Sıra bizde (mi)?

Abone Ol

Bir Müslüman, bir Hıristiyan, bir Yezidi, güzel meyvelerle dolu bir bahçeye girdi.

Meyvelerden yerken, bahçenin sahibi geldi. Kendince şöyle düşündü:

“Ben şimdi bunların üçüne birden saldırsam, hepsi birlik olup beni haklar. O yüzden bunları tek tek halletmeliyim.”

Plan yaptı.

Önce Yezidi’ye yöneldi:

“Hadi bu benim Müslüman kardeşim. Aynı Allah’a, aynı Peygambere, aynı Kitaba inanıyoruz. Bu da Hıristiyan kardeşim. Yarım yamalak da olsa Allah’a inanır. Tahrif edilmiş olsa da bir kitabı vardır. Oysa sen ne Allah tanırsın, ne de kitap.  Onlar neyse de sen benim bahçeme nasıl girersin” dedi ve başladı Yezidi’yi dövmeye…

O sırada Müslüman ile Hıristiyan, kendi aralarında, “Adam haklı. Bu Yezidi dayağı hak etti” diyorlardı.

Bahçenin sahibi, Yezidi’nin işini bitirdikten sonra, Hıristiyan’a yöneldi;

“Hadi bu benim Müslüman kardeşim” dedi.

“Aynı Allah’a, aynı Kitaba, aynı Peygambere inanıyoruz. Sen Allah’a inanıyorum dersin, Hz. İsa’yı Allah’ın oğlu edersin. İncil’i tahrif edersin. Hadi Müslüman kardeşim neyse de, sen benim bahçeme nasıl girersin!”

Başladı Hıristiyan’ı dövmeye…

Bizim ki kendi kendine, “Bahçenin sahibi haklı” diyordu;  “Bu Hıristiyan dayağı çoktan hak etmişti!”

O’nun da işini bitirdikten sonra, bahçe sahibi döndü bizim Müslüman’a;

“Ulan utanmaz adam. Sen Müslüman olacaksın. Helal-haram bileceksin, günah-sevap bileceksin, cennet-cehennem bileceksin. Hadi onlar neyse de, sen nasıl girersin benim bahçeme” diye başladı dövmeye.

Müslüman, bir yandan dayağı yerken, bir yandan da inliyordu:

“Yezidi’ye arka çıkacaktık! Yezidi’ye arka çıkacaktık! Yezidi’ye arka çıkacaktık”

***

Saddam zalimdi, `Dayağı hak etti’ dedik. Şimdi ne Saddam kaldı ne de Irak.

Kaddafi zalimdi, `Dayağı hak etti’ dedik. Şimdi ne Kaddafi kaldı ne de Libya.

Esad zalimdi, `Dayağı hak etti’ dedik. Şimdi ne Esad kaldı ne de Suriye.

Evet, Gezi olaylarından çok endişeliyim.

Ama asıl endişem; bağırdığımızda feryadımızı duyacak kimse kalmadı!

Allah’ım bize şuur ver. Hak etmiyoruz ama ülkemizi, milletimizi, Müslümanları koru…

Bize; Adaletinle değil Rahmetinle muamele et!

Affet.

Senegal’den Bakınca Türkiye

Senegal’e gitmiştik. Senegal, orta halli bir Afrika ülkesi. Ama bütün Afrika ülkeleri gibi her üç adımda bir, elini uzatan bir dilenciyle karşılaşmanız kaçınılmaz.

Şimdi anlatacağım ilginç olayı, Senegal ziyaretimiz sırasında tanıştığım bir Türk işadamı anlattı.

Senegal’in başkenti Dakar’da firması var.

Anlattığı olayı aynen aktarıyorum:

“Tanıdığım Senegalli bir aileyi, Türkiye’ye davet ettim.  Amacım onlara Türkiye’yi tanıtmak ve İstanbul’u gezdirmekti. Türkiye’ye hareket edeceğimiz gün evlerine gittim. Onlar da son hazırlıklarını yapıyor, evin hanımı valizlerini hazırlıyordu. Valizlerden bir tanesi dikkatimi çekti. Çünkü içine tıka basa ekmek doldurulmuştu. İster istemez, `Bunlar ne ’ diye sordum. Evin hanımı; çok normalmiş gibi, `Ekmek’ dedi. İyice şaşırdım. `Bu ekmekleri ne yapacaksınız ki Buradan Türkiye’ye ekmek mi götürülür ’ dedim. Cevabı beni şok etti; `Ama’ dedi. `Türkiye’de iç savaş var. Ekmek bulmakta zorlanabiliriz!’ Düşününce evin hanımına hak verdim. Elbette Türkiye’de bir iç savaş yoktu. Ama eski bir Fransız sömürgesi olan Senegal’de tüm medyayı Fransızlar kontrol ediyordu. Ve Türkiye ile ilgili çıkan haberlerin tamamı çatışma, terörist eylemler, protestolardan oluşuyordu. Türkiye ile ilgili tek bir olumlu haber vermiyorlardı. Bin bir dil döktükten sonra kadını, ekmek almasına gerek olmadığına, çünkü Türkiye’de bir iç savaş olmadığına ikna edebildim.”

***

Olay bu…

Sizin nasıl olduğunuz değil, nasıl gösterildiğiniz önemli.

Türkiye bir Afrika ülkesinden bile böyle algılanıyorsa, varın gerisini siz hesap edin.

Bence Gezi’ciler de, AK Parti de, bir kez daha düşünmeli.

Çünkü bu hesaplaşmanın faturasını tüm Türkiye ödüyor.