Siyonizmin esas hedefi Türkiye yi ele geçirmektir. Çünkü ülkemiz, üç kıtanın, yedi denizin odağındadır. Dünyanın stratejik bakımdan en kıymetli yerindedir.
Peygamber Efendimiz bu sebepten, İstanbul un fethini bizlere hedef olarak göstermiştir. Dört halife devrinden başlayarak, Emeviler, Abbasiler, Selçuklular devrinde bütün İslâm hükümdarları İstanbul u ve Anadolu yu fethetmek için çaba sarfetmişlerdir.
Siyonizm dahi 6500 sene öncesinde, yazılmış olan Kabbala gibi esatirî metinlerde, Fırat ve Nil vadilerini içine alan ülkemizi yani Arz-ı Mev udu, Siyonistlerin ele geçirmesini, en önemli gaye saymış ve planlarını buna göre düzenlemiştir.
Bu sebepten, Filistin de bir Yahudi devleti kurmak siyonistlerin ilk hedefidir. Bu hedef gerçekleşmiştir.
Siyonistler ikinci hedef olarak, Barzani aşiretinin aslen Yahudi kökenli olduğunu ileri sürerek, güneyimizde, yani Kuzey Irak ta, ikinci bir İsrail devleti kurmaya muvaffak olmuşlardır.
Yahudilerin bu aşamaya erişmeleri, Türkiye deki iktidarların gafleti sayesinde gerçekleşmiştir. Bizler "Millî Görüşçüler olarak bütün mesaimizi; siyasilerimizi ve halkımızı bu tehlike karşısında uyarmak için harcadık, maalesef uyarılarımıza kulak asan olmadı.
Beyan ettiğimiz gibi, siyonizmin esas emeli sadece birinci ve ikinci İsrail i kurmak değil, Barzani devletini kullanarak ülkemizi bölüp parçalayıp ele geçirmektir.
Türkiye nin bugünkü iktidarı ise bu büyük tehlikeyi, sadece PKKile mücadeleye indirgemiştir. Siyonist ABD ve İsrail ise bu gafletimize bıyık altından gülerek, öyleyse size Kandil dağındaki, PKK kamplarını bombalamak iznini verelim diyerek, aleyhimizdeki sinsi planlarını hem gözden kaçırmak ve hem de sırası geldiğinde, emellerini gerçekleştirmek için vakit kazanmak gibi bir kurnazlık göstermişlerdir.
Gafletten uyanmalı asla bu oyuna gelmemeliyiz. Bizim için en büyük hedef, ne pahasına olursa olsun sinsi bu ikinci İsrail oluşumunu ortadan kaldırmak olmalıdır.
Daha önce de tekrar tekrar yazdık, uyarıda bulunduk, önem verilmedi. Mühim olan bataklığı kurutmaktır dedik, sivrisineklerle noktasal mücadeleden kalıcı bir netice almakta fayda olmadığını ifade ettik ama İsrail in ve Bush un yapay tavırları, sırtımızı sıvazlayıp yüzümüze gülmeleri, bizimkileri o derece etkiledi ki, Şimon Perez gibi bir Müslüman katilini, TBMM ye davet ettiler, kürsümüzde konuşturdular, onu alkışlattırmakta bir beis görmediler. İlaveten 5 Aralık ta Erdoğan, 10 Ocak ta Cumhurbaşkanı Gül, ABD ye davet edildi. Birileri bu yaklaşımlar karşısında adeta keyfinden dört köşe oldu.
Bu politikalar, ameliyatlık hastaya, pansuman metodlarıyla, rahatlatmak kabilinden davranışlardır.
İşi ciddiye almak mecburiyetindeyiz. ABD ve İsrail in ülkemizi bölme aracı olarak sinsi ve kaçak bina inşaa eder gibi kurduğu Barzani oluşumunu mutlaka ortadan kaldırmamız icab ediyor.
Önce de temas ettiğim gibi, ABD, İncirlik üssümüzü, zehirli bir enjektör gibi kullanarak ocağımıza incir ağacı dikmeye çalışmıştır. Hâlâ da çalışıyor.
Görülüyor ki bugün;
"Yeni bir dünya kurulur, Türkiye o dünyada yerini alır" diyerek, yeni ve etkili bir politika başlatmak noktasındayız.