğiniz dergiden "İsminle" başlıklı şiirden iktibas yapalım: "adın bende devamlı/ama/yok düşüyorum hanene/ ( ) şüphe diyorlar/ruhumdaki çatırtıya/oysa/adın yükleniyorum" (M. Ç. Azizoğlu).