Sınav bir eğlencedir

Abone Ol

"Normal"i olmayan bir ülkede yaşadığımız için sınavlar bile işkenceye dönüşüyor. Ne yazık ki siyasetten eğitime, spordan hukuka kadar her konuda aşırılıklar yaşıyoruz. Birileri "normal"i "anormalleştirmek" için elinden gelen gayreti ardına koymuyor. Hayat olağan seyrinde giderken, "Ben  böyle hayata, hayat mı derim" narasıyla ortalığı karıştırmaktan zevk alanlardan tutun da, hayatın olağan akışı içinde seyretmesi gereken sınavları, hayatın en çekilmez işi haline getiren uzman ve yöneticilere kadar herkes iş başında

Geçen hafta (10 Haziran 2007) özel, fen ve anadolu liseleri için Ortaöğretim Kurumları Sınavı (OKS) yapıldı. Bugün de Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) yapılıyor. Okullar kategorik hale getirildiğine göre, buralara girebilmek için sınav yapılmayacak da ne yapılacak Kaldırdığınızı söyleseniz de, öğrenci yerleştirme biçimini başka bir kılığa soksanız da, hepsinin de varacağı nokta yine aynıdır: Sınav.

Ben sınavsız hayata hayat mı derim

Çünkü neresinden bakarsanız bakınız, hayat başlı başına bir sınavdır. "Hayat"ı insan gibi yaşamak istiyorsanız, sınavdan kaçamazsınız. Sınavlar hayatın tuzudur, biberidir. Çalışanla çalışmayanın, bilenle bilmeyenin, okuyanla okumayanın, iş yapanla yapmayanın, daha ileri gitmek isteyenle gitmek istemeyenin ayırt edildiği en önemli ayraçtır sınav... "Hayır ben sınavsız da alırım" derseniz, aslında bu da mümkündür. Çünkü alacağınız kişi / kişiler bellidir, o sizin nazarınızda sınavı başarmıştır da onun için alıyorsunuzdur.

İş veren olarak iş yerinize eleman alacaksınız. Böyle bir durumda ne yaparsınız Her geleni, ya da çevrenizde bulduğunuz herhangi bir özelliği olmayan kimseleri mi alırsınız, yoksa işinizin özelliğine göre eleman mı seçersiniz "Ne olursa yaparım" diyenlerin kapıdan içeri alınmadığı bir ortamda, sınavsızlıktan nasıl dem vurabilirsiniz

Hastahaneye sağlık elemanı alacaksınız, bu alanında eğitim görmüş, kendini yetiştirmiş elamanı mı tercih edersiniz, yoksa inşaatta çalışan herhangi birini mi Meselâ öğretmene ihtiyacınız var diyelim. Ne yapacaksınız Elbette bu alanda eğitim görmüş birini, "çocukları eğitsin" diye görevlendirmek için ya sınav yapacaksınız ya da bu amaçla yetiştirdiğiniz kişiyi atayacaksınız.

Yanlış olan ne

Yanlış olan sınav denilen olağan bir olguyu, olağanlıktan çıkartıp ortamı ve kişileri germek suretiyle görev icra ettiğini sanan kimselerin yaptığıdır Herkes kapasitesine, becerisine, çalışmasına, anlamasına ve kavramasına göre gitmesi gereken yere gidecektir / ya da gitmesi gerekir. Bunların konuşulmuş ve tartışılmış olması yanlıştır.

Gençler okumak istiyorlar. Bundan gurur duyup, onların okuması için daha geniş imkânların hazırlanması amacıyla mücadele vermek gerekirken, bundan rahatsız olmak yanlıştır.

Okullar inşa edelim ülkenin her tarafına, en ücra köşesine kadar "Bir okul yapmak bir hapishane kapatmaktır" demiş bir düşünür, ne güzel demiş İş arayana iş vermek için iş alanları oluşturmak suretiyle gençlerimize yardımcı olmak, okumak isteyenlere okuma imkânı sunmak varken, öcü haline dönüştürülen sınavlarla buraları daraltmak yanlıştır.

"Kavgacı YÖK" üniversite açılmasından, yeni öğretim elemanlarının alınmasından rahatsız oluyor. Sevinmesi, gurur duyması gerekirken engel olmaya çalışıyor. Kalifiye elemanlar yetiştirmesi gerekirken siyasî bir parti gibi "politika" yapıyor, işte bunlar yanlıştır. Doğru ya da eğri iletişim merkezli anlayışta öğrenci "müşteri" olarak görülür. Nerede görülmüş müşterinin bolluğundan rahatsız olan patron Meşhur sözü hatırlayalım: Müşteri velinimettir. Bunun aksini düşünmek yanlıştır.

Meşhur meseldir: Tilkiyi pişmiş tavukla taşlamışlar. Tilki ellerini havaya kaldırıp "Rabbim, gazabını artır" diye dua etmiş

Tilki bile böyle yaparken, günümüz eğitim yöneticileri, "Şu öğrenciler olmasa okulları ne güzel idare ederim" diyen anlayışın devamcıları

Ey milletin imkânlarını yiyip içenler! Yiyip içmeleri yetmiyormuş gibi bir de millete caka satanlar! Çözüm üretiniz, varlık hikmetinize ihanet etmeyiniz, hizmet ediniz hizmet

Gençlerin velinimet olduğunu bilseniz, "emredici" eda içinde asla olmazsınız. Onları eften püften sebepler yüzünden kırmazsınız. Hangi tüccar müşterisine, "Ben sana mal satmam" der. Böyle diyen tüccarın dükkânında incir ağacı bittiğini herkes bilir. Fakat size emanet edilen "dükkân"ın kıymetini bilmediğiniz için böyle davranıyorsunuz. Siz mirasyediniz, siz kıymet bilmez kimselersiniz. Bu yüzden de öğrencileri "sınav" fobisiyle korkutuyorsunuz. Çünkü yapabildiğiniz tek marifetiniz bu... Oysa sınav "seviye" belirlemedir, gençlerin önünü kesmek değil...

Elbette herkesin kendi seviyesini bilmek istemesi kadar doğal bir şey olamaz. Başka bir ifade ile sınav bir çek-aptır. İnsan böyle bir sınavdan niçin korksun ki Eksiğini görmek, seviyesini bilmek hakkı değil midir

Kendine güvenmeyen âlimin elinde ilim bir silâhtır. Bu yüzden "bizim köy"de yetkiler hep emredici, otoriter bir eda içinde verilmektedir. Daha "medeniyet"e ulaşamadık. İlim irfan ve medeniyet öğrettiğini sanan kurumlar medeniyet konusunda yaya kalmışlardır. Sonra da "muasır medeniyet seviyesine çıkmak"tan bahsetmezler mi, kahrediyorlar insanı

Sevgili gençler! Hayat bir "oyun"dur, sınav da onun "eğlence"si... İyi eğlenceler diliyorum.