Sıralama Hatası

Abone Ol

Ülkemizde bugüne kadar yapılanları sıraladığımızda altyapı yatırımları ilk sırada gelir. Bunu konut, eğitim ve sağlık alanındaki gelişmeler izler. Bugün üniversitesiz şehir kalmadı, sağlık hizmetlerine erişimde önemli ilerlemeler sağlandı ama nicelik meselesini çözmeye çalışırken nitelik meselesi göz ardı edildi. Arsaların, evlerin fiyatı değerlenirken, kültür, tarih ve doğa varlıklarımızın değeri unutuldu. Kentleşme hız kazandı ama doğa ve insan uyumu ihmal edildi. Sürekli artan riskleri yönetebilmek için yapılan sıralama hatasına dikkat etmek gerekiyor.

Bugüne kadar ağır basan nicelik, yerini niteliğe bırakmalıdır. “Üretimi desteklemeyen bir sistem, verimsiz yatırımlar, uzun dönemli üretim artışı sağlayan sanayi sektörü yerine inşaat sektörüne dayalı büyüme ile gidilebilecek yolun sonu refaha çıkmadı, çıkmayacak. Hatta sıralama yanlışından vazgeçilmezse, bu sorunlar üst üste birikip başımıza dert açacak! Uluslararası politikada, güçlünün peşine takılmanın bağımsızlığın yitirilmesi riskini taşıdığını Osmanlı’nın son dönemlerinden beridir gayet iyi bilinir”. Türkiye’de yönetim sistemi bir kez daha değişirken, uzun vadeli düşünmek ve dünyada ortaya çıkan yeni trendlere uygun bir sistem tasarlamak gerekiyor. Çünkü bugün önemli olan bilgiyi faydalı bir şekilde uygulayabilmektir.

Bunun için dünyadaki ekonominin işleyişi, insan ömrü, şehir yaşamı, ulaştırma gibi bir dizi alanda köklü değişimleri yakından takip etmek gerekiyor. Değişime ayak uydurmak için, iş ve çalışma yaşamı, vergi rejimi, sosyal güvenlik sistemi, finansal sistem, sağlık sistemi, eğitim sistemi gibi toplumsal yaşamın tüm alanlarına bütüncül bir perspektifle yaklaşılması gerekiyor. Bu süreçte dünyadaki en iyi uygulamalardan ilham almak gerekir. Kaliteli işler “yap-boz” taktiği ile olmaz, üstelik bu süreci yönetemezsek bizi kaotik bir gelecek bekliyor.

Yaşayarak öğrenenlere kulak vermek gerekiyor. Diyorlar ki; “Dünyanın bu karmakarışık hali, ekonomik sorunlarla dış politikanın iç içe geçmesine yol açıyor. Ortadoğu’yu tehdit eden jeostratejik riskler, küresel güç dengesinin sarsılması, dünyanın siyasi ve ekonomik güç merkezinin batıdan doğuya doğru kayması, gümrük tartışmaları Türkiye’yi de etkiliyor. Biz Türkiye olarak doğulu olduğumuz kadar batılı, batılı olduğumuz kadar doğuluyuz. Yeni fırsatlardan en iyi biçimde yararlanabilmek adına, hızla normalleşerek, özgürlükleri tesis ederek, gündemimizi uzun zamandır ihmal etmiş olduğumuz yapısal meselelere, reformlara ayırmalıyız.” Çünkü bize; bulduklarımız değil, aradıklarımız yol gösterecek.