YÖK‘ün üniversite giriş sınavlarında katsayı farkını kaldırmasından sonra gözler 28 Şubat sürecinin dayatmacı uygulamalarından birisi olan ilköğretimdeki kesintisiz eğitime çevrildi.
İmam Hatip Liseleri‘nin üniversitelerde istedikleri bölümlere yerleşmelerini engellemek için uygulanan katsayı farkının YÖK tarafından geçtiğimiz ay kaldırılmasından sonra 28 Şubat sürecinin dayatmacı uygulamalarından biri olan kesintisiz eğitimin ne zaman kaldırılacağı kamuoyu tarafından merakla bekleniyor.
Mesleki eğitimin önünü keserek, ülkenin ekonomisine de yıllardır büyük zararlar getiren 8 yıllık kesintimiz eğitim uygulamalarının ne zaman kaldırılacağı merak ediliyor. Milli Eğitim Bakanlığı‘nın bu yıl düzenlediği Eğitim Şurası‘nda ise kesintisiz eğitimin kaldırılmasına yönelik tavsiye kararı çıkmıştı. Gelinen noktada hükümetin bu dayatmacı uygulamayı ne zaman kaldırılacağı ise eğitim camiası başta olmak üzere ülke kamuoyu tarafından merak ediliyor.
Bu konuda gazetemize açıklamalarda bulunan Saadet Partisi Genel Sekreteri Tacettin Çetinkaya, kesintimiz ilköğretim uygulamasından vazgeçilmesi gerektiğini belirterek, "28 Şubat‘ın en önemli dayatmacı uygulaması 8 Yıllık Zorunlu Kesintisiz İlköğretim‘dir. Kesintisiz ilköğretim kanunu irtica paranoyalarının bir sonucu olarak çıkarıldı. Günlerce yoğun meclis görüşmelerinden ve muhalefetteki Refah Partisi‘nin bütün çabalarına rağmen kanun çıktı. İrtica paranoyalarıyla 28 Şubat uygulamaya kondu. Amaç İmam Hatip Liseleri‘nin yayılmasını ve İmam Hatip Liseleri mezunlarının bu ülkenin yönetiminde söz sahibi olmalarını engellemekti" dedi.
Çetinkaya, kesintisiz ilköğretim uygulamasının, dayatmacı, ilmi gerçeklerden uzak, pedagojiye aykırı, yanlış bir uygulama olduğunun altını çizerek, "Çocuğun yeteneklerini ve eğilimlerini köreltmektir. Tahakkümcüdür, aileyi dışlayarak gençliğimizin gelişiminin sadece devlet tarafından şekillendirmesi demektir. Tekelcidir, Sivil Toplum Kuruluşlarının katkısını hiçe saymaktır. Halkının tamamına yakınının Müslüman olduğu bir toplumda gençlerimizi ahlaki ve manevi eğitimlerden uzaklaştırmak demektir. Bütün bu yanlışlıklardan dolayı kesintisiz ilköğretim uygulanması neticesinde ülkemizdeki iki önemli tahribatı hep beraber yaşıyoruz" diye eleştirdi.
Açıklamasının devamında ise Çetinkaya, bu uygulama ile ailelerin kendi çocuklarına dini ve manevi eğitim vermelerinin de engellendiğine dikkatleri çekerek, "Bunun neticesi olarak gençlerimiz sistemli bir şekilde dinden uzaklaştırılmaya çalışıldı. Ahlaki çöküntünün temel sebebi dinden uzaklaşmaktır. Dininden ve maneviyatından uzaklaşan toplumlar ahlaken çökerler ve telafisi mümkün olmayan felaketlere uğrarlar. Bu nedenle ülkemiz ve insanlık için en önemli unsur "Önce ahlak ve maneviyat" prensibidir. Kesintisiz eğitimden dolayı vasıflı ara elemanı yetişmemektedir. Çocuklar 12 yaşından itibaren eğilimleri ne ise ona yönlendirilmelidir. Beş yıllık zorunlu öğrenimden sonra, diğer 3 yılda da yani orta kısımda öğrenciler, yetenek ve eğilimlerine uygun olarak eğitilmelidir. 8 yıldan sonra yani 15-16 yaşından sonra yetenek ve eğilimlere yönlendirmek anlayışı yanlıştır. 15-16 yaşından sonra yetenekleri geliştirmek daha zordur. Özellikle iş dünyası ve MÜSİAD, TÜSİAD, ASKON gibi işveren kuruluşları da; ara eleman yetersizliği ve bunun da ekonomimize ciddi zararlar verdiğini devamlı dile getirmektedirler. Hazırladıkları raporlarda ekonomik zararın boyutlarını gözler önüne sermektedirler" dedi.